<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Erciyes Haber - Kayseri Haber - Kayseri Son Dakika</title>
      <link>https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Kayseri'nin Haber sitesi Erciyes Haber, Kayseri haberlerini, Kayseri'den güncel son dakika gelişmelerini, Kayseri gündemini okurlarına sunuyor.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 16:05:00 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.erciyeshaber.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Bahar aylarında cildinizi sosyal medyaya emanet etmeyin]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/bahar-aylarinda-cildinizi-sosyal-medyaya-emanet-etmeyin/11629/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, ilkbahara girerken vatandaşların sosyal medya üzerinden popüler olan uygulamalara aldanmaması gerektiğini söyleyerek, Sosyal medyada görülen uygulamaların her cilt ve hasta için uygun olmadığını bilmek gerekiyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/bahar-aylarinda-cildinizi-sosyal-medyaya-emanet-etmeyin/11629/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, ilkbahara girerken vatandaşların sosyal medya üzerinden popüler olan uygulamalara aldanmaması gerektiğini söyleyerek, 'Sosyal medyada görülen uygulamaların her cilt ve hasta için uygun olmadığını bilmek gerekiyor' dedi.</p><p>Kıştan çıkarken cilt kusurlarının daha belirgin hale geldiğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, 'Artık kış mevsiminin yavaş yavaş kendini bahara ve devamında yaz mevsimine bırakmasıyla birlikte ciltte meydana gelen belli değişiklikler var. Kıştan çıkarken cildimizde özellikle gözenekli görüntü, lekelerin daha belirgin hale gelmesi, matlaşma, bulanık görüntü gibi cilt rahatsızlıkları, cilt ton eşitsizlikleri, renk tonu eşitsizlikleri gibi belirtiler daha belirgin hale gelmektedir. Özellikle kış mevsiminden çıkarken. Dolayısıyla hastalarımızın yaza girerken ciltlerini, derilerini, deri kalitelerini toparlamak yönünde belli talepleri olur bizden. Tabi ki bu döneme girmemiz ile birlikte yazın yapabileceğimiz uygulamalarda biz iyileşme süresinin uzun olduğu yahut ağır cilt soyucu tedavileri ağır tedavileri tercih etmiyoruz. Çünkü güneşin daha dik açı ile gelmesiyle birlikte bu uygulamalarla komplikasyon riskimiz artmaktadır. Neler yapabiliriz? Özellikle bu bahar döneminde yaza geçiş döneminde cildimizi hazırlamak için diye soracak olursak, bu dönemde özellikle kimyasal peelingler derin değil, hafif peeling, hafif soyucu işlemleri kullanabiliriz. Yine nem aşıları gibi uygulamaları rahatlıkla kullanabiliyoruz. Leke mezoterapileri dediğimiz özellikle görünen derin ve yüzey tabakalarındaki lekelenmelere yönelik mezoterapi işlemlerimizi yapabiliriz. Yine botoks uygulamalarını rahatlıkla bu mevsimde yaza geçiş aşaması da kullanabiliriz. Cilt tipine göre yine medikal cilt bakımlarını kullanabiliriz. Akneli ciltlerde yine rozalı ciltlerde özelliğine göre bakım rutininde hastalarımızın kullandığı ürünleri değiştirmekle birlikte bunları da yine kullanabiliriz' dedi.</p><p>Dr. Yücel, bahar ve yaz aylarına girerken özellikle güneş kreminin kullanılmasının önemli olduğunu söyleyerek, 'Tabi ki bu yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte işlemlerimizi yapabiliyoruz ama hastalarımızdan da talep ettiğimiz şeyler oluyor. Bunlar ne olabilir? Özellikle güneş kremini çok sık ve etkili şekilde kullanımını mutlaka öneriyoruz. Çünkü her yaptığımız işlem cildimizi birazcık daha hassas hale getirdiği için güneş ışınlarından komplikasyonlardan korunmamız için mutlaka SPF 30 yada 50 güneş kremlerini gün içerisinde 2-3 kere yenileyecek şekilde kullanmamız şart. Hatta tatil dönemlerinde tatilde gidilen dönemlerde de mutlaka şapka ve güneşi şeffaf şekilde geçirmeyen kıyafetlerle yani fiziksel bariyer dediğimiz kıyafetlerle de destekleyerek istenmeyen ultraviyole ışınlarının istenmeyen yan etkilerinden de kurtulmayı planlıyoruz. Bunlar da bizim hastalarımızdan talep işlemler oluyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'Sosyal medya yöntemleri her cilde uygun olmayabilir'</p><p>Dr. Muhammed Burak Yücel, sosyal medyada popüler olarak görülen uygulamaların her hastaya ve cilde uygun olmadığını söyleyerek, 'Belki bir diğer dikkat edeceğimiz nokta her işlemi sosyal medyada özellikle şu an popüler olan her işlemin her hastaya uygun olmadığını bilmek ve bunu mutlaka ehil ellerde dermatoloji uzmanların da mutlaka hastaların beklentilerini ve cilt özelliklerini, deri özelliklerini de bir araya getirerek yapabileceğimiz optimum şeyleri mutlaka doktor kontrolünde yapmak. Çünkü internette bazı görülen sosyal medyada popüler olan hemen sonuç aldığımız önce-sonra fotoğrafları arasında bizim ne yapıldığını bilmediğimiz ama mükemmel sonuç alınan işlemlerin bir o kadar da komplikasyon oranının arttığını bilmekte fayda var. Çünkü bizim için önemli olan Sürdürülebilir ve uzun süreli iyilik halleridir. Hemen yapılan işlemlerde bizim de sonuç alabildiğimiz uygulamalar olabilir. Ancak uzun dönemde 2 ay sonra 3 ay sonra tekrar kış aylarında yeniden girdiğimizde aynı sorunla örnek veriyorum leke tedavisi yapıldıysa o lekenin çok daha artmış ve nüksetmiş bir biçimde yahut roza hastalarında yahut akne hastalarında çok daha komplike ve nüksetmiş bir şekilde hastalar bize geri geldiği zaman bundan ne hasta hoşnut olacaktır ne hekimin istediği bir sonuç olacaktır. Önemli olan uzun süreli sürdürülebilir iyilik halidir sağlık uygulamalarında, dermokozmetik uygulamalarında. Dolayısıyla sosyal medyada popüler olan her işlemin her hasta grubu için uygun olmadığını bilmek çok önemli. Mutlaka doktor kontrolünde cildin ihtiyacına göre, ihtiyaçlarına göre uygun her iki tarafında hastanın ve hekimin beklentilerini karşılayacak şekilde bir planlama yaparak uzun süreli iyilik halini sürdürmek ve yaz dönemini geçirerek tekrardan sonbahar döneminde cildimiz hazırlamak önemlidir diyebiliriz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bahar-aylarinda-cildinizi-sosy_1776067383_hxqcLF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bahar aylarında cildinizi sosyal medyaya emanet etmeyin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bahar-aylarinda-cildinizi-sosy_1776067383_hxqcLF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda sık kulak çekmesine dikkat]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine-dikkat/11557/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine-dikkat/11557/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü&#39;nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi.</p><p>Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5&#39;inde 3 yaşına kadar görülebiliyor. Kulak ağrısına yol açan enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmediğinde işitme kayıpları yaşanabiliyor. Konuşma kabiliyeti olmayan küçük çocuklar ve bebekler ise ağrının varlığını kulaklarını çok sık çekerek belli edebiliyor.</p><p>Çocuklarda kulak ağrısının 8 nedeni</p><p>Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda kulak ağrısının nedenleri ile ilgili verdiği bilgilerde, 'Kulak enfeksiyonları ve diğer kulak, burun ve boğaz sorunları nedeniyle ebeveynler çocuklarını doktora çok sık getirmektedir. Çocuklarda kulak enfeksiyonlarının sık görülmesinin nedeni ise kulak zarının arkasında sıvı birikmesine neden olan östaki tüplerinin yetişkinlere oranla iyi çalışmaması ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Kulak enfeksiyonları, çocuklarda iştahsızlığa, uyku ve zamanla duyma problemine yol açmaktadır. Çocuklarda kulak ağrısının nedeni şunlar olabilir; Kulak enfeksiyonu, kulakta biriken sıvı, yüzücü kulağı, kulak kirinin kanalı tıkaması, kulağa sokulan ve orada sıkışıp kalan cisimler, kulak kanalının tahriş olması ya da ortaya çıkan yaranın olması, diş çürüğü veya diş çıkarma gibi bir diş probleminin varlığı ve sık tekrarlanan boğaz ağrısı' dedi.</p><p>Enfeksiyon aniden başlar</p><p>Enfeksiyonların aniden başladığını söyleyen Ertural, 'Çocuklardaki kulak enfeksiyonu çoğu zaman orta kulakta aniden ortaya çıkar. Orta kulak, kulak zarı ile iç kulağın arasında bulunan hava dolu boşluktur. Bu boşlukta, ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten hassas kemikler bulunur. Orta kulağı, boğaz arkasına bağlayan kanalda ise östaki tüpleri vardır. Bu tüpler kulaktaki hava basıncını düzenler ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmesini önler. Östaki borusundaki sorunlar ise orta kulak boşluğundan sıvı boşalmasının zorlaşmasına ve bu da işitme kaybına neden olabilir. Kulak enfeksiyonları da orta kulakta sıvı birikmesine yol açar. Sonuç olarak sıvı birikimi orta kulağın enfekte olmasının en önemli nedenidir' ifadelerini kullandı.</p><p>Ertural enfeksiyonlarla ilgili verdiği bilgilerde 'Orta kulak enfeksiyonları; virüsler veya bakteriler çocukların kulak zarının arkasındaki alandaki boşlukta enfekte olarak kulak ağrısına, ateş veya işitme kaybına neden olur. Genellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda sık rastlanan bu durum, özellikle de soğuk algınlığı sonrasında etkili olur. Orta kulak ile burnun arka kısmını birbirine bağlayan östaki tüplerinin gelişmemiş olması nedeniyle orta kulakta sıvı birikir. Bu nedenle zararlı bakteriler bu alanda çoğalır.</p><p>Dış kulak enfeksiyonları; en önemli nedeni dış kulak kanalının enfekte olmasıdır. Sonuç olarak ağrı veya akıntı ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar büyük çocuklarda yaygın bir durumdur. Aşırı suya maruz kalma (yüzücü kulağı), tırnak ya da pamuk çubuklarıyla kulak kanalının tahriş edilmesinden kaynaklanabilir' dedi.</p><p>Oluşmaması için önlem alınmalı</p><p>Enfeksiyonların oluşmaması için alınması gereken önlemleri sıralayan Ertural, 'Kulak ağrısı ile başlayan sürecin önlenmesinde, aşağıdaki yöntemler etkili olabilmektedir. Çocuklara grip aşısının sezon başında yaptırılması enfeksiyonun oluşma ihtimalini düşürecektir. Çocukların kulağı, pamuk çubukları veya sivri cisimlerle kesinlikle temizlenmemelidir. Mevsimsel nezlesi olan kişilerden çocuklar uzak tutulmalıdır. Diğer çocuklarla etkileşim halinde olan çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Bebeklere yatar vaziyette kesinlikle biberon verilmemelidir' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine_1775720524_f6TP4Q.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda sık kulak çekmesine dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine_1775720524_f6TP4Q.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi'ne 'Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri' ödülü]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-devlet-hastanesi-ne--yilin-yenilikci-saglik-profesyonelleri--odulu/11473/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi'nde görev yapan Operatör Doktor Zekeriya Çetinkaya, Doctorclub Awards 2025 Türkiye'nin Sağlık Ödülleri kapsamında 'Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri' ödülünü aldı.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-devlet-hastanesi-ne--yilin-yenilikci-saglik-profesyonelleri--odulu/11473/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nde görev yapan Operatör Doktor Zekeriya Çetinkaya, Doctorclub Awards 2025 Türkiye&#39;nin Sağlık Ödülleri kapsamında &#39;Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri&#39; ödülünü aldı.</p><p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nde görevli Operatör Doktor Zekeriya Çetinkaya, göz enfeksiyonlarının tanı ve tedavisine yönelik akıllı kontakt lens geliştirilmesi çalışması ile Doctorclub Awards 2025 Türkiye&#39;nin Sağlık Ödülleri kapsamında &#39;Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri&#39; ödülüne layık görüldü.</p><p>Hastane yönetimi tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada ise, 'Başta Başhekimimiz Uzm. Dr. Ali Çöl olmak üzere Kayseri Devlet Hastanesi ailesi olarak yürekten tebrik ediyor; başarılarının devamını diliyoruz' ifadelerine yer verildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kayseri-devlet-hastanesi-ne--y_1775305983_1NGIdf.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kayseri Devlet Hastanesi'ne 'Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri' ödülü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kayseri-devlet-hastanesi-ne--y_1775305983_1NGIdf.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Vücudundan 3,7 kiloluk tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/vucudundan-37-kiloluk-tumor-cikartilan-hasta-sagligina-kavustu/11446/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda gerçekleştirilen başarılı operasyonda vücudundan 3,7 kilo tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/vucudundan-37-kiloluk-tumor-cikartilan-hasta-sagligina-kavustu/11446/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı&#39;nda gerçekleştirilen başarılı operasyonda vücudundan 3,7 kilo tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu.</p><p>72 yaşındaki A.A.; sol kalça çevresinde yerleşim gösteren ve yaklaşık 3.7 kilogram ağırlığında olduğu belirlenen büyük yumuşak doku tümörü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar ile Öğretim Görevlisi Dr. Feridun Arat ve araştırma görevlilerinden oluşan uzman ekip tarafından başarıyla çıkarıldı. Yaklaşık 4 ay önce kalça bölgesinde şişlik ve hareket kısıtlılığı şikyetleri yaşayan hastaya yapılan detaylı tetkiklerin ardından ERÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji ekibi tarafından operasyon planlandı. Ameliyat sırasında tümörün çevre dokularla ilişkisi dikkatle değerlendirilerek, hayati yapıların korunması ile dev kitle başarıyla çıkarıldı. Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar; 'Bu tür büyük yumuşak doku tümörlerinin erken teşhis ve multidisipliner yaklaşım ile başarıyla tedavi edilebildiğini, benzer şikyetleri olan ve kısa süre içinde hızla büyüyen kitleleri olan kişilerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerekir' dedi.</p><p>Başarılı operasyon; Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri&#39;nin ileri cerrahi kapasitesini ve deneyimli sağlık kadrosunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/vucudundan-37-kiloluk-tumor-ci_1775201942_Denc3H.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Vücudundan 3,7 kiloluk tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/vucudundan-37-kiloluk-tumor-ci_1775201942_Denc3H.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[En ölümcül kanser türüne tarama önerisi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/en-olumcul-kanser-turune-tarama-onerisi/11416/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/en-olumcul-kanser-turune-tarama-onerisi/11416/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, akciğer kanserinin erken tanı konmasıyla birlikte tedavi sürecinin çok daha rahat geçeceğini belirterek, ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin kesinlikle bu testi yaptırmalarını gerektiğinin altını çizdi. Sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerektiğini aktaran Yetkin 'Akciğer kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en ölümcül kanser türüdür. Bu kanser en çok sigarayla ilişkilidir. Bununla bağlantılı olarak 50 yaş üstü kişilerde belli bir hesaplamamız bulunmaktadır. Belirli miktarda sigara içmiş kişiler için Sağlık Bakanlığımız kanser taraması önermektedir. Bizler de hem tütünün zararlarının farkındalığını artırmak hem de kanser taramalarının kimlere yapılması gerektiğini ve sigaraya bağlı oluşmuş solunum fonksiyon anomalilerini tespit etmek için arkadaşlarımızla birlikte bu etkinlikte bulunduk. Sigaranın pasif maruziyetinde bile insanlar, sigaranın oluşturduğu kanser hastalıklarına ve sadece kanserle ilişkili değil, birçok hastalığa yakalanabilmektedir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dediğimiz kalıcı solunumsal sıkıntılara da sebep olabilmektedir. Sigara içmeyi bırakın; sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerekmektedir. Sigara içilen ortamda güvenli bir süre yoktur; mümkün olan en kısa sürede o teması kesmek gerekmektedir. Sigara içen insanların ailesinde eğer kanser öyküsü varsa, 20 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtilerse veya 10 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtilerse; uzun süreli öksürük şikyetleri, iştahsızlık, gece terlemeleri ve kilo kaybı varsa mutlaka vakit geçmeden göğüs hastalıkları hekimine başvurmaları gerekmektedir' dedi.</p><p>'Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir'</p><p>Akciğer kanserinin tedavilerine değinen Yetkin, 'Uzun yıllarda gelişen ilaçlar ve immünoterapiler ile daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Bizim hedefimiz hastalığı erken dönemde yakalamak ve cerrahi ile birlikte hastaya uzun yıllar sağ kalım sağlayabilmektir. Cerrahi olamayan, sıçrama (metastaz) yaşanmış ve evresi ilerlemiş hastalarda ise tümörün tipine göre kullanılan ilaçlar değişiklik göstermektedir. Kemoterapiden daha masum sayılabilecek ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçlar ile tümörü stabil halde tutup hastaya uzun yıllar yaşam sağlanabilmektedir. Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir' şeklide konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/en-olumcul-kanser-turune-taram_1775052004_hP9lV0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ En ölümcül kanser türüne tarama önerisi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/en-olumcul-kanser-turune-taram_1775052004_hP9lV0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından vertigoyu azaltan besin önerileri]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/11384/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/11384/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; 'Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor' dedi.</p><p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, Ramazan ayı dolayısıyla ve yaz aylarının yaklaşmasıyla vatandaşların vertigoyla karşı karşıya kalabileceklerini söyledi. Vertigonun belirtilerine değinen Özger, semptomların daha az görülmesi ve vertigodan korunmak için beslenme önerilerinde bulundu. Paketli gıdalar ve dondurulmuş ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Özger; 'Ramazan süreci ve yazın gelmesiyle birlikte vücudumuzdaki sıvı oranı azalmaya başlıyor. Bununla birlikte vertigo ile karşılaşabiliyoruz. Vertigo ile beraber baş dönmesi, denge kaybı, bulantı ve kulak çınlaması gibi semptomlarla karşılaşabiliyoruz. Bunun sebebi, iç kulaktaki denge mekanizmasının bozulmasından kaynaklanıyor. Vertigonun tedavisinde beslenme büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte vertigonun beslenme ile ilgili olan tedavisini konuşacağız. Dondurulmuş gıda ürünlerini bu süreçte sodyum içerdiğinden dolayı önermiyoruz. Sodyum içeriği yüksek olan besinler vertigoyu tetikleyebiliyor. Paketli gıdalar ise katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz oranı, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor. Bu yüzden olabildiğince tuzlu gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Vertigo için kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalara da dikkat etmemiz gerekiyor. Kırmızı et ve dışarıdan aldığımız işlenmiş etler, kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar sınıfına giriyor. Bunların tüketimini azaltmamız gerekiyor. Kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar aynı şekilde kan dolaşımını etkileyerek vertigo semptomlarını artırabiliyor' şeklinde konuştu.</p><p>'Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor'</p><p>Bu süreçte alışkanlıkların değişmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Özger, kafein ve alkollü içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek; 'Bizler günde 2-2,5 litre kadar su tüketiminin artırılmasını istiyoruz. Akdeniz tipi beslenmeyi öneriyoruz. Akdeniz tipi beslenmede meyve tüketimi çok önemlidir. C vitamininden zengin meyveleri tüketerek; çilek, yaban mersini, ananas, narenciye, kayısı ve üzüm gibi besinlerin tüketimini artırabiliriz. Bu besinlerle vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabiliriz. Kuru yemiş olarak fındık, badem ve ceviz tüketimi de vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Sebze tüketimi olarak kuşkonmaz, ıspanak ve diğer yapraklı sebzelerden faydalanabiliriz. Brokoli ve biber gibi C vitamininden zengin sebzelerle birlikte bu süreci daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Ayrıca ne kadar az yağlı protein tüketirsek o kadar iyi olur. Derisiz tavuk, balık ve kinoa gibi besinlerle birlikte vertigonun oluşturduğu baş dönmesi azaltılabilir. Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor. Kafein ve alkol tüketimini olabildiğince kısıtlamalarını istiyoruz. Bunların yerine daha fazla taze meyve ve sebze tüketiminin artması, evde yapılan fırın yemeklerinin tercih edilmesi, tam tahıllı gıdaların tüketilmesi ve omega-3 açısından zengin beslenmek oldukça fayda sağlayacaktır. Evde kullandığımız dondurulmuş gıdaların tüketimini azaltalım. Kızartılmış ve paketli gıdalardan uzak duralım. Trans yağlı yiyeceklerden de uzak durmak vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olacaktır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-b_1774953903_S9inrc.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından vertigoyu azaltan besin önerileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-b_1774953903_S9inrc.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolon kanserine 'kolonoskopi' önerisi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanserine--kolonoskopi--onerisi/11383/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanserine--kolonoskopi--onerisi/11383/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi.</p><p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye&#39;de de mart ayının 'Kolon (Kolerektal) Kanseri Farkındalık Ayı' olarak kabul edildiğini dolayısıyla toplumsal bilincin artırılmasının hedeflendiğini, Türk Gastroenteroloji Derneği Kayseri Şubesi olarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde halkı bilgilendirmek amacıyla stant açtıklarını söyledi.  Bu stantta halka yönelik bilgi verici broşürlerin dağıtıldığını ve sözel olarak konu hakkında aydınlatma yapıldığını, kolonoskopi taraması için dhiliye-gastroenteroloji polikliniklerine başvurulmasının önerildiğini ifade etti.</p><p>'Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir'</p><p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon (kalın barsak) kanseri tüm dünyada hem kadın hem erkek hastalarda en sık görülen üçüncü kanserdir. Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Kolonoskopi işlemi ile erken tanı konmakta ve bu durum hayati önem taşımaktadır. Aile üyeleri ve akrabalarda kolon kanseri öyküsü varsa daha erken yaşlarda kolonoskopi yapılması önerilmektedir' dedi.</p><p>Doç. Dr. Sezgin, 'Karın ağrısı, rektal kanama, kilo kaybı, dışkılama zorluğu, barsak alışkanlığında değişiklik, yeni başlayan kabızlık, kansızlık gibi şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması ve kolon kanseri yönünden kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Daha önce kolonoskopi yapılan kişilerde kolonda polip tespit edilmiş ise takip edilmesi ve yeniden kolonoskopi yapılması gerekir' ifadelerini kullandı.</p><p>Kolon kanserinin risk faktörleri</p><p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon kanseri yönünden risk faktörleri; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, işlenmiş et tüketimi, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımıdır. Korunma yolları; lifli gıdalarla beslenmek, kırmızı et tüketimini azaltmak, fiziksel aktiviteyi artırmak ve tarama kontrollerini ertelememek çok önemlidir' şeklinde konuştu.</p><p>Doç. Dr. Sezgin, 'Kolon kanseri kolonda polip tespit edildiğinde polipektomi işlemi ile bu lezyonların alınmasından dolayı önlenebilir bir kanserdir. Bu nedenle Mart ayı kolon kanseri farkındalık ayı olarak ilan edilmiştir. Her yıl 81 ilimizde kolon kanseri farkındalığını artırmak, kolon kanseri taramasının önemini vurgulamak ve kişinin kolon, rektum ve anüs kanserine yakalanma riskini azaltmak için çeşitli etkinlikler gerçekleşmektedir' dedi.</p><p>Sezgin, 'Unutmayın, kolon kanseri taraması yaptırmak, sevdiklerinizle daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin çok kıymetli bir yoludur' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kolon-kanserine--kolonoskopi--_1774951742_VSyGFR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolon kanserine 'kolonoskopi' önerisi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kolon-kanserine--kolonoskopi--_1774951742_VSyGFR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ Hastaneleri'nde, minimal invaziv cerrahi yöntemiyle Kayseri'de ilk mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde-minimal-invaziv-cerrahi-yontemiyle-kayseri-de-ilk-mitral-kapak-ameliyati-gerceklestirildi/11245/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen tarafından Kayseri'de İlk defa minimal invaziv cerrahi yöntemle mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde-minimal-invaziv-cerrahi-yontemiyle-kayseri-de-ilk-mitral-kapak-ameliyati-gerceklestirildi/11245/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen tarafından Kayseri&#39;de İlk defa minimal invaziv cerrahi yöntemle mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen, yaptığı açıklamada 'Bu cerrahi, ana bilim dalımızda ve Kayseri&#39;de ilk defa uygulanması şehrimiz, üniversitemiz ve kliniğimiz adına son derece mutluluk verici olmuştur' dedi. Minimal invaziv (küçük kesi) mitral kapak ameliyatı hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Rifat Özmen, 'Göğüs kemiği (sternum) kesilmeden, kaburgalar arasından veya koltuk altından yapılan modern bir kalp cerrahisi yöntemidir. Bu teknik sayesinde daha az doku travması oluşmakta, ameliyat sonrası ağrı azalmakta ve hastaların iyileşme süreci daha hızlı gerçekleşmektedir. Hastalar genellikle 2-3 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebilmektedir.' dedi. Doç. Dr. Özmen; 'Çabuk yorulma ve nefes darlığı şikyetleri ile kliniğimize başvuran 60 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkik ve değerlendirmelerinde mitral ve triküspit kapaklarında ileri derecede yetmezlik olduğu tespit edildi. Hasta, Kalp Konseyi&#39;nde değerlendirilerek cerrahi müdahale kararı alındı. Ameliyat öncesi hazırlıkları tamamlanan hastanın minimal invaziv kapak cerrahisi için uygun olduğu belirlendi' diye konuştu. Doç. Dr. Rifat Özmen; 'Gerçekleştirilen operasyon sırasında onarım için uygun olmayan mitral kapak, mekanik protez kapak ile değiştirildi. Triküspit kapak ise ring anüloplasti yöntemi kullanılarak minimal invaziv cerrahi teknik ile başarıyla tamir edildi. Ameliyat sonrası takip ve tedavi süreci sorunsuz seyreden hasta, şifa ile taburcu edildi' ifadelerini kullandı.</p><p>Doç. Dr. Rifat Özmen, minimal invaziv kalp cerrahisi hakkında şunları kaydetti:</p><p>'Özel ekipmanlar kullanılarak gerçekleştirilen ve anestezi, perfüzyonist ve cerrahi ekiplerin uyumlu çalışmasını gerektiren multidisipliner bir süreçtir. Küçük kesi ile uygulanması yalnızca kozmetik avantaj sağlamakla kalmaz; aynı zamanda kan ve kan ürünü kullanımında azalma, daha az doku hasarı, hastanede kalış sürecinde kısalma ve hastaların günlük yaşamlarına daha erken dönmesi gibi önemli avantajlar sunar. Minimal invaziv cerrahi yöntemleri günümüzde yalnızca mitral ve triküspit kapak hastalıklarında değil; kalp odacıkları arasında bulunan ve ASD olarak adlandırılan deliklerin kapatılmasında, kalbin iyi huylu tümörlerinin cerrahisinde ve aort kapak ameliyatlarında da uygulanabilmektedir.'</p><p>Doç. Dr. Rifat Özmen son olarak 'Cerrahi işlemde desteklerinden dolayı üniversite ve hastane yönetimimize, ana bilim dalı öğretim üyeleri ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Hastamıza da şifalar diliyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde-minimal-in_1774354683_m1jqo5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ Hastaneleri'nde, minimal invaziv cerrahi yöntemiyle Kayseri'de ilk mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde-minimal-in_1774354683_m1jqo5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolon kanseri riskini artıran bu faktörlere dikkat!]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanseri-riskini-artiran-bu-faktorlere-dikkat/11238/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Doç. Dr. Karaca; Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanseri-riskini-artiran-bu-faktorlere-dikkat/11238/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Doç. Dr. Karaca; 'Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır' dedi.</p><p>Kolon kanseri (kolorektal kanserler); özellikle beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları nedeniyle son yıllarda sık görülüyor. Dünya genelinde en sık tanı alan üçüncü kanser türü ve kansere bağlı ölümlerin en sık ikinci nedeni olan kolon kanserinin, ülkemizde ve dünyada 45 yaş altında görülme sıklığı giderek artıyor. Ancak teşhis ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde yaşam kalitesi ve süresi artırılabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Karaca; 'Toplumdaki kolon kanseri vakalarının yüzde 70&#39;i farklı zamanlarda ve öngörülemez şekilde ortaya çıkmaktadır. Kalıtsal genetik mutasyonlara sahip durumlar, vakaların yüzde 3-5&#39;ini oluşturmaktadır. Hastaların yaklaşık yüzde 20- 25&#39;inde güçlü bir aile öyküsü bulunmaktadır. Yani kalıtsal bir mutasyon nedeniyle kolon kanseri ortaya çıkmaktadır. Kalıtsal genetik nedenli vakaların dışındaki kolon kanserinde tanı konulan ortalama yaş 65&#39;in üzerindedir. Ailede kolon kanseri vakasının olması, kişinin de bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Kalıtsal kolon kanseri ile ilgili mutasyonlar yani HNPCC, FAP ve Peutz-Jegher polipozisi gibi, kolon kanseri riskini artıran genetik durumlardır. Kolonoskopi taramasında belirlenen adenomlar: Kanser riski en yüksek seviyede polipler de (villöz adenomlar, tübülo-villöz adenomlar) görülmektedir. Ülseratif kolitin, iltihabi bağırsak hastalığı tanısından sonraki ilk 10 ila 20 yıl içinde tahmini yıllık kanser görülme sıklığı yüzde 0,5&#39;dir. Bundan sonra yılda ise yüzde 1&#39;e yükselmektedir. Crohn hastalığı, ileokolik bölgede mevcutsa kanser riskini artabilir. Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır. Kolon kanserinde klinik muayeneler ve tarama yoluyla erken teşhis, görüntülemedeki gelişmelerle daha doğru evre belirleme, cerrahi tekniklerdeki iyileşmenin yanı sıra kemoterapi ve radyasyondaki ilerlemeler sayesinde yaşam süresi uzamaktadır. Özellikle doğru planlanan kemoterapi, yeni nesil akıllı ilaçlar ve immunoterapiler sayesinde vücudun diğer bölgelerine yayılan kanserli hücrelerle mücadelenin başarısı artmaktadır. Kolon kanseri için uygulanan kemoterapi, vücuttaki hızlı büyüyen kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu ilaçlar genellikle damar yoluyla ya da tablet şeklinde ağızdan alınmaktadır. Kolon kanseri tedavisinde kemoterapi genellikle cerrahi, radyoterapi, hedefli tedavi (akıllı ilaçlar) veya immünoterapi gibi diğer tedavilere ek olarak kullanılır. Kemoterapi, iyileşme şansını artırmak ya da kanserin tekrarlama riskini azaltmak, belirtileri hafifletmek veya kanser hastalarının daha uzun ve daha kaliteli bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için kullanılır. Kemoterapi, cerrahi öncesi ya da sonrasında hastalarında sağ kalım oranını yükseltmektedir. Hastaların 4&#39;te 3&#39;ünün ameliyat sayesinde ek tedavi ile nüks oranları azalırken genel sağ kalımı iyileştirme çabası, kolon kanseri tedavisinin evriminde önemli bir adım olmuştur' ifadelerini kullandı.</p><p>Tekrarlama riskine karşı kemoterapinin önemine değinen Doç. Dr. Halit Karaca; 'Kolon kanseri ameliyatından sonra, varsa kalan kanserli hücreleri yok etmek ve tekrarlama riskini azaltmak için genellikle adjuvan kemoterapi olarak adlandırılan tedavi önerilir. Adjuvan kemoterapiye çoğunlukla kolon kanseri ameliyatından sonraki 8 hafta içinde başlanmaktadır. Ameliyattan sonra kansere dair hiçbir kanıt kalmasa bile, kanserin tekrarlama veya vücudun diğer bölgelerine yayılma (metastaz) riski yüksekse, adjuvan kemoterapi yine de önerilebilir. Kolon kanserinin bulunduğu bölgenin yakınındaki lenf düğümlerinde kanser hücreleri varsa, kalın bağırsakta kanser bölgesinde perforasyon adı verilen bir yırtık oluşmuşsa, kanser hücreleri, hızlı büyüyen ve yayılan, az farklılaşmış veya yüksek dereceli kanser hücreleri olarak adlandırılan türdense, kanser bağırsakta tıkanıklığa yani obstrüksiyona neden oluyorsa risk artabilmektedir. Bu durumda kişiye özel tedavi yöntemleri uygulanarak başarı şansı artırılmaktadır' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kolon-kanseri-riskini-artiran-_1774343162_TlD9AS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolon kanseri riskini artıran bu faktörlere dikkat! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kolon-kanseri-riskini-artiran-_1774343162_TlD9AS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir, kontrol altına alınması gerekir']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/uzmani-uyardi--miyop-dedigimiz-tablo-sadece-bir-goz-numarasi-degildir-kontrol-altina-alinmasi-gerekir-/11226/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; Miyop dediğimiz tablo, sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/uzmani-uyardi--miyop-dedigimiz-tablo-sadece-bir-goz-numarasi-degildir-kontrol-altina-alinmasi-gerekir-/11226/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; 'Miyop dediğimiz tablo, sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz' dedi.</p><p>Miyobun basite indirgenebilecek bir hastalık olmadığının altını çizen Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; 'Miyop, gözün ön-arka çapının normalden daha büyük olması ve kırma gücünün fazla olması nedeniyle çocukların görüntüleri net bir şekilde görememesi anlamına gelir. Bu, kontakt lens ve gözlüklerle netleştirebildiğimiz bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bir miyop pandemisinden bahsediyor. Öyle ki, 2050 yılına geldiğimizde her iki kişiden birinin miyop olacağını söyleniyor.  DSÖ, toplumsal olarak miyoba karşı önlem alınması gerektiği konusunda göz hekimlerini uyarıyor. Dolayısıyla, miyoba basit bir gözlük numarası olarak bakmamamız gerekiyor.  Önemli bir hastalıktır' dedi.</p><p>'Çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artıyor'</p><p>Miyobun; basit miyop ve dejeneratif miyop olarak ikiye ayrıldığı bilgisini veren Dr. Koç, dejeneratif miyop hakkında şu bilgileri verdi;</p><p>'Dejeneratif miyop dediğimiz tablo; 6 numaranın üzerinde olduğu, göz arkasında ciddi değişikliklerin bulunduğu ve hastanın görmesinin yüzde 100&#39;e çıkmadığı durumları ifade eder. Toplumda miyop çocukların sayısı arttıkça dejeneratif miyop sayısı da giderek artabilmektedir. Çocuğun göz numarasının 5 olması ile 10 olması arasında çok büyük farklar vardır. Eğer çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artarken, 3-5 derece miyop olan çocuklarda bu risk 9 kat artmaktadır. 5-7 derece miyop olan çocuklarda bu durum 22 katına çıkarken, 7 numaranın üzerine geldiğimizde risk 44 katına kadar çıkabilmektedir. Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz. Çocuklar bize geldiğinde bu çocukların dejeneratif miyopa gidip gitmeyeceğini anlamamız için gözün ön-arka çapının kaç olduğu bizim için çok önemlidir. Çocuğun normal büyüme döneminde bu ön-arka çap ortalama yılda 0.1 ile 0.2 milimetre arasında büyüme gösterir. Ancak bu durum 0.3 milimetreden fazla büyüme gösterirse bunu bir an önce tespit edip o çocuk üzerinde miyop kontrolünü başlatmamız gerekir'</p><p>'Çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir'</p><p>Çocuklarda göz derecesinin büyümeden ilerlemesinin durdurulmasının önemine dikkat çeken Dr. Koç; '18 yaşından sonra hastanın korneası uygunsa gözü lazerle çizerek 10 numaraya kadar göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Çizdirmeye uygun değilse, 15-20 numara olsa bile göz içi mercekler ile göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Ancak göz numarasını sıfırladığımız bir çocuk ile normalde sıfır numara olan bir çocuk göz sağlığı açısından birebir aynı değildir. Aileler ameliyatla numara sıfırlanınca miyoptan tamamen kurtulduklarını sanıyorlar. Biz ameliyatla göz numarasını sıfırlasak bile göz arkası hl büyük olduğu için yırtılma ve patlama riski devam etmektedir. Bu nedenle çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir. Aileler genellikle çocukları 6-7 derece miyop olduktan sonra araştırma yapıyor ve &#39;Nereye kadar ilerleyecek?&#39; sorusunu soruyorlar. Oysa çocuk 7 yaşındayken 1 numara miyopsa miyop kontrol programını başlatıp 6-7 numara olmadan kontrol altına almak çok daha önemlidir. Çocuklar saatlerce yakına bakmamalı, uzun süre kesintisiz okumamalıdır. Eğer 1 saat yakına bakıyorsanız mutlaka ara verip 10 dakika uzağa bakın. Sürekli yakına bakıp göz uyumunu artırmak miyop ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle 1 saat yakına bakıldığında gözleri 5-10 dakika dinlendirmek gerekir. Çocukların oda aydınlatmaları çok iyi olmalıdır. Oda ortamı loşsa miyop artışı görülebilir. Çocukların günde 1-2 saat açık havada vakit geçirmesi göz numarasının ilerlemesini yaklaşık yüzde 30 oranında durdurmaktadır. Dışarıda çocuk sürekli uzağa baktığı için yakına bakarken çalışan mekanizmalar devre dışı kalır ve miyop ilerlemesi yavaşlar. Çocukların karanlık ortamda tablet veya telefonla film izlemesi ya da oyun oynaması göz numarasını en çok artıran durumlardan biridir' ifadelerini kullandı.</p><p>'Miyop gözlüklerini çocukların 12 saat takması gerekiyor'</p><p>Miyop tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Koç; 'Ülkemizde yaklaşık 2 buçuk yıldır miyop kontrol camları bulunmaktadır. Göz numarasının ilerlemesini durdurmada faydasını gördük. Bu miyop gözlük camlarını mutlaka öneriyorum. Çocukların bu gözlükleri günde yaklaşık 12 saat takması gerekiyor. Ayrıca atropin sülfat damla ile gözün ön-arka çapındaki büyümeyi durdurabiliyoruz. Eskiden yüzde 1&#39;lik dozda kullanıyorduk ve yan etki olarak çocuklar yakını göremiyor, gözlerde kızarıklık oluşuyordu; ancak göz numarasını durduruyordu. Şu anda yapılan çalışmalarla çok daha düşük dozlarda bu yan etkilerin neredeyse hiç olmadığı ve miyop ilerlemesini durdurabildiği gösterildi. Benim miyopa karşı elimdeki en büyük silahlardan biri atropin damladır. Gözlük camlarına rağmen göz numarası ilerleyen çocuklara atropin damla veriyoruz. Ortokeratoloji lensleri ise &#39;gece lensi&#39; olarak bilinmektedir ve hastalardan oldukça iyi geri dönüşler almaktayız. Çocuk gece yatarken lenslerini takıyor, sabah kalktığında lensleri çıkarıyor ve göz numarası sıfır oluyor. Gün içinde başka lens kullanmadan ortokeratoloji lensleri sayesinde göz derecesi sıfır olabiliyor. Ayrıca bu lensler göz numarasının büyümesini yavaşlatıyor. Miyopun basit bir gözlük numarası olmadığını, bir toplum ve halk sağlığı sorunu olduğunu bilmemiz ve bu konuda bilinçli olmamız gerekiyor' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmani-uyardi--miyop-dedigimiz_1774264322_l1UuHy.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanı uyardı: 'Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir, kontrol altına alınması gerekir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmani-uyardi--miyop-dedigimiz_1774264322_l1UuHy.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yapay zeka doktorunuz değil]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/yapay-zeka-doktorunuz-degil/11217/</link>
            <description><![CDATA[Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, son dönemde yapay zekanın sağlık alanında da kullanılmaya çalışıldığını söyleyerek, Bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/yapay-zeka-doktorunuz-degil/11217/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, son dönemde yapay zekanın sağlık alanında da kullanılmaya çalışıldığını söyleyerek, 'Bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil' dedi.</p><p>Yapay zekanın bir doktor gibi görülmesinin doğru olmadığını söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, 'Tabii yapay zekanın gelişmesi ile birlikte hayatımızın her alanına da girmiş durumda. Elbette güzel alanlarda kullanılması mümkünken, farklı alanlara da kayıyor. En sonunda da sağlık alanında kullananların olduğunu görüyoruz. Tabii bir takım ön bilgileri ya da ansiklopedik bilgileri genel anlamda verebilir ama bir hekim gibi o analizi yapması çok mümkün olmayacaktır. O yüzden bizim işin kolayına kaçıp da yapay zekayı bir doktor gibi görmemiz çok da mantıklı değil' dedi.</p><p>Topuzoğlu, yapay zekanın bir araç olduğunu ve yardımcı olarak düşünülmesi gerektiğini söyleyerek, 'Son dönemde özellikle çok bilindik yapay zeka aracı gündeme geldi. Burada ne gibi dezavantajları var diye baktığımız zaman şunu görüyoruz bu bilgileri alıp, saklayıp, derleyip, toparlayıp daha sonra da farklı amaçlarla kullanabiliyorlar. Aslında bir demografik yapı da oluşturmuş oluyor. Son dönemde savaşlarda da gördüğümüz üzere toplumu bizden daha iyi tanıyarak ya da sokağımızı insanımızı daha iyi tanıyarak buna göre aksiyon alabiliyorlar. Bu da çok büyük güvenlik açıklarına sebebiyet verebiliyor. Düşündüğümüz zaman &#39;yapay zeka doktorunuz değildir&#39; demek çok doğru bir cümle. Çünkü bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil. Her zaman söylediğimiz gibi yapay zeka bir yardımcı olabilir, bir araçtır amaç olarak kullanılması çok doğru olmayacaktır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yapay-zeka-doktorunuz-degil_1774253522_AQsBSm.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yapay zeka doktorunuz değil ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yapay-zeka-doktorunuz-degil_1774253522_AQsBSm.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Alışılmış öfke normalleşiyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/alisilmis-ofke-normallesiyor/11207/</link>
            <description><![CDATA[Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/alisilmis-ofke-normallesiyor/11207/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, 'Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor' dedi.</p><p>İnsanların öfkesini dönüştüremediği zaman bir başkasına yönelttiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, 'Son dönemde artan şiddet olaylarını konuşurken sadece bireysel öfkeye bakmak yeterli olmaz. Çünkü şu anda yoğun bir duygu yönetememe krizi yaşıyoruz. Artık insanlar üzülmeyi de reddedilmeyi de hayal kırıklığı yaşamayı da kaybetmeyi de tolere edemiyorlar. Her şey çok hızlı her şey çok anlık her şey çok tepkisel bir halde ve bu yüzden de aslında artık bu hız kültüründe duygular işlenemiyor. Duygular bastırılıyor ve her bastırılan duygu ne yazık ki bir yerde patlak veriyor. Bir diğer mesele de artık şiddete çok fazla maruz kalıyoruz. Televizyonlar, diziler, haberler, sosyal medyadaki bütün içerikler. Biz maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor. Oysaki şiddet çoğu zaman güç göstergesi değil, regüle olamayan yani sakinleşemeyen bir sinir sisteminin çığlığı olarak gördüğümüz tablolar var. Duygusunu yönetemeyen insan davranışını da yönetemiyor ve bu noktada artık öfke tek başına bir problem değil, öfkeyle kişinin ne yaptığı problem haline geliyor. Bu aşamadan sonra artık bizim bakmamız gereken sadece çözüm olarak cezaları konuşmak değil. Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor. Yıllarca bastırılmış duyguların, yönetilemeyen öfkenin ve düşen bir tahammül eşiğinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu tepki de bu doğal hızda artık toplumda İnsanlar hayal kırıklığı ile baş etmeyi öğrenmez ise reddedilmeyi taşıyamazsa, öfkesini dönüştüremez ise artık o öfkeyi bir başkasına yöneliyor halde görüyoruz' dedi.</p><p>Hamurcu, bireylere çocuk yaşta öfkeyle başa çıkmanın öğretilmesi gerektiğini söyleyerek, 'Şimdi burada çözümü sadece tabi ki de cezaları konuşmak olarak göremeyiz. Aynı zamanda duygusal dayanıklılığı arttırmakla başlayabiliriz. Yani çocuklara küçük yaşta duygusal regülasyonu öğretmek, hayır ifadesi ile baş etmeyi öğretmek, reddedilmeyi kişisel bir yıkım olarak algılamamayı öğretmek, burada ebeveynlere ve topluma çok ciddi bir görev olarak düşüyor. Gerektiğinde de terapiyi zayıflık değil bir güç alanı olarak göstermek burada bizlere düşen en önemli görevlerden birisidir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki güçlü insan bağıran insan değil öfkesini yönetebilir insandır. Yani alışılmış sıralanmış öfke artık birçok kişi için bir tehdit haline gelmiyor ve &#39;ben de öfkemi bu şekilde gösterebilirim&#39; diye bir kelebek etkisi ile öfkenin yayıldığını artık toplumda da görmüş oluyoruz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/alisilmis-ofke-normallesiyor_1774164962_7k4zdQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Alışılmış öfke normalleşiyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/alisilmis-ofke-normallesiyor_1774164962_7k4zdQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünyada en sık görülen 3. kanser türüne mavi tişörtlerle dikkat çektiler]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/dunyada-en-sik-gorulen-3-kanser-turune-mavi-tisortlerle-dikkat-cektiler/11040/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi'nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla sağlık çalışanları hastalığa dikkat çekmek amacıyla mavi tişört giydi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/dunyada-en-sik-gorulen-3-kanser-turune-mavi-tisortlerle-dikkat-cektiler/11040/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi&#39;nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla sağlık çalışanları hastalığa dikkat çekmek amacıyla mavi tişört giydi.</p><p>Memorial Kayseri Hastanesi&#39;nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık ayı münasebeti ile farkındalık etkinliği düzenlendi. Sağlık çalışanları mavi tişört giyerek hastalığa farkındalık oluşturdu. Farkındalığa destek olan Kemal Oral, 'Eşim göğüs kanseri, ben kronik lenfosittik lösemi kanseriyim. Böyle özel günlerin farkında olmak güzel bir duygu. Bugün bizlerde hastaneye kontrol amaçlı geldik, bu etkinliği duyunca katılmak istedik' şeklinde konuştu.</p><p>'Hastalık kolay şekilde önlenebiliyor'</p><p>Kolon kanseri hakkında bilgiler veren Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Can Yalı 'Bizler Mart ayını Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediyoruz. Kolon kanseri zor bir hastalık olmasına rağmen kolay şekilde önlenebiliyor. Erken teşhis ve erken tedavi ile tedavi edilebiliyor. Kolon kanseri genellikle sessiz ilerler. Hastalar bu kanser ile ilgili çok şikyet yaşamazlar' ifadelerini kullandı.</p><p>'Yapılan tetkiklerle tesadüfen tespit edilebilir'</p><p>Kolon kanserinin çok sinsi bir kanser türü olduğunun altını çizen Dr. Ali Can Yalı, 'Yapılan tetkiklerle tesadüfen tespit edilebilir. Dışkıda gizli kan, kilo kaybı gibi sebepler ile kendini belli edebilir. Sessiz ilerlediği için mutlaka önceden farkına varmak amacıyla test yapmak gerekir. Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanser türleri arasında 3. sıradadır. Kansere bağlı ölümlerde de 2. sırada yer almaktadır. Kadınlarda erkeklere göre biraz daha az görülmektedir, erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Kolon kanserini yakaladıktan sonra erken ve geç tanı çok önemlidir. Erken tanı koyduğumuzda öncelikli tedavimiz cerrahi işlemdir. Cerrahi olarak kolon kanseri segmentini çıkartarak hastaları tamamen iyileştirebiliyoruz. Geç evrelerde yakalandığında ise hem tedavi zorlaşıyor hem de kemoterapi ve radyoterapi gibi birçok tedavi devreye girebiliyor' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dunyada-en-sik-gorulen-3-kanse_1773409684_osqY2b.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünyada en sık görülen 3. kanser türüne mavi tişörtlerle dikkat çektiler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dunyada-en-sik-gorulen-3-kanse_1773409684_osqY2b.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ramazan'da tok tutan karışım]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/ramazan-da-tok-tutan-karisim/11002/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri'de aktarlarda satılan karışım tok tutmasıyla Ramazan'da vatandaşlardan ilgi görüyor.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/ramazan-da-tok-tutan-karisim/11002/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri&#39;de aktarlarda satılan karışım tok tutmasıyla Ramazan&#39;da vatandaşlardan ilgi görüyor.</p><p>Kayseri&#39;de 13 yıldır aktarlık yapan Muhammet Hanzala Altun, orucu daha rahat tutmanın püf noktası olan tok tutan karışımın tarifini verdi. 1 çorba kasesine 4 yemek kaşığı yoğurt, 2 yemek kaşığı yulaf, keten tohumu gibi doyurucu besinlerin bulunduğu karışımı ekleyip tükettiğimizde daha rahat oruç tutulacağını belirten Altun, 'Zaten iftarla sahur arası çok bir süre olmuyor, vücut iftarda yenileni eritmiyor. Sahura uyanamayan kişiler için chia tohumu, keten tohumu, kinoa tohumu, ay çekirdeği içi ve yulaf karışımlarını tavsiye ediyoruz. Hem bağırsaklara iyi geliyor hem de midede bir kütle oluşturup tokluk hissi veriyor. Yatmadan önce 1 kse yoğurdun içine bu karışımdan 2 yemek kaşığı koyup tüketildiğinde ve üzerine 1 bardak ılık süt içildiğinde, sahura kalkmadan da vücutta enerji kaybı olmaz. Ayrıca tokluk hissi vererek orucu daha rahat tutmayı sağlar' şeklinde konuştu.</p><p>Altun, yapılan bu karışıma vatandaşların ilgi gösterdiğinin altını çizdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ramazan-da-tok-tutan-karisim_1773310862_CdIME2.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ramazan'da tok tutan karışım ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ramazan-da-tok-tutan-karisim_1773310862_CdIME2.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eren: 'Memede ele gelen her kitle mutlaka muayene edilmelidir']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/genel-cerrahi-uzmani-doc-dr-eren--memede-ele-gelen-her-kitle-mutlaka-muayene-edilmelidir-/10901/</link>
            <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile ilgili uyarılarda bulunarak erken teşhisin önemine değindi. Eren, Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/genel-cerrahi-uzmani-doc-dr-eren--memede-ele-gelen-her-kitle-mutlaka-muayene-edilmelidir-/10901/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile ilgili uyarılarda bulunarak erken teşhisin önemine değindi. Eren, 'Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir' dedi.</p><p>8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri hakkında bilgiler veren Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, hastalıkla mücadelede erken teşhisin önemine değindi. Meme kanserinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Eren, '8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle kadınlara şöyle seslenmek istiyorum. Siz iyi olursanız, siz yaşarsanız ancak çevrenize, ailenize bakabilirsiniz. Bilindiği üzere meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser. Biz; erken tanı konulduğunda meme kanserinin artık tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu biliyoruz. 3 şey öneriyoruz; meme kanser taramalarını ihmal etmemek gerekiyor. Kendi kendine meme muayenesi klinik meme muayenesi ve mamografik tarama öneriyoruz. Kendi kendine meme muayenesini 20 yaşı üzeri tüm kadınlara adet öncesi ve sonrasında öneriyoruz. Klinik meme muayenesi ise 20-40 yaş arasında hastanın meme kanseri riskine göre 2 ya da 3 yılda bir genel cerrahi uzmanı tarafından yapılmasını istiyoruz. 40 yaşından sonra ise her yıl mutlaka klinik meme muayenesi yapılması gerekiyor. 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlara ise mamografik tarama öneriyoruz. Toplumda genelde mamografinin zararlı olduğu ya da radyasyon saçtığıyla ilgili bir bilgi var. Mamografi zararlı değildir, bir uçak seyahatinde aldığınız radyasyon dozundan daha düşüktür. Yapılan bütün çalışmalar; yıllık düzenli olarak kadınlara mamografi çekmenin radyasyonla ilgili bir zarar olduğunu göstermemektedir' dedi.</p><p>Bazı hastalarda kanser riskinin daha yüksek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Eren, 'Neden bu kadar meme kanseri taraması üzerinde duruyoruz? Çünkü meme kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser. Bu nedenle bizim belki daha ele gelmeyen bir kitle aşamasında mamografi ile tespit edilmesini sağlamış oluyoruz. Bunun dışında bazı hastalar için meme kanseri riski daha yüksek olabiliyor. O hastanın kendisiyle ilgili birtakım faktörler, özellikle ailesinde hikayesi olan hastalarda daha sık kontroller ya da mamografiye ekstra olarak ultrason gibi tetkikler yapılması gerekebiliyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'Ülkemizde genç yaş meme kanseri sık görülmekte'</p><p>Kontrollerde ele gelen her memenin uzman hekim tarafından mutlaka muayene edilmesi gerektiğinin de altını çizen Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, 'Özellikle 40 yaş altı grup ve 65 yaş üstü grup için uyarıda bulunmak istiyorum. Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Ülkemizde maalesef Avrupa ve Amerika ülkelerine göre genç yaş meme kanserleri daha sık görülmekte. Bu nedenle ele gelen kitlenin iyi olduğunu düşünerek ihmal etmek, bizim erken teşhis şansımızı maalesef kaybettirebiliyor. Bir diğer grup ise yaşa bağlı çeşitli hastalıkları nedeniyle ya da fiziksel engeli nedeniyle farkında olmayan yaşlı kadınlarımız için geçerli. Anneannelerimizin, babaannelerimizin de kendi yakınları tarafından bu konuda farkındalık oluşturulmasını ve de düzenli olarak muayeneye getirilmesi konusunda hatırlatma yapmak istiyorum. Çünkü bu hastalarda da tanılar maalesef geç dönemde konulabiliyor' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/genel-cerrahi-uzmani-doc-dr-er_1772963822_4yiNzl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eren: 'Memede ele gelen her kitle mutlaka muayene edilmelidir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/genel-cerrahi-uzmani-doc-dr-er_1772963822_4yiNzl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor/10827/</link>
            <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kolon kanserinin belirtilerine değinerek erken tanının en büyük tedavi olduğunu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor/10827/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kolon kanserinin belirtilerine değinerek erken tanının en büyük tedavi olduğunu söyledi.</p><p>Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kalın bağırsak kanserinin belirtilerine ve tedavi süreçlerine değindi.</p><p>Kolon kanserinde hiçbir belirti olmasa dahi ailesinde kolon kanseri geçmişi varsa mutlaka 45 yaşında gelindiğinde kanser taraması yapılması gerektiğini söyleyen Kaplan, erken tanı ile kalın bağırsak kanserinden nerdeyse tamamen şifaya kavuşulacağını belirterek, 'Kalın bağırsak kanseri dünyada en sık görülen 3. kanser türüdür. Çoğu zaman önlenebilir bir kanserdir ve bu nedenle önem arz etmektedir. Öncesinde yapılan testlerle kolon kanserini erken tanımak, bağırsaklarda polip benzeri oluşumları görüp kolon kanserini tamamen önlemek mümkündür. Kolon kanserine yakalanan hastalar bizlere popodan kanama, kilo kaybı, ishal, kabızlık veya bağırsak hareketlerindeki düzensizliklerle gelir. Ciddi kansızlık ve ciddi kilo kaybı bazı hastalarda görülmektedir. Bu hastalarda acilen ve beklemeden kolonoskopi işlemi yapılmalıdır. Hiçbir belirti olmasa bile belli bir yaşın üstündeki bireylerin kanser taraması amacıyla, özellikle 45 yaşın üzerinde ve ailede kanser hikayesi varsa, kalın bağırsak taraması yapılması önerilir. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı bu durum için dışkıda gizli kan testi yapmaktadır. Sağlık ocaklarında ve KETEM&#39;lerde dışkıda gizli kan testi yapılmakta ve bunun sonucunda dışkıda kan tespit edilirse hastalar bize yönlendirilmektedir ve biz bu hastalara kolonoskopi yapmaktayız' şeklinde konuştu.</p><p>'Sigara, alkol kullanımı ve obezite kolon kanseriyle yakından ilişkili'</p><p>Sigara ve alkol kullanımının kolon kanseri riskini arttırdığını dile getiren Prof. Dr. Mustafa Kaplan, ailede kolon kanseri geçmişi varsa kesinlikle kolonoskopi yapılması gerektiğini söyleyerek, 'Dışkıda gizli kan testi genelde tarama amaçlıdır, tam bir tanı koymaz. Eğer bu durumlardan şüpheleniyorsak mutlaka bu hastalara kolonoskopi yapılması gereklidir. Ailede kalın bağırsak kanseri hikayesi olan varsa bu konuda daha dikkatli olunması gerekmektedir. Kolon kanserinin en sık belirtisi rektal kanama, dışkı renginde siyahlaşma, ciddi kilo kaybı, ishal ve kabızlık ile karın ağrısıdır. Kolon kanserinin en önemli sebeplerinden biri ailede kolon kanseri hikayesinin bulunmasıdır. Günümüzde sigara ve alkol kullanımı ile obezitenin kolon kanseriyle çok yakından ilişkili olduğu belirtilmiştir. İşlenmiş gıdaların tüketiminin artmasıyla da kolon kanseri görülmektedir. İnflamatuar bağırsak hastalığı, ülseratif kolit veya daha önce kalın bağırsağında polip görülen hastalar kolon kanseri açısından yüksek derecede riske sahiptir. Kolon kanseri erken tanı alırsa neredeyse tamamen hastalıktan kurtulmak mümkündür. Erken dönemde bir hastanın bağırsağında küçük bir polip gördüğümüz zaman bunu kolonoskopi ile çıkardığımızda hasta tamamen bundan kurtulabilmektedir. Ancak aynı polipi biz 5-6 yıl sonra gördüğümüzde kalın bağırsakta kalmayıp karaciğere ve diğer organlara sıçrayabilmekte ve daha sonra tedavisi çok zor olabilmektedir. Burada en önemli şey hastalara erkenden kolonoskopi yapılmasıdır. Mümkünse şüpheli kitlelerin çıkartılması gerekir. Eğer şüpheli bir durum varsa kesinlikle kolonoskopi yaptırılmasını öneriyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kolon-kanserinde-erken-tani-ha_1772614817_dyo6gQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kolon-kanserinde-erken-tani-ha_1772614817_dyo6gQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ramazan'da sporcular için beslenme önerileri]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/ramazan-da-sporcular-icin-beslenme-onerileri/10751/</link>
            <description><![CDATA[Ramazan'da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan,  Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/ramazan-da-sporcular-icin-beslenme-onerileri/10751/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ramazan&#39;da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan,  'Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır' dedi.</p><p>Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan&#39;da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, 'Ramazan&#39;da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir' ifadelerini kullandı.</p><p>'Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor'</p><p>Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, 'Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ramazan-da-sporcular-icin-besl_1772275142_cVqNCS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ramazan'da sporcular için beslenme önerileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ramazan-da-sporcular-icin-besl_1772275142_cVqNCS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hemoroid sanılan şikayetler ciddi sorunların işareti olabilir]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/hemoroid-sanilan-sikayetler-ciddi-sorunlarin-isareti-olabilir/10673/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/hemoroid-sanilan-sikayetler-ciddi-sorunlarin-isareti-olabilir/10673/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü&#39;nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p><p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların yüzde 80&#39;inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor.</p><p>'Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor'</p><p>Op. Dr. Ali Can Yalı, hemeroidin 2 çeşidi bulunduğunu söyleyerek, 'Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır. Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır.  Dış hemoroidler, anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir. İç hemoroidler de adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder' dedi.</p><p>Hemeroidin birçok nedeni olduğunu söyleyen Ali Can Yalı, 'Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır: Kronik kabızlık veya ishal. Dışkılama sırasında zorlanma. Aşırı derecede kilolu olmak. Tuvalette uzun süre oturma. Gebelik hali. Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı. Düzenli olarak ağır kaldırmak. Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır' ifadelerini kullandı.</p><p>Yalı, hemeroidle karıştırılan sorunlarla ilgili verdiği bilgilerde, 'Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir. Anal fissürler, anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir. Kolon poliplerinde de bu polipler kanserli olmayan, çoğu zaman yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailevi ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler.  Divertiküloz ve divertikülit de ise gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır.  Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hemoroid-sanilan-sikayetler-ci_1771999922_FIE2TP.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hemoroid sanılan şikayetler ciddi sorunların işareti olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hemoroid-sanilan-sikayetler-ci_1771999922_FIE2TP.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Reflü hastalarına altın değerinde tavsiyeler]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/reflu-hastalarina-altin-degerinde-tavsiyeler/10575/</link>
            <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan; reflü hastalarının Ramazan ayını rahat geçirebilmeleri için önemli tavsiyelerde bulundu. Prof. Dr. Kaplan; reflü hastalarının iftarda acı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durması gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/reflu-hastalarina-altin-degerinde-tavsiyeler/10575/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan; reflü hastalarının Ramazan ayını rahat geçirebilmeleri için önemli tavsiyelerde bulundu. Prof. Dr. Kaplan; reflü hastalarının iftarda acı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durması gerektiğini söyledi.</p><p>Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan; Ramazan ayı dolayısıyla uzun süren açlık veya sahurda yemeğin ardından hemen yatılması nedeniyle reflü şikayetlerinde artış meydana geldiğini kaydetti. Alınabilecek küçük önlemlerle reflüyü azaltmanın mümkün olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaplan, şu tavsiyelerde bulundu;</p><p>'Ramazan ayında uzun süre açlıktan sonra ağır yemekler yenilmesine bağlı olarak iftar saatlerinde reflü şikayetleri ve yine sahurdan sonra yemek yenilip direk yatılmasından dolayı reflü şikayetleri çok fazla olmaktadır. Biz de bunu polikliniklerimizde görüyoruz, özellikle Ramazan&#39;da uzun süren açlığın tetiklediği mide ağrıları ve reflü şikayetleriyle hastalar sıklıkla gelmektedir. Aslında alınabilecek küçük önlemlerle reflüyü azaltmak mümkündür. İftar vaktinde biraz daha hafif öğünler tercih edilmeli, reflüye sebep olabilecek acılı, baharatlı yiyeceklerden uzak durulabilir. Özellikle sahur vaktinde yemek yendikten sonra hemen yatılıyor. Burada biraz hafif yemekler tüketilmesi veya sahur vaktinin biraz öne çekilmesi önerilebilir. Meyve çayları, papatya çayı, rezene çayı gibi çaylar mide ağrılarını rahatlatabilir. Yine evde karbonat gibi yiyecekler varsa mide öz sütü için tavsiye edilebilir. Sigara da reflünün en önemli sebeplerinden birisidir. Ramazan&#39;da sigara içen kişilerin sigarayı bırakması da özellikle reflü şikayetlerinin azaltılması konusunda hastalara çok yardımcı olacaktır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/reflu-hastalarina-altin-degeri_1771577103_U5LdZ3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Reflü hastalarına altın değerinde tavsiyeler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/reflu-hastalarina-altin-degeri_1771577103_U5LdZ3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan: 'Ramazan'da vücudu susuz bırakmayın']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/gastroenteroloji-uzmani-prof-dr-mustafa-kaplan--ramazan-da-vucudu-susuz-birakmayin-/10514/</link>
            <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, Ramazan ayında vatandaşlara sahur ve iftar yemekleri ile ilgili tavsiyelerde bulunurken, günde 2-3 litre sıvı tüketiminin önemine değindi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/gastroenteroloji-uzmani-prof-dr-mustafa-kaplan--ramazan-da-vucudu-susuz-birakmayin-/10514/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, Ramazan ayında vatandaşlara sahur ve iftar yemekleri ile ilgili tavsiyelerde bulunurken, günde 2-3 litre sıvı tüketiminin önemine değindi.</p><p>Ramazan ayına sayılı günler kala vatandaşlarda iftar ve sahurluk telaşı had safhaya ulaşırken, uzmanlar da sağlıklı bir Ramazan geçirmek için tavsiyelerde bulundu. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, günde en az 2-3 litre su tüketilmesi gerektiğini ifade ederek, 'Ramazan ayı uzun süre yaz aylarına denk gelmekteydi. Bu da Ramazan&#39;daki uzun süreli açlıkla beraber hastalarımızda susuzluk ve buna bağlı böbrek ve karaciğer hastalıkları, mide rahatsızlıklarını görmekteydik. Ancak bu sene Ramazan ayının kış ayına gelmesi sebebiyle susuzluk biraz daha az rahatsız edici olacaktır. Ancak biz yine de vatandaşlarımızın günlük 2 ile 3 litre arasında sıvı tüketmesini tavsiye ediyoruz' dedi.</p><p>'Ağır yemeklerden kaçının'</p><p>Ramazan ayında iftar ve sahurlarda ağır yemeklerden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kaplan, 'Ramazan&#39;da malum 12 saat kadar bir açlık bekleniyor. Özellikle sahur yemeklerinin biraz daha hafif yenilmesini tavsiye ediyoruz. Sahur yemeklerinde mümkünse ağır olabilecek yağlı, kızartmalı, hamur işleri gibi yiyeceklerden uzak durulması, uzun süre tok tutacak yumurta, hurma, peynir, sebze, meyve gibi yiyeceklerin tüketilmesini özellikle tavsiye etmekteyiz. İftar saatlerinde de yine vatandaşlarımızın ağır yemekler tüketmesini istemiyoruz. Çünkü uzun süreli açlıktan sonra mide birden ağır yemeklere maruz kaldığı zaman reflü, hazımsızlık gibi şikayetler olabilmektedir. Bunun için mümkünse yemeklere bir hurma, çorbayla başlanması, ana yemeklerde ağır yemeklerin değil de mümkünse ızgara, tavuk gibi besinlerin tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Tatlı seçiminde de mümkünse sütlü tatlıları kesinlikle tavsiye etmekteyiz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gastroenteroloji-uzmani-prof-d_1771328163_uiLARz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan: 'Ramazan'da vücudu susuz bırakmayın' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gastroenteroloji-uzmani-prof-d_1771328163_uiLARz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi, Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde hizmete girdi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/cad-cam-dijital-protez-uretim-sistemi-nimet-bayraktar-agiz-ve-dis-sagligi-hastanesi-nde-hizmete-girdi/10427/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi'nin hizmete girdiğini duyurdu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/cad-cam-dijital-protez-uretim-sistemi-nimet-bayraktar-agiz-ve-dis-sagligi-hastanesi-nde-hizmete-girdi/10427/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi&#39;nde CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi&#39;nin hizmete girdiğini duyurdu.</p><p>'Bilgisayar destekli tarama, tasarım ve üretim teknolojisiyle protezler artık daha hızlı, daha hassas ve yüksek kaliteyle hazırlanacak' ifadeleriyle müjdeyi veren Başkan Büyükkılıç açıklamasında; 'Bir tıp hekimi olarak, bu modern sağlık yatırımının şehrimize kazandırılmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu önemli yatırımda desteklerini esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu&#39;na, Sağlık Bakan Yardımcımız Halim Özçevik&#39;e, Valimiz Gökmen Çiçek&#39;e, milletvekillerimize, İl Sağlık Müdürümüz Dr. Mehmet Erşan&#39;a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cad-cam-dijital-protez-uretim-_1770992644_Y8sjOW.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi, Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde hizmete girdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cad-cam-dijital-protez-uretim-_1770992644_Y8sjOW.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Arkadaş tavsiyesi ile sağlıkta Türkiye'yi tercih etti]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/arkadas-tavsiyesi-ile-saglikta-turkiye-yi-tercih-etti/10267/</link>
            <description><![CDATA[Hollanda'dan Türkiye'ye ilk kez gelen Mick Berends, sağlık kontrolünden geçmek için Memorial Kayseri Hastanesi'ni tercih etti. Berends, Hollanda'daki Türk arkadaşlarının tavsiyesi üzerine check up için Türkiye'ye geldiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/arkadas-tavsiyesi-ile-saglikta-turkiye-yi-tercih-etti/10267/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hollanda&#39;dan Türkiye&#39;ye ilk kez gelen Mick Berends, sağlık kontrolünden geçmek için Memorial Kayseri Hastanesi&#39;ni tercih etti. Berends, Hollanda&#39;daki Türk arkadaşlarının tavsiyesi üzerine check up için Türkiye&#39;ye geldiğini belirtti.</p><p>Amsterdam&#39;da yaşayan 27 yaşındaki Mick Berends&#39;e, Memorial Kayseri Hastanesi&#39;nde sağlık durumunun belirlenmesi için tam kapsamlı check up yapıldı. Berends, doktor muayenelerinin ardından MR, ultrason, kan ve idrar tahlillerinin yanı sıra efor testinden geçti.  Mick Berends&#39;ın herhangi bir sağlık sorunun olmadığı anlaşıldı.</p><p>Sağlık sistemi dikkat çekici</p><p>Mick Berends, sağlık sorunu olup olmadığını öğrenmek için 2 günlüğüne Türkiye&#39;ye geldiğini belirtti. Türkiye&#39;deki sağlık sisteminin dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, 'Şimdiye kadar önemli bir sağlık sorunu yaşamadım. Yaşadığım en önemli sağlık sorunu el bileğimi kırmamdı' diye konuştu.</p><p>Arkadaş tavsiyesiyle geldi</p><p>Düzenli olarak spor yaptığını ifade eden Mick Berends, 'Hollanda&#39;daki Türk arkadaşlarım ile check up konusunu konuşurken, bana Memorial Hastanesi&#39;ni tavsiye ettiler. Babam genelde check up için Almanya&#39;ya gider. Babama burada yaşadığım deneyimi anlatacağım. Eminim artık bundan sonra Türkiye&#39;yi tercih edecek' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/arkadas-tavsiyesi-ile-saglikta_1770367443_Pzh56j.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Arkadaş tavsiyesi ile sağlıkta Türkiye'yi tercih etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/arkadas-tavsiyesi-ile-saglikta_1770367443_Pzh56j.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-saglik-hizmetleri-kapasite-degerlendirme-toplantisi-gerceklestirildi/10189/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı Vali Gökmen Çiçek başkanlığında gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-saglik-hizmetleri-kapasite-degerlendirme-toplantisi-gerceklestirildi/10189/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı Vali Gökmen Çiçek başkanlığında gerçekleştirildi.</p><p>Valilik Toplantı Salonu&#39;nda gerçekleştirilen toplantıya Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Vali Yardımcısı Şenol Esmer, İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan ve Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Özyalçın katıldı. Toplantıda; il genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin mevcut kapasitesi, sağlık tesislerinin fiziki imknları, personel durumu ve hizmet sunumunda karşılaşılan ihtiyaçlar ele alındı.</p><p>Toplantı; İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan tarafından Kayseri&#39;deki sağlık altyapısının mevcut durumu ve hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında yapılan sunumun ardından sona erdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kayseri-saglik-hizmetleri-kapa_1770030603_uptgnr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kayseri-saglik-hizmetleri-kapa_1770030603_uptgnr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Grip ve geçmeyen öksürüğe akgünlük sakızı tavsiyesi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/grip-ve-gecmeyen-oksuruge-akgunluk-sakizi-tavsiyesi/10166/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri'de soğuk havaların etkili olmasıyla grip vakalarında artış olduğunu kaydeden aktar Hanzala Altun, geçmeyen öksürüğe akgünlük sakızını önerdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/grip-ve-gecmeyen-oksuruge-akgunluk-sakizi-tavsiyesi/10166/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri&#39;de soğuk havaların etkili olmasıyla grip vakalarında artış olduğunu kaydeden aktar Hanzala Altun, geçmeyen öksürüğe akgünlük sakızını önerdi.</p><p>Kayseri&#39;de 13 yıldır aktarlık yapan Muhammet Hanzala Altun; gribin ve öksürüğün eskisinden daha sert geçtiğini söyledi. Ihlamurun eksik edilmemesini söyleyen Altun, öksürük ve akciğerleri temizlemek için akgünlük sakızını önerdi. Kış aylarının bastırmasıyla grip salgını ve geçmeyen öksürüğe doğal tavsiyelerde bulunan Altun, 'Şu anda ortada bir salgın var. Hem öksürük hem nezle ve grip. Bu öksürük öncekiler gibi değil vücutta daha fazla kalıyor. Eskiden 1 haftada geçen grip şimdi geçmiyor. Biz bu grip için C vitamini tarzı şeyler öneriyoruz. Zaten ıhlamur hayatımızdan asla eksik etmememiz gerekli. Narçiçeği, zencefil öneriyoruz. Öksürük ve akciğerleri temizlemek içinde akgünlük sakızı, andız pekmezi, keçiboynuzu özü öneriyorum. Karadut özü çocuklarda daha etkili, öneriyorum. Bunların yanı sıra kullana bileceğiz kış çayı tazıdan da olur. Ekinezya çayları kaynatılıp tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Yetişkinlerde pekmezleri sabah akşam 1 er tatlı kaşığı, çocuklarda ise günde 1 tatlı kaşığı kullana bilirsiniz. Bizim tek isteğimiz doğal ve bilindik yerden alınmasını tavsiye ediyoruz' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/grip-ve-gecmeyen-oksuruge-akgu_1769951762_eQz2mo.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Grip ve geçmeyen öksürüğe akgünlük sakızı tavsiyesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/grip-ve-gecmeyen-oksuruge-akgu_1769951762_eQz2mo.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye'nin en büyük diş hastanesi ilk hastalarını aldı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/turkiye-nin-en-buyuk-dis-hastanesi-ilk-hastalarini-aldi/10109/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye'nin en büyük diş hastanesi olan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi'nin yeni Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç beraberinde ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile yeni hastane binasını inceleyerek, bilgi aldı.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/turkiye-nin-en-buyuk-dis-hastanesi-ilk-hastalarini-aldi/10109/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye&#39;nin en büyük diş hastanesi olan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi&#39;nin yeni Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç beraberinde ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile yeni hastane binasını inceleyerek, bilgi aldı.</p><p>399 diş ünit sayısı yılda 450 binin üzerinde hastanın tedavi edilmesi planlanan Türkiye&#39;nin en büyük diş hastanesi olan ERÜ Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı. İlk hastalarını alan yeni hastane binasını ziyaret eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile birlikte Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan Topçuoğlu ve Başhekim Prof. Dr. Sezer Demirbuğa&#39;dan hastane hakkında bilgi aldı. Ziyaretinde hastalar ile de sohbet eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek; hastanenin hayırlı olması temennisinde bulunarak, yeni binanın şehre kazandırılmasında emeği geçen Rektör Prof. Dr. Fatih Altun ve ekibine teşekkür etti. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun&#39;un geçtiğimiz günlerde ERÜ&#39;ye yaptırılacak olan 800 yataklı yeni Tıp Fakültesi Hastanesi&#39;nin müjdesi ile çok mutlu olduklarını belirten Vali Gökmen Çiçek, bugünde Türkiye&#39;nin en büyük Diş Hastanesi&#39;nin yeni hizmet binasını gezince gururlandıklarını söyledi. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun&#39;un büyük mücadeleler vererek, bu hastane binasını şehre kazandırdığını belirten Vali Gökmen Çiçek, artık muayene randevusu konusunda hastaların hiç bir sıkıntı yaşamayacağını söyledi.</p><p>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ise yaptığı konuşmada ERÜ Diş Hastanesi&#39;nin sağlık alanında önemli bir bina olduğunu belirtti. Erciyes Üniversitesi&#39;nin sağlık alanında bölgeye hizmet veren bir pilot kurum olduğuna dikkat çeken Başkan Dr. Büyükkılıç; 'ERÜ Hastaneleri Kayserimizin gururu. Sağlık camiasında insanlara olarak böyle güzel tesisleri görünce içimiz açılıyor. İnsanda güven duygusu oluşturuyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz' dedi. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun da yaptığı konuşmada Diş Hastanesi&#39;nin yeni binası ile  214 diş ünit kapasitesinden, 399 ünit kapasitesine çıkarıldığına ve mevcut binada yılda 322 bin hastaya hizmet verirken, yeni bina ile 450 binin üzerinde hastaya hizmet vereceklerini söyledi. 41 bin metrekare kapalı alan ile Türkiye&#39;nin en büyük diş hastanesi olduğunun altını çizen Rektör Prof. Dr. Altun, şunları kaydetti;</p><p>'Yeni diş hastanemiz ile kapalı metrekare alan ve ünit sayısı ile Türkiye&#39;nin bir numarası olmuş durumdayız. Yeni binamız sadece Kayserimize değil, bölgemize hizmet verecek bir bina. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın bu binanın kazandırılmasında destekleri çok önemli. Bu yapının maliyeti 1 milyon 260 milyon TL. Yapım süreçlerinde Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Sayın İbrahim Şenel, Kayseri Valimiz Sayın Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Dr. Memduh Büyükkılıç&#39;ın da bizlere her türlü desteği vermeleri önemli oldu. Peyzaj çalışmasına destek olan Melikgazi Belediye Başkanı Sayın Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu da emeğini hiç esirgemedi bizlere. Ben desteklerinden dolayı herkese teşekkür ediyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-nin-en-buyuk-dis-hasta_1769692444_MVRloa.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye'nin en büyük diş hastanesi ilk hastalarını aldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/turkiye-nin-en-buyuk-dis-hasta_1769692444_MVRloa.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diş sağlığında lider Kayseri'de büyükşehir ile onlarca kırsal mahalleye diş sağlığı desteği]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/dis-sagliginda-lider-kayseri-de-buyuksehir-ile-onlarca-kirsal-mahalleye-dis-sagligi-destegi/10085/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç'ın hizmete sunduğu önemli sağlık hizmeti Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği, 2025 yılında Kayseri'de onlarca kırsal mahallede yaklaşık binlerce kilometre yol alarak, vatandaşın, sağlık hizmetini ayağına götürdü.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/dis-sagliginda-lider-kayseri-de-buyuksehir-ile-onlarca-kirsal-mahalleye-dis-sagligi-destegi/10085/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç&#39;ın hizmete sunduğu önemli sağlık hizmeti Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği, 2025 yılında Kayseri&#39;de onlarca kırsal mahallede yaklaşık binlerce kilometre yol alarak, vatandaşın, sağlık hizmetini ayağına götürdü.</p><p>Kentteki yerel yönetim faaliyetleri içerisinde sosyal belediyecilik ve gönül belediyeciliğine özel önem vererek bu türden hizmetleri önceleyen Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda çalışmalarına devam ediyor.</p><p>71 mahallede 2 bine yakın vatandaşa ulaşıldı</p><p>Büyükkılıç&#39;ın &#39;insanı yaşat ki devlet yaşasın&#39; prensibi ile hareket eden Büyükşehir, özellikle kırsal kesimlerde diş sağlığı hizmetine ulaşımda zorluk yaşan vatandaşlara yönelik başlattığı Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği hizmetine devam ediyor.  Bu çerçevede sürdürülen hizmetlerde 2025 yılında 71 mahalle ziyaret edilerek ağız ve diş sağlığı noktasında ihtiyacı olan toplam bin 724 vatandaşa ulaşıldı.</p><p>Yaklaşık 10 bin kilometre yol kat edildi</p><p>Sağlık personeli Nimet Bayrakdar Ağız ve Diş Hastanesi tarafından görevlendirilen ve İl Sağlık Müdürlüğü&#39;nün de destek verdiği Büyükşehir Belediyesi Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği, 2025 teki 1 yıl boyunca toplam 9 bin 555 kilometre yol alarak vatandaşlara ulaştı ve bu önemli sağlık hizmeti gerçekleştirdi.</p><p>Vatandaşların büyük memnuniyetini kazanan Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği, 6 Şubat depremleri sonrasında da hemen bölgeye intikal ederek 15 binden fazla depremzede vatandaşa ağız ve diş sağlığı hizmetini gerçekleştirmişti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dis-sagliginda-lider-kayseri-d_1769598603_CGcba9.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diş sağlığında lider Kayseri'de büyükşehir ile onlarca kırsal mahalleye diş sağlığı desteği ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dis-sagliginda-lider-kayseri-d_1769598603_CGcba9.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kapalı cerrahide 4 önemli avantaj]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kapali-cerrahide-4-onemli-avantaj/10075/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Ali Can Yalı, kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarla ilgili bilgi verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kapali-cerrahide-4-onemli-avantaj/10075/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü&#39;nden Op. Dr. Ali Can Yalı, kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarla ilgili bilgi verdi.</p><p>Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlar olarak bilinen laparoskopik cerrahi, ileri teknolojinin ve deneyimin birleştiği modern cerrahi yaklaşımı temsil ediyor. Örneğin safra kesesi, kasık fıtığı cerrahisi ve onkolojik cerrahide laparoskopik ameliyatlar hastaya önemli konfor sağlıyor. Karın içine açılan birkaç küçük kesi ile yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri ve özel cerrahi enstrümanlar kullanılarak gerçekleştirilen yöntem sayesinde güvenli, etkili ve hasta odaklı sonuçlar elde ediliyor.</p><p>Maksimum cerrahi hassasiyet</p><p>Op. Dr. Ali Can Yalı, ameliyatlarla ilgili verdiği bilgilerde, 'Laparoskopik cerrahide ameliyat alanı büyütülerek izleme yapılır. Bu durum anatomik yapıların son derece net ayırt edilmesini sağlar. Damarlar, sinirler ve doku planları açık cerrahiye kıyasla daha detaylı değerlendirilir. Bu üstün görüntüleme avantajı sayesinde parçalara ayırmanın (diseksiyon) kontrollü yapılmasına, kan kaybının azaltılmasına ve komplikasyon riskinin düşürülmesine doğrudan katkı sağlar' dedi.</p><p>Minimal travma, hızlı ve güvenli iyileşme</p><p>Kapalı cerrahinin daha hızlı iyileşme sağladığını söyleyen Ali Can Yalı, 'Minimal invaziv yaklaşım sayesinde karın duvarı bütünlüğü büyük ölçüde korunur. Bu da ameliyat sonrası ağrının azalması nedeniyle hareket yeteneğinin ve taburculuğun kısalmasını sağlar. Klinik veriler, kapalı cerrahinin daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı fonksiyonel iyileşme sağladığını açıkça göstermektedir. Safra kesesi taşları ve safra kesesine ait iltihabi hastalıklarda laparoskopik kolesistektomi, günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Yüksek çözünürlüklü görüntüleme sayesinde safra yolları ve çevre anatomik yapılar net bir şekilde değerlendirilir, bu sayede cerrahi güvenliği artar. Cerrahinin avantajları şunlardır. Ameliyat sonrası daha az ağrı, aynı gün veya ertesi gün taburculuk, günlük yaşama hızlı dönüş ve düşük enfeksiyon ve komplikasyon oranları' ifadelerini kullandı.</p><p>Kapalı kasık fıtığı cerrahisi</p><p>Op. Dr. Yalı, 'Kasık fıtıklarında laparoskopik onarım, özellikle iki taraflı ve nüks fıtıklarda önemli avantajlar sağlamaktadır. Karın arka duvarının içeriden değerlendirilmesi sayesinde fıtık bölgeleri detaylı olarak görülür ve anatomik onarım daha fizyolojik bir şekilde gerçekleştirilir. Kapalı cerrahi sayesinde daha az doku hasarı, düşük kronik ağrı riski, kısa sürede işe ve sosyal yaşama dönüş ve her iki tarafın aynı seansta güvenle onarılabilmesi gibi nedenler modern fıtık cerrahisinin önemli bir parçasıdır. Kolon ve rektum kanserleri başta olmak üzere gastrointestinal sistem malignitelerinde laparoskopik cerrahi; onkolojik cerrahinin temel prensiplerinden ödün vermeden başarıyla uygulanmaktadır. Yeterli cerrahi sınırlar ve uygun lenf nodu diseksiyonu, laparoskopik yaklaşımla güvenle sağlanabilmektedir. Uluslararası kılavuzlar ve geniş klinik çalışmalar, deneyimli merkezlerde uygulanan laparoskopik onkolojik cerrahinin; açık cerrahi ile eşdeğer uzun dönem sağkalım ve lokal kontrol sonuçları sunduğunu ortaya koymaktadır' dedi.</p><p>Kapalı cerrahide başarının uygun hasta seçimi ve deneyim ile doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Op. Dr. Ali Can Yalı, 'Kapalı cerrahinin başarısı doğru endikasyon, uygun hasta seçimi ve cerrahın deneyimi ile doğrudan ilişkilidir. İleri teknoloji, bilimsel bilgi ve klinik tecrübe ile birleştiğinde maksimum cerrahi başarı ve hasta güvenliği sağlar. Safra kesesi hastalıkları, kasık fıtıkları ve onkolojik cerrahi başta olmak üzere kapalı yöntem; günümüz genel cerrahisinde hasta konforunu ve bilimsel mükemmeliyeti merkeze alan bir yaklaşımdır. Daha az travma ile daha güçlü sonuçlar sunan bu yöntem, modern cerrahinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bilimsel verilerle desteklenen laparoskopik cerrahi, cerrahinin geleceğini bugün hastalarla buluşturmaktadır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kapali-cerrahide-4-onemli-avan_1769585404_24iFl6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kapalı cerrahide 4 önemli avantaj ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kapali-cerrahide-4-onemli-avan_1769585404_24iFl6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Rektör Altun, Yeni Diş Hastanesi Binası'nı inceledi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/rektor-altun-yeni-dis-hastanesi-binasi-ni-inceledi/9996/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun; ERÜ Diş Hekimliği Fakültesi'ne yeni yapılan ek binasında incelemelerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/rektor-altun-yeni-dis-hastanesi-binasi-ni-inceledi/9996/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 23 Jan 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun; ERÜ Diş Hekimliği Fakültesi&#39;ne yeni yapılan ek binasında incelemelerde bulundu.</p><p>ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Özkan ile birlikte önümüzdeki günlerde hasta alımına başlanacak olan ERÜ Diş Hekimliği Fakültesi&#39;ne yeni yapılan ek binayı ziyaret ederek, yetkililerden bilgi aldı. 41 bin metrekare kapalı  alanı ve 399 diş ünit sayısı ile Türkiye&#39;nin en büyük diş hastanelerinden biri olan hastane binasını inceleyen Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, yaptığı konuşmada şunları kaydetti;</p><p>'Erciyes Üniversitesi Dİş Hekimliği Fakültemizin yeni yapılan binasıyla birlikte hizmet kalitesini, hizmet süreçlerini daha da üst seviyeye çekmeye gayret ediyoruz. Diş Hekimliği Fakültemizin toplam kapalı alanı da yeni yapılan yapıyla birlikte 41 bin metrekareye çıkmış oluyor. Hem ünit sayısında hem de kapalı alan itibariyle Türkiye&#39;nin bir numarası oluyoruz. Bu da bizim için çok önemli. Ben bu tesisin kazandırılmasında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#39;a, Sağlık Bakanımız Sayın Kemal Memişoğlu&#39;na,  Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel&#39;e çok teşekkür ediyorum. Özellikle Sayın Valimiz Gökmen Çiçek, belediye başkanlarımız, sayın bakanlarımız bu süreçlerde hep yanımızda oldular. Bu da bizim için son derece kıymetli. Diş Hastanemizin vereceği hizmetlerden dolayı özellikle sadece Kayseri&#39;miz olarak da değil, tüm bölgeye de hitap eden bir imkna kavuşmuş oluyoruz. Hayırlara vesile olmasını diliyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/rektor-altun-yeni-dis-hastanes_1769172484_hT6vNA.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Rektör Altun, Yeni Diş Hastanesi Binası'nı inceledi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/rektor-altun-yeni-dis-hastanes_1769172484_hT6vNA.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Temas virüsleri yayıyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/temas-virusleri-yayiyor/9963/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, virüslerin kış aylarında kopya şeklinde çoğalabildiklerini söyleyerek, El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmanın en etkili yollarından biri dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/temas-virusleri-yayiyor/9963/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 13:53:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, virüslerin kış aylarında kopya şeklinde çoğalabildiklerini söyleyerek, 'El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmanın en etkili yollarından biri' dedi.</p><p>Sadece influenza değil RSV ve Covid gibi vakalarda da artış olduğunu söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, 'Havaların soğuması ile beraber çocuklarda, hatta erişkinlerde de hemofilus influenza dediğimiz virüs mikrobu çok ciddi artış gösterdi ve birbirine temasta çok hızlı yayılabilen bir virüs. Bu virüs genellikle soğuk havada yaşamayı ve burada replika olup çoğalmayı seven bir virüs. İnsanların genellikle birbirine teması ve solunum yoluyla bulaşan bir virüs. Şu anda sadece aslında influenza artışı değil, onun yanında RSV gibi, Covid gibi vakalarda da artış görüyoruz. Özellikle RSV dediğimiz virüs de çok şiddetli ve akciğer tutulumu yapabiliyor. Çocuklarda hastaneye yatışlar yoğun bakım yatışlarına sebep olabiliyor. Bu açıdan temas noktasında çok dikkat edilmesi gerekir. El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmakta en etkili yollardan bir tanesi' dedi.</p><p>Özer, aşılanmanın önemli olduğunu söyleyerek, 'Okullarda hasta çocukların mümkün olduğunca devam etmemesini sağlamak gerekiyor. Bunun dışında da dediğim gibi el yıkama temas kısmına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Hemofiluz influenza virüsü soğuk havayı sevdiği için çok hızlı çoğalabiliyor soğuk havada. Muhtemelen havaların ısınmasıyla beraber bir miktar azaldığını göreceğiz. Burada en önemli şey semptomların başladığı anda hekime başvurmak çok değerli. Çünkü influenzada kullanabildiğimiz ilaçlar sadece ilk 48 saat içerisinde başlarsak ciddi bir etkinlik gösteriyor. Yine influenzadan korunmak için yapabileceğimiz şeylerden bir tanesi aşı. Hala grip aşısı yapılabilir. Grip aşısı sezon boyunca uygulanabilir. O yüzden tüm çocukların mutlaka aşılanmasını, yaşlı ve risk grubunda olan kişilerin, kronik hastalığı olan kişilerin, diyabeti, kalp hastalığı olan kişilerin mutlaka aşılanmasını tavsiye ediyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/temas-virusleri-yayiyor_1769079603_gYjvCO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Temas virüsleri yayıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/temas-virusleri-yayiyor_1769079603_gYjvCO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Saç dökülmesine yeni umut]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/sac-dokulmesine-yeni-umut/9950/</link>
            <description><![CDATA[Saç dökülmesiyle mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralayan URAW Kozmetik; geliştirdiği yeni nesil ürünle dikkat çekiyor. URAW Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Servet Şerifoğlu, Tayvan'da yürütülen klinik çalışmalar ve kullanıcı geri dönüşleriyle ilgili umut verici sonuçları kamuoyuyla paylaştı.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/sac-dokulmesine-yeni-umut/9950/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Saç dökülmesiyle mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralayan URAW Kozmetik; geliştirdiği yeni nesil ürünle dikkat çekiyor. URAW Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Servet Şerifoğlu, Tayvan&#39;da yürütülen klinik çalışmalar ve kullanıcı geri dönüşleriyle ilgili umut verici sonuçları kamuoyuyla paylaştı.</p><p>Servet Şerifoğlu, bin 500&#39;ün üzerinde kişiyle yapılan testlerde kullanıcıların büyük kısmından olumlu geri dönüş alındığını belirterek, ürünün saç bakımında güçlü bir alternatif olarak öne çıktığını ifade etti. Yapılan çalışmalar sonucunda saç yoğunluğunda belirgin artışlar gözlemlendiğini söyleyen Şerifoğlu, elde edilen sonuçların kendileri açısından son derece memnuniyet verici olduğunu dile getirdi.</p><p>'Kısa sürede fark edilen bir etki söz konusu'</p><p>Ürünün Ar-Ge sürecinin Tayvan merkezli yürütüldüğünü belirten Şerifoğlu, çalışmaların titizlikle ve uzun bir hazırlık sürecinin ardından tamamlandığını vurguladı. Şerifoğlu, kullanıcı deneyimlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı;</p><p>'Ürünü kullanan kişiler, ilk haftalardan itibaren saç diplerinde hareketlenme hissettiklerini ifade ediyor. Üçüncü ve dördüncü haftadan sonra saç köklerinde tüylenme, ikinci aydan itibaren ise gözle görülür bir dolgunluk ve yoğunluk artışı fark ediliyor.'</p><p>Kadınlarda daha hızlı sonuç</p><p>Saç dökülmesinin kadınlar ve erkekler için farklı dinamikler taşıdığına dikkat çeken Servet Şerifoğlu; özellikle kadın kullanıcıların üründen daha kısa sürede geri dönüş aldığını söyledi. Şerifoğlu; 'Kadınlarda ortalama 45 gün içerisinde gözle görülür bir değişim fark edilebiliyor. Erkeklerde ise düzenli kullanımda yaklaşık üç ay içerisinde olumlu sonuçlar alınabiliyor' dedi. Ürüne yönelik ilginin beklentilerinin üzerinde olduğunu belirten Şerifoğlu, kullanıcı geri dönüşlerinin düzenli olarak takip edildiğini ve memnuniyet oranının yüksek olduğunu kaydetti. Şerifoğlu; '40-50&#39;nci günden sonra &#39;saçlarım çıkmaya başladı&#39; diyen kullanıcı sayısı oldukça fazla. Bu geri dönüşler bizi daha da motive ediyor' ifadelerini kullandı. URAW Kozmetik&#39;in müşteri memnuniyetini ön planda tuttuğunu vurgulayan Servet Şerifoğlu, ürünü kullanan ve üç ay içerisinde beklenen sonucu alamayan kullanıcılara para iade garantisi sunduklarını açıkladı. Şerifoğlu, markanın hedefinin ürünü Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere uluslararası pazarlarda da daha geniş kitlelerle buluşturmak olduğunu söyledi.</p><p>18 yaş üzerindeki bireylerin ürünü kullanabileceğini ifade eden Şerifoğlu; kronik rahatsızlığı veya hormonal sorunları bulunan kişilerin ise kullanım öncesinde doktora danışmalarını önerdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sac-dokulmesine-yeni-umut_1769065082_mkEy5i.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Saç dökülmesine yeni umut ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sac-dokulmesine-yeni-umut_1769065082_mkEy5i.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kayseri'de bin kişi sigarayı bırakmak için başvurdu]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-de-bin-kisi-sigarayi-birakmak-icin-basvurdu/9938/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri'de geride kalan 2025 yılında yaklaşık bin kişi sigara bırakmak için Sağlıklı Hayat Merkezleri'ne başvururken, Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sigarayı Bırakma Tedavisi Polikliniği'nde görevli Uzman Dr. Ayşegül Yılmaz Türker, Sigarayı bırakmak için en doğru zaman bugündür. Yaş, sigara içme süresi ya da daha önceki başarısız denemeler bırakmak için bir engel değildir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-de-bin-kisi-sigarayi-birakmak-icin-basvurdu/9938/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri&#39;de geride kalan 2025 yılında yaklaşık bin kişi sigara bırakmak için Sağlıklı Hayat Merkezleri&#39;ne başvururken, Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sigarayı Bırakma Tedavisi Polikliniği&#39;nde görevli Uzman Dr. Ayşegül Yılmaz Türker, 'Sigarayı bırakmak için en doğru zaman bugündür. Yaş, sigara içme süresi ya da daha önceki başarısız denemeler bırakmak için bir engel değildir' dedi.</p><p>Sigara kullanımı, günümüzde önlenebilir hastalık ve ölümlerin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Kayseri&#39;de de İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde kurulan Sağlıklı Hayat Merkezleri, sigarayı bırakmak isteyenlere destek olurken, Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Tedavisi Polikliniği&#39;nde görevli Uzman Doktoru Ayşegül Yılmaz Türker, 2025 yılında yaklaşık bin kişinin sigarayı bırakmak için polikliniklere başvurduğunu söyledi.</p><p>Sigara bağımlılığının bir alışkanlık değil, nikotine karşı gelişen kronik ve tekrarlayıcı bir hastalık olduğunu vurgulayan Türker, 'Sigara kullanımı, günümüzde önlenebilir hastalık ve ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir. Kalp ve damar hastalıklarından birçok hastalığa, kansere kadar pek çok hastalığın temelinde sigara yer almaktadır. Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir bir durumdur. Sigara bağımlılığı yalnızca bir alışkanlık değildir, nikotin maddesine karşı gelişen, kronik ve tekrarlayıcı bir hastalıktır. Bu nedenle sigarayı bırakmakta zorlanmak, irade eksikliği ya da başarısızlık değildir. Profesyonel destek alan bireylerin sigarayı bırakma oranlarının, kendi başına bırakmaya çalışanlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu gösterilmektedir. Sigarayı bırakmakta zorlanan ve bırakmak isteyen bireylere, sigara bırakma tedavisi polikliniğine başvurmalarını öneriyorum. Bu polikliniklerin nerede olduğunu Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı&#39;nı arayarak öğrenebilirler. Ayrıca MHRS üzerinden bu polikliniklere randevu alabilirler. Kişilere özel bireysel danışmanlık hizmeti veriyoruz, psiko-sosyal destek uyguluyoruz ve bağımlılıkla mücadelede bu desteğin önemi oldukça büyüktür. Uygun görülen durumlarda bireylere ilaç tedavisi konusunda da yardımcı oluyoruz. Ayrıca online danışmanlık ile uzaktan değerlendirme yapabiliyoruz, böylece ilk başvuru ya da kontrol için gelecek kişiler, merkeze gelmeden de danışmanlık alabiliyorlar' dedi. Her yeni günün sigarayı bırakmak için bir fırsat olduğunu aktaran Türker, 'Sigarayı bırakmak için en doğru zaman bugündür. Yaş, sigara içme süresi ya da daha önceki başarısız denemeler bırakmak için bir engel değildir. Her yeni bir gün, bırakmak için bir fırsattır' ifadelerini kullandı. Kendilerine başvuranların yaklaşık yüzde 40&#39;ının sigarayı bıraktığını sözlerine ekleyen Türker, 'Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Tedavisi Polikliniği&#39;ne 2025 yılında yaklaşık bine yakın hastamız başvurmuştur. Bunların arasında danışmanlık alanların yaklaşık yüzde 20&#39;si, uygun medikal tedavi alanların ise yaklaşık yüzde 40&#39;ı sigarayı bırakma başarısı göstermiştir' şeklinde konuştu.</p><p>'Motivasyon çok önemli'</p><p>Sigarayı bırakmada kişinin motivasyonunun önemli olduğunu belirten Ayşegül Yılmaz Türker, 'Sigarayı bırakmak için motivasyon çok önemlidir. Bu durumu en çok etkileyen faktör ise kişinin psikolojik durumudur. Çoğu zaman sigara kullanan bireyler, başına kötü bir hastalık gelmeden, kalp krizi geçirmeden ya da kanser gibi ciddi bir hastalığa yakalanmadan bırakmakta zorlanmaktadır. Oysa bu tür hastalıklar ortaya çıkmadan bırakmak, bırakma motivasyonunu artırmaktadır. Kanser tanısı aldıktan sonra başvuran hastalarımız da mevcuttur. Bu kişilere de uygun şekilde motivasyon vererek bırakma motivasyonlarını artırmayı amaçlıyoruz' dedi.</p><p>Kayseri&#39;de sigara bırakma polikliniği hizmetinin, İl Sağlık Müdürlüğü&#39;ne bağlı olarak Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi ile birlikte Kızıklı, İldem ve Servet Başkal Sağlıklı Hayat Merkezleri&#39;nde sunulduğunu ifade eden Uzman Dr. Ayşegül Yılmaz Türker, ayrıca Kayseri Şehir Hastanesi ve Erciyes Üniversitesi Hastaneleri&#39;nde de sigara bırakma polikliniklerinin hizmet verdiğini söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kayseri-de-bin-kisi-sigarayi-b_1768990562_IC7tJx.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kayseri'de bin kişi sigarayı bırakmak için başvurdu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kayseri-de-bin-kisi-sigarayi-b_1768990562_IC7tJx.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Öğretmenler, diyabetli öğrenciler için eğitim aldı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/ogretmenler-diyabetli-ogrenciler-icin-egitim-aldi/9811/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri'de eğitim hayatını sürdüren diyabetli öğrenciler için öğretmenlere uygulamalı insülin ve glukagon eğitimi verildi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/ogretmenler-diyabetli-ogrenciler-icin-egitim-aldi/9811/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri&#39;de eğitim hayatını sürdüren diyabetli öğrenciler için öğretmenlere uygulamalı insülin ve glukagon eğitimi verildi.</p><p>Diyabetle İş Birliği Protokolü kapsamında, İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle, gönüllü öğretmenlere yönelik uygulamalı insülin ve glukagon eğitimleri verildi. İş Sağlığı Güvenliği Birimi Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından planlanan ve Şehir Hastanesi Çocuk Endokrin Servisi hemşiresi Sibel Ararat&#39;ın katılımıyla gerçekleştirilen eğitimde öğretmenler, diyabetli öğrencilerin insülin uygulamalarını ve acil durumlarda glukagon enjeksiyonlarını güvenle yapabilmesi için uygulamalı eğitim aldı. Eğitimler hakkında bilgi veren Sağlık Hizmetleri İl Sorumlusu Emel Çetinkaya; 'Diyabetli çocuklara yardımcı olmak, okuldaki öğretmenlerimize farkındalık oluşturmak amacıyla uygulamalı insülin ve glukagon eğitimi veriyoruz. Bu eğitim tamamen gönüllülük esasına dayalı. Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Endokrin Derneği arasında bir protokol var, diyabetli çocuklarımıza yardımcı olmak amacıyla. Bu protokol çerçevesinde öğretmenlerimiz; gönüllü olmak şartıyla ve eğitimini almak şartıyla okullardaki diyabetli çocuklarımızın takibini yapıp, insülin ve glukagonlarını uygulayabiliyorlar. Dolayısıyla biz bunu çok önemsiyoruz, diyabetli öğrencilerimiz okullarda sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Öğretmenlerimiz bilmedikleri için dokunmak istemiyorlar, korkabiliyorlar. Ama bilinen her şey kolay olur düşüncesiyle her türlü eğitimlerin alınarak çocuklarımıza destek olup öğretmenlerimizi bilinçlendiriyoruz' dedi.</p><p>2025 yılında 330 öğretmene eğitim verildiğini, bu yılda eğitimlerin devam ettiğini aktaran Çetinkaya; 'İlimizde de geçen sene 330 öğretmenimize, bu sene Talas bölgemizde 60 okul müdürümüze, Kocasinan&#39;da 90 öğretmenimize, bugün de 260 gönüllü öğretmenimize bu eğitimi veriyoruz. Eğitim sonunda da il milli eğitim müdürümüz ve sağlık müdürümüzün imzasıyla katılım sertifikaları veriyoruz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ogretmenler-diyabetli-ogrencil_1768486323_vcR9NE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Öğretmenler, diyabetli öğrenciler için eğitim aldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ogretmenler-diyabetli-ogrencil_1768486323_vcR9NE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kış aylarında 'D vitamini' uyarısı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kis-aylarinda--d-vitamini--uyarisi/9737/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Hasan Yeşilkaya, güneş ışığının azaldığı kış aylarında D vitamini eksikliğinin daha sık görüldüğünü belirterek, D vitamini düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kis-aylarinda--d-vitamini--uyarisi/9737/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Hasan Yeşilkaya, güneş ışığının azaldığı kış aylarında D vitamini eksikliğinin daha sık görüldüğünü belirterek, D vitamini düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.</p><p>D vitamininin yalnızca kemik sağlığı için değil, kas-iskelet sistemi ve bağışıklık sistemi açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeşilkaya, 'D vitamini sadece bir vitamin değil, aynı zamanda vücutta sentezlenmesi gereken bir hormondur. Aktif hale gelebilmesi için karaciğerde ve böbrekte hidroksilasyon işleminden geçmesi gerekir. Bu yüzden hem vitamin hem de hormon gibi kabul edilir. Eksikliği ise toplumda oldukça yaygındır' dedi.</p><p>D vitamini sentezinde güneş ışığının belirleyici rol oynadığını ifade eden Yeşilkaya, 'Güneş ışığının D vitamini sentezleyebilmesi için dik açıyla gelmesi gerekir. Kış aylarında güneş ışınları dünyaya yatay açıyla ulaştığı için bu sentez yeterli olmaz. Ayrıca soğuk hava nedeniyle dışarı çıkamamak ya da kalın kıyafetler giymek de D vitamini üretimini azaltır' diye konuştu.</p><p>'Cam arkasından gelen güneş işe yaramaz'</p><p>Güneşlenme ile ilgili yanlış bilinen noktalara da değinen Yeşilkaya, 'Cam balkon ya da araç içinde iken gelen güneş ışığı D vitamini sentezleyemez. Cam, D vitamini sentezleyen UV ışınlarını geçirmez. Ayrıca güneş kremi kullanımı da D vitamini sentezini engeller. Bununla beraber, yazın &#39;D vitamini alacağım&#39; diye saatlerce güneşte kalmak ise cilt kanseri riskini artırabilir. Bir fayda sağlamak isterken, başka bir soruna yol açmamak gerekir' ifadelerini kullandı.</p><p>Türkiye&#39;nin güneşli bir ülke olmasına rağmen D vitamini eksikliğinin sık görülmesinin nedeninin bu durumlar olduğunu belirten Yeşilkaya, 'D vitamini sentezi için güneş ışığı dik açıyla gelmeli. Camın arkasında değil, doğrudan güneş ışığı cilde temas etmeli ve ciltte güneş koruyucu krem olmamalıdır. Bu şartlar çoğu zaman sağlanamadığı için özellikle kış aylarında eksiklik kaçınılmaz hale geliyor' dedi.</p><p>'Bebeklerde ciddi D vitamini eksikliği olursa bacaklarda eğrilik görülebilir'</p><p>D vitamini eksikliğinin bebeklerden yetişkinlere kadar her yaş grubunu etkileyebileceğini vurgulayan Dr. Yeşilkaya, 'Bebeklerde ciddi D vitamini eksikliği olursa bacaklarda eğrilik (Raşitizm) görülebilir. Bu nedenle anneler, bebeklerine D vitamini damlası verir. Anne sütünde yeteri kadar D vitamini bulunmadığı için, bu destek mutlaka gereklidir' şeklinde konuştu.</p><p>Yetişkinlerde ise D vitamini eksikliğinin kemik erimesi (osteoporoz), iskelet sisteminin zayıflaması, kas ve eklem ağrıları gibi sorunlara yol açabildiğini belirten Yeşilkaya, 'Belirti vermese bile zaman zaman D vitamini düzeylerinin ölçülmesi faydalıdır, tedavisi düşük maliyetli ve kolaydır' dedi.</p><p>'Gıdalar tek başına yeterli değil'</p><p>D vitamininin bazı hayvansal gıdalarda bulunduğunu, ancak bunun genellikle yeterli olmadığını ifade eden Yeşilkaya, 'Balık, karaciğer, kırmızı et ve yumurta sarısında az miktarda D vitamini vardır. Ancak bu gıdaları fazla tüketmek kolesterol yüksekliği ve gut hastalığı gibi başka sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, çoğu zaman ilaç tedavisiyle D vitamini desteği vermek gerekir' diye konuştu.</p><p>D vitamininin vücutta aktif hale gelebilmesi için karaciğer ve böbreklerde hidroksilasyon işleminden geçmesi gerektiğini belirten Yeşilkaya, 'Ciddi karaciğer ya da böbrek hastalığı olan kişilerde D vitamini eksikliği daha sık görülebilir. Bu nedenle bu hasta gruplarında daha dikkatli olunmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><p>Dr. Hasan Yeşilkaya, D vitamini eksikliğinin yaygın bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, 'Toplumda farkındalık arttıkça, bu eksiklik kolay ve etkili şekilde tedavi edilebilir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kis-aylarinda--d-vitamini--uya_1768216322_zTNtWb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kış aylarında 'D vitamini' uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kis-aylarinda--d-vitamini--uya_1768216322_zTNtWb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ, KBB Kliniğine yeni nesil Endoskopi sistemi kazandırıldı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-kbb-klinigine-yeni-nesil-endoskopi-sistemi-kazandirildi/9735/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastaneleri'nde; üniversite yönetimince sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltme, ileri cerrahi uygulamaları destekleme ve uzmanlık eğitimini çağdaş standartların üzerine taşıma vizyonu istikametinde, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları (KBB) Anabilim Dalı'na Full HD çözünürlüklü görüntüleme altyapısına sahip ve dar bant görüntüleme (Narrow Band Imaging-NBI) teknolojisi ile donatılmış yeni nesil endoskopi sistemi kazandırıldı.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-kbb-klinigine-yeni-nesil-endoskopi-sistemi-kazandirildi/9735/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastaneleri&#39;nde; üniversite yönetimince sağlık hizmetlerinde kaliteyi yükseltme, ileri cerrahi uygulamaları destekleme ve uzmanlık eğitimini çağdaş standartların üzerine taşıma vizyonu istikametinde, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları (KBB) Anabilim Dalı&#39;na Full HD çözünürlüklü görüntüleme altyapısına sahip ve dar bant görüntüleme (Narrow Band Imaging-NBI) teknolojisi ile donatılmış yeni nesil endoskopi sistemi kazandırıldı.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. M. İlhan Şahin cihazın bölümlerine kazandırılması sebebiyle yaptığı açıklamada; 'Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalımız, yalnızca ilimize değil, çevre illerden sevk edilen hastalara da hizmet veren bir referans merkez niteliği taşımaktadır. Kliniğimizde yıllık yaklaşık 3 bin ameliyat, dünya standartlarında başarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu yüksek cerrahi hacim; endoskopik sinüs cerrahisi, endoskopik kulak cerrahisi, endoskopik larenks cerrahisi ve endoskopik kafa tabanı cerrahileri başta olmak üzere, ileri düzey endoskopik uygulamalarda kliniğimizin deneyim ve yetkinliğini açık biçimde ortaya koymaktadır' dedi. Full HD görüntü kalitesi sayesinde cerrahi sahadaki anatomik yapıların çok daha net ve ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine imkan tanındığını ifade eden Doç. Dr. M. İlhan Şahin; 'Hizmete alınan yeni nesil endoskopi sistemi, sahip olduğu Full HD görüntü kalitesi sayesinde cerrahi sahadaki anatomik yapıların çok daha net ve ayrıntılı biçimde değerlendirilmesine imkan tanımaktadır. NBI teknolojisi ise mukozal yüzeyler ve damarsal paternlerin seçiciliğini artırarak, özellikle karmaşık ve hassas cerrahi girişimlerde cerrahi doğruluk ve güvenliği önemli ölçüde güçlendirmektedir.' diye konuştu. Bu ileri teknolojinin hasta bakım süreçlerinin tamamına katkı sunduğunu söyleyen Doç. Dr. M. İlhan Şahin; 'Bu cihaz sayesinde teşhisin doğruluğun artması, cerrahi planlamanın daha rasyonel yapılması, daha etkin ve daha güvenli cerrahi tedavilerin uygulanması mümkün hale gelmiştir.' ifadelerini kullandı. Doç. Dr. M. İlhan Şahin; 'Ayrıca söz konusu endoskopi sistemi, Kulak Burun Boğaz uzmanlık eğitimi açısından da önemli bir kazanımdır. Asistan hekimler, yüksek hasta hacmi ve ileri endoskopik cerrahi uygulamalarla desteklenen bu eğitim ortamında, dünya çapında ileri merkezlerde kullanılan Full HD ve NBI destekli sistemlerle birebir çalışma olanağı bulmaktadır. Bu durum, uzmanlık eğitiminde hem teorik hem de pratik açıdan kalite artışı sağlamıştır.' şeklinde konuştu. Doç. Dr. M. İlhan Şahin; 'Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı olarak, üniversitemiz yönetiminin sağladığı bu nitelikli teknoloji yatırımlarının, bölgesel referans merkezi olma misyonumuzu daha da güçlendirdiğine inanıyoruz. Hizmete alınan bu yeni nesil endoskopi sistemi, kliniğimizin hasta bakımında mükemmeliyet, ileri cerrahi uygulamalar ve üst düzey uzmanlık eğitimi hedeflerine ulaşmasında önemli ve kalıcı bir kazanım olmuştur.' dedi.</p><p>Bu önemli teknoloji yatırımı; Kulak Burun Boğaz Kliniğinde sunulan tanı, tedavi ve cerrahi hizmetlerinin niteliğini daha da ileri bir düzeye taşımayı amaçlıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-kbb-klinigine-yeni-nesil-e_1768213451_LuU96x.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ, KBB Kliniğine yeni nesil Endoskopi sistemi kazandırıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-kbb-klinigine-yeni-nesil-e_1768213451_LuU96x.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kar ve buzda yürümenin altın kuralları]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kar-ve-buzda-yurumenin-altin-kurallari/9716/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi Ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Karaaslan; karlı ve buzlu zeminde yürüme taktikleri verdi. Kayak sporu ile uğraşan bireylere de önerilerde bulunan Karaaslan; Kayak sporuna başlamadan önce diğer sporlarda yaptığımız gibi vücudun kondisyonunu arttırıcı ısınma hareketleri yapmalıyız dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kar-ve-buzda-yurumenin-altin-kurallari/9716/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi Ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Karaaslan; karlı ve buzlu zeminde yürüme taktikleri verdi. Kayak sporu ile uğraşan bireylere de önerilerde bulunan Karaaslan; 'Kayak sporuna başlamadan önce diğer sporlarda yaptığımız gibi vücudun kondisyonunu arttırıcı ısınma hareketleri yapmalıyız' dedi.</p><p>Kayseri&#39;nin soğuk ve bir kış şehri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fatih Karaaslan; yaşlı bireylerin mümkün olduğunca buzlanma olan havalarda dışarı çıkmamaları gerektiğini söyledi. Eller cepte yürünmemesi ve zemine uygun ayakkabıların giyilmesi gerektiğini ifade eden Karaaslan; 'Şehrimiz bir kış şehri, karada yürürken eller cepte yürümüyoruz. Zemine uygun ayakkabılar mutlaka kullanılmalı. Adımlar küçük ve dikkatli şekilde atılmalı. Kemik erimesi durumunda el bileği başta olmak üzere; hayatı bazen tehdit edici ve sakatlayıcı omurga kırkları, kafa travmaları ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Mümkünse çok yaşlı hastalar ihtiyaç dışında; havanın soğuk, zeminin karlı olduğu zamanlarda dışarıya çıkmasınlar. Çıkmak zorundalarsa lütfen bu önerilerime uysunlar' şeklinde konuştu.</p><p>Spor yaralanmaları ile de ilgilenen Prof. Dr. Fatih Karaaslan, kayak yapmak için gerekli olan ekipmanlara dikkat çekerek; 'Erciyes Kayak Merkezi donanımlı bir tesis. Kayak şehrimizde yapılan bir spor. Profesyonel yapanlar ve amatör olarak bu spor ile uğraşanlar farklı önerilerim olacak; amatör başlayanlar mutlaka bir yaralanma önleyici bilgilendirmeyle başlamalı. Kayak sporuna başlamadan önce diğer sporlarda yaptığımız gibi vücudun kondisyonunu arttırıcı ısınma hareketleri yapmalıyız. Gerekli ve olmazsa olmaz teçhizatlarımız var. Bunların başında kask geliyor. Koruyucu ekipmanlarımızı mutlaka bulundurmamız gerekli. Kayağa uygun kıyafetler mutlaka bulundurulmalıdır. Her hangi yaralanma bunlara rağmen olursa zaten kayak merkezimizde olaya anında müdahale edecek ekipler var. Yaralanma sonrası hemen ilgili sağlık kuruluşuna ulaştırıyoruz. Biz ve benim gibi bir meslek taşlarım ortopedik açıdan bir problem varsa hemen ilgileniyoruz ve problemi çözüyoruz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kar-ve-buzda-yurumenin-altin-k_1768131123_oKDeJt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kar ve buzda yürümenin altın kuralları ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kar-ve-buzda-yurumenin-altin-k_1768131123_oKDeJt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[79. Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası etkinliği gerçekleştirildi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/79-verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-etkinligi-gerceklestirildi/9640/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri'de, 79. Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası kapsamında Melikgazi İlçe Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Verem Biriminde farkındalık etkinliği düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/79-verem-egitimi-ve-farkindalik-haftasi-etkinligi-gerceklestirildi/9640/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri&#39;de, 79. Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası kapsamında Melikgazi İlçe Sağlık Müdürlüğü&#39;ne bağlı Verem Biriminde farkındalık etkinliği düzenlendi.</p><p>Etkinliğe İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Duygu Horoz, başkan yardımcıları, ilçe sağlık müdürleri, Kayseri Verem Savaş Derneği yöneticileri ile ilgili birim uzmanları ve sağlık çalışanları katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Kayseri İl Tüberküloz Koordinatörü Dr. Aliye Bozdağ; tüberkülozla mücadelenin önemine dikkat çekerek, Türkiye&#39;nin veremle mücadelede dünyaya örnek gösterilen etkin bir sisteme sahip olduğunu söyledi. Dr. Bozdağ; yürütülen çalışmalar sayesinde hastalığın görülme sıklığında önemli ölçüde azalma sağlandığını ifade ederek, nihai hedefin tüberkülozsuz bir dünya oluşturmak olduğunu vurguladı. Kayseri Verem Savaş Derneği 2. Başkanı Gülseren Tokmak ise veremin insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Tokmak, dernek olarak İl Sağlık Müdürlüğü ile koordineli şekilde çalıştıklarını kaydederek; verem hastalarının tanı, tedavi ve sosyal destek süreçlerinde her türlü katkıyı sunmaya devam ettiklerini dile getirdi.</p><p>Etkinlikte konuşan İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan; veremle mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Dr. Erşan, veremin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayarak; 'Toplumda farkındalık ne kadar artarsa, mücadelede o kadar başarılı oluruz. Bu farkındalığın temelinde eğitim yer almaktadır. Sahada görev yapan ekiplerimiz ve tüm sağlık çalışanlarımız bu süreçte büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Veremle mücadelede emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyor, Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası&#39;nı kutluyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/79-verem-egitimi-ve-farkindali_1767786848_0h3bME.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 79. Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası etkinliği gerçekleştirildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/79-verem-egitimi-ve-farkindali_1767786848_0h3bME.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kayseri'de ambulanslar 174 bin kişinin yardımına koştu]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-de-ambulanslar-174-bin-kisinin-yardimina-kostu/9637/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Figen Gürbeden, 2025 yılında 362 bin acil yardım çağrısı aldıklarını ve 174 bin vatandaşa hastane öncesi sağlık hizmeti sunduklarını söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-de-ambulanslar-174-bin-kisinin-yardimina-kostu/9637/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Figen Gürbeden, 2025 yılında 362 bin acil yardım çağrısı aldıklarını ve 174 bin vatandaşa hastane öncesi sağlık hizmeti sunduklarını söyledi.</p><p>Kayseri İl Ambulans Servisi olarak 60 istasyon, 836 personel, 98 kara ambulansı ve 1 helikopter ambulans ile hastane öncesi acil sağlık hizmetleri sunumunun gerçekleştirildiğini aktaran Kayseri Sağlık Hizmetleri Başkanı Figen Gürbeden, geride kalan 2025 yılını değerlendirdi.</p><p>174 bin kişiye hastane öncesi sağlık hizmeti sunduklarını kaydeden Gürbeden, 'Geçen yılın başında 86 olan ambulans sayımız bu yıl katılan 12 ambulansla 98&#39;e ulaşmış durumda. Bakanlığımızın ilimize 12 ambulans tahsisi oldu, bu durumdan dolayı çok memnunuz. 2025 yılı Kayseri&#39;de hastane öncesi acil sağlık hizmetleri açısından çok yoğun geçti. Çok şükür personelimizin yaralandığı çok ciddi kaza olmadığı için memnunuz. Geçen yıl 362 bin acil yardım çağrısı aldık. Bu çağrıların 162 binine ambulans görevlendirilmesi gerçekleştirildi. Bu görevlendirmelerde de 174 bin vatandaşımıza da hastane öncesi sağlık hizmeti sunduk. 162 bin vakanın bin 22&#39;si maalesef asılsız çağrıydı. Ekiplerimiz olay yerine ulaştıklarında herhangi bir hasta veya kazaya rastlamadılar. Zaman, bizim için çok kıymetli. O yüzden vatandaşlarımızın bu şekilde 112&#39;yi meşgul etmemelerini istiyoruz' dedi.</p><p>'Helikopter ambulans 181 vaka için havalandı'</p><p>Şehirde bulunan helikopter ambulansın da 181 vakaya müdahale ettiğini aktaran Gürbeden, 'Türkiye&#39;de 17 ilde helikopter ambulansla sağlık hizmeti sunuluyor. 2009 yılından bu yana da ilimizde konuşlanmış bir helikopter ambulansımız var. 2025 yılında 181 vakaya helikopter ambulansla müdahale edildi. Hem il içinde hem de bölgemizdeki vakalara ayrıca sevk vakalarında da diğer illere destek olduk. 5 hastanın da uçak ambulansla diğer illere naklini sağladık' ifadelerini kullandı.</p><p>2026 yılında da hizmetlerin artarak devam edeceğini sözlerine ekleyen Dr. Figen Gürbeden, 'Hizmet içi eğitimlerimize devam etmeyi planlıyoruz. Ayrıca yeni açmayı planladığımız 2 istasyonumuz var. En kısa zamanda onları da Kayseri şehir merkezinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kayseri-de-ambulanslar-174-bin_1767784323_1Ll5o0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kayseri'de ambulanslar 174 bin kişinin yardımına koştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kayseri-de-ambulanslar-174-bin_1767784323_1Ll5o0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sezaryen sonrası normal doğumun 7 önemli avantajı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji/9626/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/sezaryen-sonrasi-normal-dogumun-7-onemli-avantaji/9626/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p><p>Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısı giderek artıyor. SSVD&#39;ye uygun anne adayları, gebelik sürecinin düzenli takibiyle sorunsuz doğum yapabiliyor. Sezaryene göre birçok avantajı olan SSVD konusunda anne adaylarının bilgilendirilmesi önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p><p>'Sezaryen doğum bir kural değil'</p><p>SSVD, daha önce sezaryenle doğum yapmış olan kadınların vajinal doğum yapması anlamına gelir. Kadınların geçmişte sezaryen doğum yapmış olmaları, tekrar hamile kaldıklarında doğumlarını yeniden sezaryen yöntemiyle yapmak zorunda oldukları anlamına gelmez. Sezaryen yöntemiyle yapılan doğumdan sonra, anne adaylarının bir sonraki çocuğunu normal doğumla dünyaya getirmesi, yakın zamana kadar bazı riskler barındırdığı düşünülerek tercih edilmiyordu. Ancak yapılan araştırmalarda SSVD&#39;yi deneyen gebelerde yüzde 60-80 oranında başarı elde edildiği görüldü. Bir kez sezaryen doğum yapan her 4 anne adayından 3&#39;ü SSVD için uygundur. SSVD genellikle güvenli bir uygulamadır. Daha önce ilk doğumu vajinal yapıp daha sonraki doğumları sezaryen olanlarda SSVD başarı oranı daha yüksektir. Günümüzde ilk bebeğini sezaryen yöntemiyle dünyaya getiren pek çok kadın, ikinci veya sonraki doğumlarında vajinal doğum yapmayı tercih etmektedir. Sezaryen sonrası normal doğun tüm dünyada teşvik edilmektedir.</p><p>'Avantajları ile öne çıkıyor'</p><p>Tekrar sezaryen doğum yapmakla karşılaştırıldığında, vajinal doğumun birçok avantajı bulunmaktadır. Ameliyat izi olmayacaktır. Enfeksiyon ve ciddi kan kaybı riskinin daha düşüktür. Bebeğin doğumdan sonra solunum problemi yaşama riski düşüktür. Bebekle ten teması kurma şansınız daha yüksektir. Başarılı bir şekilde emzirme şansı daha yüksektir. Anne sütü daha kısa sürede gelir. Hastanede kalış süresi daha kısadır. Normal hayata dönüş daha hızlıdır.</p><p>'Kadınların bilgi sahibi olması önemli'</p><p>Daha fazla gebelik planlayan kadınlar için sezaryen sonrası vajinal doğum, risklerin azalması anlamına gelir. Plasenta yapışma anomalileri (akreata gibi) ve sezaryan skar gebelik riskleri azalır. SSVD, tekrarlayan sezaryenleri ve ilişkili potansiyel kısa ve uzun vadeli riskleri önler. SSVD oranlarını artırmak için, kadınların risk ve faydaları hakkında bilgi sahibi olması önemlidir.</p><p>Hangi gebeler SSVD&#39;ye uygun?</p><p>Gebelerin SSVD&#39;ye uygun olup olmadığı birçok faktöre bağlıdır. Önceki sezaryen kesisi türü: Rahimde transvers kesi adı verilen alçak, yanda olan bir kesi kullanır. Alçak transvers kesi geçiren kişiler genellikle SSVD yapabilir. Ancak klasik kesi olarak da adlandırılan yüksek dikey kesi geçirenler genellikle SSVD&#39;ye uygun değillerdir. Çünkü yüksek dikey kesi, rahim yırtılması riskini artırır. Rahim yırtılması öyküsü: Daha önce rahim yırtılması geçirmiş kişiler genellikle SSVD&#39;ye uygun değildir. Geçmişte rahim ile ilgili ameliyat geçirilmiş olması: Miyom aldırma ameliyatı gibi başka rahim ameliyatları geçirmiş kişilere SSVD önerilmez. Bu ameliyatlardan kalan izler rahim yırtılması riskini artırır. Diğer sezaryen sayısı: İki veya daha fazla sezaryen doğum yapmak, SSVD bağlantılı bazı sağlık sorunları riskini artırabilir. Gebelik aralığı: Daha erken bir gebelikte doğum yaptıktan sonra 18 aydan kısa bir süre içinde SSVD yapılan kadınlarda rahim yırtılması riski daha yüksektir. Ayrıca sağlık sorunları nedeniyle vajinal doğumu etkileyebilecek sağlık sorunları olan kişilere SSVD denemesi önerilmez. Bu durumlar şöyle sıralanabilir:</p><p>'Plasenta ile ilgili sorunlar olması. Fetüsün vajinal doğumu zorlaştıracak bir pozisyonda bulunması. Üçüz veya daha fazla sayıda gebelik söz konusu olması. Doğumun tetiklenmesine ihtiyaç duyulması.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sezaryen-sonrasi-normal-dogumu_1767768603_ph9MRf.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sezaryen sonrası normal doğumun 7 önemli avantajı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sezaryen-sonrasi-normal-dogumu_1767768603_ph9MRf.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kışın egzama vakaları artıyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kisin-egzama-vakalari-artiyor/9616/</link>
            <description><![CDATA[KAYSERİ (İHA) – Acıbadem Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Sema Karaoğlu, kış aylarında soğuk hava, rüzgr ve kapalı ortamlardaki nem azalmasının cilt kuruluğunu artırdığını belirterek, Kuruluk sadece kozmetik bir sorun değildir, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık problemidir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kisin-egzama-vakalari-artiyor/9616/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>KAYSERİ (İHA) – Acıbadem Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Sema Karaoğlu, kış aylarında soğuk hava, rüzgr ve kapalı ortamlardaki nem azalmasının cilt kuruluğunu artırdığını belirterek, 'Kuruluk sadece kozmetik bir sorun değildir, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık problemidir' dedi.</p><p>Kış aylarında cilt kuruluğuna bağlı olarak egzama vakalarında artış görüldüğünü ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Sema Karaoğlu, 'Soğuyan havanın etkisiyle klimaların ve kaloriferlerin çalışmasıyla kapalı ortamlarda nemin azalmasıyla ve yaşadığınız yerde nemsizlik varsa, sıcak duş alıyorsanız deri kuruyor. Derimiz bizi dış etkenlerden koruyan nem dengemizi sağlayan bir bariyer. Bu bariyer soğuk hava, rüzgar, nemsizlik ile birlikte bozuluyor. Deri aslında bir yağlı kğıt gibidir. Deriniz, hücrelerinizin su kaybetmesine izin vermez. Soğuk, rüzgar, nemsizlik bu bariyeri bozunca deri su kaybetmeye başlar. Su kaybeden deri, tıpkı toprak gibi kurur ve çatlar. Çatlayan deri yüzeyinde dermal sinirler açığa çıktığı için kaşıntı başlar. Kaşıntı ile birlikte deride tahriş egzamalarda artış başlar. Eğer ki zaten kişi de egzama varsa kış aylarında da bu egzamalar mutlaka artar. Kış ayları, soğuk havalar egzamanın sebebi değildir ama egzamaların en önemli tetikleyicilerinden biridir. Dolayısıyla kış aylarında bu egzamaları çok görüyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'Özellikle çocuklar ve yaşlılarda cilt bariyeri daha hassas'</p><p>Cilt kuruluğunun ardından enfeksiyon riskinin arttığına dikkat çeken Dr. Karaoğlu, özellikle çocuklar ve yaşlılarda cilt bariyerinin daha hassas olduğunu vurguladı. Karaoğlu, 'Kuruluk kozmetik bir problem olarak görülmemeli, mutlaka tedavi edilmelidir. Banyodan sonra cilt henüz nemliyken, tamamen kurulamadan nemlendirici uygulanmalıdır. Banyo yağları veya cilde uygun onarıcı nemlendiriciler tercih edilebilir' dedi.</p><p>Kapalı alanlarda kullanılan klima ve sobaların ortam nemini daha da azalttığını belirten Karaoğlu, 'Özellikle kuru bölgelerde yaşayan kişilerde kış aylarında cilt kuruluğu daha sık görülür. Yüz için banyo sonrası ve gün içinde nemlendirme yapılmalı, yüz günde en az iki kez nemlendirilmelidir' şeklinde konuştu.</p><p>'Her cilt tipi mutlaka nemlendirilmelidir'</p><p>Yüz bakımıyla ilgili yanlış bilinen bilgiler olduğuna da değinen Dr. Sema Karaoğlu, 'Bazı hastalarımız &#39;benim yüzüm çok yağlı, nemlendirici kullanmaya ihtiyacım yok&#39; ya da &#39;şu komşuma iyi gelmiş bana da iyi gelir&#39; diyerek ürün kullanıyorlar. Bu durumlar çok yanlış. Her cilt tipinin nemlendirme ihtiyacı farklı olabilir. Cildiniz kuru da olsa yağlı da olsa mutlaka nemlendirmeniz gerekli. Yağ ile su karıştırılmamalı. Birisi yağ, birisi cildin su ihtiyacı. Eğer cildiniz yağlıysa ve yüzünüzde kızarıklık- kepek oluştuysa hastalarımız kuru cilt tipine uygun ürün kullanıyorlar. Oysaki orada zaten yağ fazlalığı var, nem ihtiyacı var. Uygun nemlendiriciler kullanılmadığı için şikyetler artıyor. Bu yüzden de yüzde kuruluk, kepeklenme ve kaşıntı artıyor. Her cilt tipinin nemlendirme ihtiyacı vardır. Yağ ve su ihtiyacı birbirinden farklıdır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kisin-egzama-vakalari-artiyor_1767708004_egnOGu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kışın egzama vakaları artıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kisin-egzama-vakalari-artiyor_1767708004_egnOGu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kayseri'de 12 ambulans daha hizmete başladı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-de-12-ambulans-daha-hizmete-basladi/9583/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından Kayseri'ye tahsis edilen 12 yeni ambulans teslim edildi. Yeni ambulanslarla birlikte şehirdeki ambulans sayısı 98'e yükselirken, İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan; Ülkemizde vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam ediyoruz dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-de-12-ambulans-daha-hizmete-basladi/9583/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanlığı tarafından Kayseri&#39;ye tahsis edilen 12 yeni ambulans teslim edildi. Yeni ambulanslarla birlikte şehirdeki ambulans sayısı 98&#39;e yükselirken, İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan; 'Ülkemizde vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam ediyoruz' dedi.</p><p>Cumhuriyet Meydanında düzenlenen ambulans teslim töreninde konuşan İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan, vatandaşların ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam ettiklerini kaydederek; 'Hastane öncesi acil sağlık hizmetleri organizasyonu ve güçlü yapısıyla dünyaya örnek olan ülkemizde vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam ediyoruz. İlimizde geçtiğimiz yıl komuta kontrol merkezimizde 362 bin 266 sağlıkla ilgili çağrı karşılandı. 175 bin vakaya da ambulans ekiplerimizce müdahale edildi. İlimizde bu hizmetleri toplam 60 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ve 836 personelimizle sunmaktayız. Teslim edilecek yeni ambulanslarımızla birlikte toplam ambulans sayımız 98&#39;e ulaşmış oldu. Bu ambulanslarımızdan 7 tanesi de özellikli ambulans vasfındadır. 4 adet kar paletli ambulansımız özellikle Pınarbaşı, Sarız, Hacılar ve Yahyalı bölgesinde konuşlanmakta. 1 obez ambulansımız, 1 yeni doğan ambulansımız ve 1 adet de 4 sedyeli ambulansımız bulunmaktadır. Ayrıca ülke genelinde 17 bölgede konuşlanmış olan helikopter ambulanslardan bir tanesi de ilimizde hizmet sunmaktadır. Helikopter ambulansımızda 2025 yılında toplam 190 vakaya müdahale edilmiştir. Dünyaya örnek olan güçlü sağlık sistemimizin ana mimarı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan&#39;a, desteklerinden dolayı Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu&#39;na ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum' dedi.</p><p>Kayseri&#39;deki sağlık sisteminin diğer şehirlere örnek olduğunun altını çizen AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu ise konuşmasında; 'Kayseri bu konuda gerçekten mühim bir yerde duruyor. Kayseri&#39;de tam 31 tane hastane var, özel ve kamu hastaneleri olmak üzere. Hastanelerimiz sadece hasta tedavi etmenin dışında eğitim araştırma hastanesi olma noktasında ciddi bir gayret sarf ediyorlar. Pandemide covid aşısı bulan 9 ülkeden birini Kayseri&#39;ye yakıştırmış olmasından dolayı emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Bir çağrı aldıklarında ambulanslarımızın olay yerine varma noktasında Kayser hakikaten kolay kolay eline su dökülebilecek bir noktada değil. Halkımıza da çağrıda bulunmak istiyorum; gelen kardeşlerimiz hastaya müdahale etmek için geliyorlar. Onların işlerini kolay yapabilmesi için elimizden gelenin yapılması gerektiğini düşünüyorum' ifadelerini kullandı. Kayseri Vali Yardımcısı Şenol Esmer de yeni ambulansların şehre hayırlı olmasını temenni ederek; 'Türkiye&#39;deki verilere baktığımızda Kayseri; olaylara müdahale açısından en başlarda geliyor. Biz bunları saniye saniye, dakika dakika her ay ortalamalarını alıyoruz. Bu müdahale hızımız bize memnuniyet veriyor. Polis, jandarma, orman, itfaiye, acil sağlık hizmetleri olarak gayet iyi noktadayız. Yeni gelen ambulanslarımızla birlikte bunu daha hızlı yapmış olacağız' diye konuştu. Konuşmaların ardından İl Müftüsü Durmuş Ayvaz&#39;ın dualarıyla birlikte ambulanslar protokol üyeleri tarafından sağlık ekiplerine teslim edildi. Törene Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan da katıldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kayseri-de-12-ambulans-daha-hi_1767607684_gBjCoI.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kayseri'de 12 ambulans daha hizmete başladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kayseri-de-12-ambulans-daha-hi_1767607684_gBjCoI.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yılbaşında beslenme tavsiyeleri: Ağır yemeklere dikkat]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/yilbasinda-beslenme-tavsiyeleri-agir-yemeklere-dikkat/9473/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, yılbaşı akşamı sofrada dikkat edilmesi gerekenler hakkında verdiği bilgilerde, Yılbaşı akşamlarında genellikle sofralar çok çeşitli olduğundan dolayı hastalar ağır yemekler tüketmekte ve sindirim sorunları ortaya çıkmaktadır dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/yilbasinda-beslenme-tavsiyeleri-agir-yemeklere-dikkat/9473/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 19:02:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, yılbaşı akşamı sofrada dikkat edilmesi gerekenler hakkında verdiği bilgilerde, 'Yılbaşı akşamlarında genellikle sofralar çok çeşitli olduğundan dolayı hastalar ağır yemekler tüketmekte ve sindirim sorunları ortaya çıkmaktadır' dedi.</p><p>Yılbaşı akşamı bol baharatlı ve yağlı besinlerden kaçınılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Mustafa Kaplan, 'Yılbaşı akşamlarında genellikle sofralar çok çeşitli olduğundan dolayı hastalar ağır yemekler tüketmekte ve sindirim sorunları ortaya çıkmaktadır. Reflü, hazımsızlık ve özellikle mayonez, kremalı yiyecekler tüketilmesine bağlı olaraktan besin zehirlenmeleri hastalarda görülebilmektedir. Bu tür sıkıntıları yaşamamak için hastalarda bazı basit önlemlerin alınmasını tavsiye etmekteyiz. Özellikle yılbaşı sofrasına çok aç oturulmamasını, mümkünse yemekten önce çorba gibi besinlerin tüketilmesini öneriyorum. Yılbaşında ana yemek olarak kırmızı, beyaz et, hindi etinin de tüketilmesini söylüyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'Yılbaşının ertesi sabahı hafif kahvaltılar yapılmalı'</p><p>Yılbaşı akşamı içecek tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Kaplan, yemekten sonra hafif kuru yemişler tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Kaplan, 'Yemekten sonra çok ağır tatlılar yerine, meyve tatlıları, hafif kuru yemişlerin tercih edilmesini tavsiye ediyoruz. Ağır yemeklere bağlı acılı, bol baharatlı ve yağlı yemeklere bağlı hastalarda reflü şikyetleri çok sık görülmektedir. Yılbaşının ertesi sabahı yormayacak, hafif kahvaltılar yapılmasını tavsiye etmekteyiz. Yemek sonrasında hazımsızlık sorunları çeken kişilerde nane, rezene gibi bitkisel çaylarında tüketilmesini tavsiye etmekteyiz. Yılbaşı akşamları içecek tüketimi biraz daha fazla oluyor. Yılbaşı akşamları içeceklerin olabildiğince az tüketilmesi sindirim sisteminiz açısından daha sağlıklı olacaktır. Reflü şikayet çok olan kişilerde antiasit ilaçlar ve şuruplar kullanmasını tavsiye ediyoruz' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yilbasinda-beslenme-tavsiyeler_1767111605_uk5tVS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yılbaşında beslenme tavsiyeleri: Ağır yemeklere dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yilbasinda-beslenme-tavsiyeler_1767111605_uk5tVS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kışın korkusu: 'Soğuk ısırması']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kisin-korkusu--soguk-isirmasi-/9387/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, soğuk ısırması olarak bilinen 'Frostbite' hakkında verdiği bilgilerde uygulanan yanlış tedavinin ampütasyona kadar gidebileceğini söyleyerek, Isıtılan organın yeniden soğuğa maruz bırakılmaması gerekiyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kisin-korkusu--soguk-isirmasi-/9387/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 12:35:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, soğuk ısırması olarak bilinen &#39;Frostbite&#39; hakkında verdiği bilgilerde uygulanan yanlış tedavinin ampütasyona kadar gidebileceğini söyleyerek, 'Isıtılan organın yeniden soğuğa maruz bırakılmaması gerekiyor' dedi.</p><p>Soğuk havalarda uzun süre kalındığında soğuk ısırması durumunun ortaya çıkabileceğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, 'Tabi toplumda soğuk ısırması olarak bilinen esasta literatürde &#39;Frostbite&#39; olarak tanımlanmış rahatsızlık genelde sıfır derecenin altındaki havalara yoğun maruz kaldığında dokularda ve hücrelerde meydana gelen iskemik yani beslenme bozukluğuna bağlı meydana gelen tabloyu tanımlamak için kullanılan bir tanımdır. Özellikle yoğun soğuk havalara uzun süre maruz kalındığında, yahut yoğun alkol kullanımından sonra yine soğuk havalarda uzun süre kalındığında, işte askerler ve dağcılar gibi risk grupları var. Akral bölgeler dediğimiz yani burun, kulak, el ve ayak parmakları gibi bölgeler esasında soğuk ısırmasında en sık etkilenmesini beklediğimiz bölgelerdir. Genelde klinik muayenelerde biz gördüğümüz tabii ki bu etkilenen dokularda karıncalanma, uyuşma ve yer yer solukluk hissini hastalarımızda görmekteyiz. Bununla birlikte daha hafif frostbite yani soğuk ısırması vakalarında genelde derinin rengi daha beyaz gri iken daha uzun süreli soğuğa maruz kalma ve dokunun beslenmesinin bozulması ile birlikte deri renginin daha çok mavi-mor renge doğru değiştiğini beslenmenin bozulmasına paralel olarak bir sertlik dokuda hissediyoruz ve ileri vakalarda tabii gül dediğimiz bu sıvı oluşumları ve veziküller de ciltte görülebiliyor' dedi.</p><p>Yücel, ısıtılan organın yeniden soğuğa maruz bırakılmasının ampütasyona kadar gidebileceğini söyleyerek, 'En ileri vakalarda da en şiddetli vakalarda da sinirlerin etkilenmesine bağlı biz hissizlik etkilenen ekstremitelerde ve organlarda görmekteyiz. Tabi burada en önemli şey tedavide hastalarımızın şunlara dikkat etmesi lazım. Burada en yanlış yapılan şey hastanın etkilenen organını ısıttıktan sonra tekrardan eğer soğuk maruziyeti olacaksa bu en yapılmaması gereken şeydir. Yani etkilenen organın çok daha kötü yani amputasyona yani derinin kaybına kadar girebilecek komplikasyonlara sebebiyet verebilir. Dolayısıyla tedavide uygulamamız gereken en önemli şey önce soğuk maruziyetini hastalarımızdan hemen kesmek ve bununla birlikte 37-39 derece gibi sıcaklıklardaki suya etkilenen organı maruz bırakarak 20-30 dakika gibi ve sonradan tekrardan soğuğa maruz kalmayacak şekilde tedavi algoritmasını biz başlatıyoruz. Bununla birlikte herhangi bir etkilerini organı ısı kaynağına maruz bırakmak, işte ateşle ısıtmaya çalışmak, ovalamak bunlar yapmamamız gereken davranışlardandır. Bazı vakalarda ilaç tedavisi de kullanabiliyoruz. Daha ileri vakalarda mikro pıhtılar oluşup artık organların amputasyonuna yani kesilmesi ne kadar gidecek olan şiddetli vakalarda ise trombolitik ajanları biz tercih ediyoruz. Ne önlemler alabiliriz bunu da konuşmak gerekirse tabi ki sıkı giyinmek bazı anemik hastalarımız mesela bu açıdan biraz daha risk altındadır diyebiliriz. Oksijenin dokulara taşıdığı besin miktarı da bozulduğundan dolayı kat kat giyinmek belki bu tarz hastalarda biraz daha önleme yönelik konuşabiliriz. Bununla birlikte tabi termal çoraplar, eldiven ve bere kullanımı soğuk havalarda özellikle parmakları sürekli bu az önce bahsettiğimiz risk gruplarında sürekli hareket ettirmek, aşırı soğuğa maruz kalmamak da ne hastalarımıza önermemiz gereken tedbirler arasındadır diyebiliriz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kisin-korkusu--soguk-isirmasi-_1766742002_vHJ0Mh.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kışın korkusu: 'Soğuk ısırması' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kisin-korkusu--soguk-isirmasi-_1766742002_vHJ0Mh.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Özel ihtiyaçlı çocuklara şifa: 'ÇÖZGEM']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/ozel-ihtiyacli-cocuklara-sifa--cozgem-/9342/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi (ÇÖZDEM), düzenlenen törenle hizmete açıldı.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/ozel-ihtiyacli-cocuklara-sifa--cozgem-/9342/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 24 Dec 2025 16:13:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Devlet Hastanesi Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi (ÇÖZDEM), düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p><p>Kayseri Devlet Hastanesi himayesinde hizmete giren merkezde özellikle 0-6 yaş grubunda otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar tedavi edilecek. Tanı, tedavi ve takip aşamalarının uygulanacağı merkezde çocuklara çocuk gelişim uzmanları, psikologlar ve ergoterapistler gibi biçok branştan personel hizmet verirken ailelerine de ücretsiz danışmanlık hizmeti sağlanacak.</p><p>Açılış töreninde merkez hakkında bilgiler veren Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İsmail Altıntop, 'Bugün burada Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi kısa adı ile ÇÖZGEM&#39;in açılışını yapıyoruz. Türkiye&#39;de şu anda 11 tane merkez var ve bu merkezlerde özellikle çocuk ruh sağlığı ve hastalıklarıyla ilgili otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğuyla ilgili olan ve bu tanıları aldıktan sonra bölgemizdeki çocuk psikiyatrlardan gelen hastalarımızı burada tedaviye alıyoruz. Aslında tanı, tedavi ve takip şeklinde oluyor. 0-6 yaş grubundaki bu hastalarımız da bu tedavilerden sonra normal hayata adaptasyon sağlıyorlar. Burada çocuk gelişim uzmanlarımız, psikologlarımız, ergoterapistlerimiz gibi yardımcı personellerimiz var. Şu ana kadar yaklaşık son 2 ay içerisinde hizmetlerimiz başladı ve tanıladığımız 75 hastamız oldu. Bu hastalarımız da burada günlük aktivitelerle beraber aileleri ile beraber burada hizmetlerini alabiliyorlar. Randevu ile çalışıyoruz ve özellikle şimdilik 0-6 yaş grubuna hitap ediyoruz. İlerleyen süreçte bu yaş grubunu daha da ileri yaşlara yaymayı planlıyoruz. Bu Kayseri&#39;de bugüne kadar açılan ilk merkez. Kayseri Devlet Hastanesine bağlı olarak çalışıyor. Çocuk uzmanlığının üzerine çocuk psikiyatri uzmanları ayrıca burada bir tedavi veriyorlar. Yapılan işlemler tamamen ücretsiz işlemler. Bu açıdan buraya giren tüm hastalarımıza sağlıklı günler diliyorum' dedi.</p><p>Kayseri Devlet Hastanesi ÇÖZGEM Sorumlu Hekimi Uzman Doktor Ahmet Berke Esen ise, 'Çok Disiplinli Çocuk ve Genç Ruh Sağlığı Merkezi, zihinsel özel ihtiyacı olan çocuk ve ailelerinin ihtiyaç duyduğu standart tanılama, düzenli takip ve bireye özgü tedavi modellerinin uygulandığı bir merkezdir. Özellikle 0-6 yaş otizm spektrum bozukluğu başta olmak üzere erken dönemde gelişimsel risk taşıyan, duygusal, davranışsal ve sosyal anlamda farklılıkları olan gençlerin ve çocukların standart standart tanılaması, düzenli takibi ve kanıta dayalı müdahaleleri multidisipliner bir ekiple burada planlanıyor. Ekibimizde çocuk ve ergen psikiyatrisi, psikoloğumuz, iş ve uğraşı terapisti, dil ve konuşma terapisti, çocuk gelişim uzmanı, sosyal hizmet uzmanı ve hemşire bulunmaktadır. Zihinsel özel ihtiyaç açısından şüphe uyandıran gençler, çocuk ve genç psikiyatristleri tarafından ÇÖZGEM&#39;e yönlendiriliyor. Burada detaylı değerlendirmeleri yapıldıktan sonra gerekli birimler için planlamaları yapılmaktadır. Uygun rehabilitasyon merkezlerine yönlendirilmektedir. Ayrıca bu süreçte biz ailelere de danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Erken gelişimsel risklerin de ön tanılamasını yapıyoruz. Tamamen kamusal sağlık hizmeti içerisinde yer alan çocuk, genç ve ailelerin ihtiyaç duyduğu hizmetlerin bütüncül bir şekilde verilmeye çalışıldığı bir merkez burası' ifadelerini kullandı.</p><p>Kurdele kesimiyle hizmete giren merkezin açılışına Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İsmail Altıntop, protokol üyeleri, doktorlar ve personel katıldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ozel-ihtiyacli-cocuklara-sifa-_1766582403_gfdTPw.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Özel ihtiyaçlı çocuklara şifa: 'ÇÖZGEM' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ozel-ihtiyacli-cocuklara-sifa-_1766582403_gfdTPw.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda düztabanlığın 4 önemli sinyaline dikkat]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/cocuklarda-duztabanligin-4-onemli-sinyaline-dikkat/9309/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Op. Dr. Muhammed Melez, çocuklarda düztabanlıkla ilgili bilgi verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/cocuklarda-duztabanligin-4-onemli-sinyaline-dikkat/9309/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 13:36:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü&#39;nden Op. Dr. Muhammed Melez, çocuklarda düztabanlıkla ilgili bilgi verdi.</p><p>Çocuklarda düztabanlık veya &#39;pes planus&#39; adı verilen sorun ayak iç arkının düzleşmesi ve tüm tabanın yere değmesiyle kendini belli ediyor. Genetik faktörlerin de tetiklediği düztabanlığa obezite, diyabet, romatizmal eklem iltihaplanmaları ve ayak yaralanmaları da neden olabiliyor. Ayak ağrıları ve şişmeleriyle bireyin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen ve sık görülen düztabanlık ailelerin endişelenmesine neden oluyor. Bu durumda çocukların sağlıklı adımlar atabilmesi için mutlaka uzman yardımı alınması ve erken dönemde gerekli önlemleri alınması önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü&#39;nden Op. Dr. Muhammed Melez, çocuklarda düztabanlıkla ilgili bilgi verdi.</p><p>'Bebekler doğuştan düztabandır'</p><p>Aslında bebekler doğuştan düztabandır. Ayak taban yağ dokusunun fazla olması nedeniyle çocuk ayakları doğuştan düztaban görünümünde olur. Yürümeye başladıktan sonra şekillenmeye başlayan ayak arkları genellikle 6-10 yaşına kadar gelişmeye devam eder. Bu nedenle tüm çocuklarda belli bir yaşa kadar düztabanlık görünen bir durumdur. Aileler genellikle çocuk yürümeye başladıktan sonra içe basma şikayeti ile ortopedi ve travmatoloji polikliniklerine başvurmaktadır. Bu nedenle ayak anatomisinin, ayak gelişiminde ki doğal seyrin iyi bilinmesi ve düztabanlığın bir hastalık mı yoksa fizyolojik bir gelişim aşaması mı olduğu ayrımı iyi yapılmalıdır.</p><p>'Ayak kemeri gelişmezse'</p><p>Ayak kemerleri, dik yürüme mekaniğinde önemli bir unsurdur ve insanlara özgü bir durumdur. Ayak kemerlerinin oluşumu kemik, eklem ve bağ dokularının ortak gelişimi sonucunda oluşur.  Çocuklarda ayak kemerinin gelişememesi sonucunda düztabanlık bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bu sorun nedeniyle tedaviye gerek olmadığı düşünülse de düztabanlığın sebebi önemlidir. Erken çocukluk döneminde oluşan ayak kemeri, ilerleyen süreçte gelişmezse veya ileriki yaşlarda çökerse (düşük ayak kemeri), bu durum ağrıya neden olabilmekte ve yürümeyi olumsuz etkilemektedir. Ayağı bir arada tutan dokudaki yaralanma veya aşınma nedeniyle daha büyük çocuklarda da düztabanlık gelişebilir. Düztabanlık genetik bir sorun olarak da ortaya çıkabilir.</p><p>Düztabanlığın 2 çeşidi var</p><p>Düztabanlık farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bazı çocuklar ebeveynlerinden bu sorunu miras olarak alır.</p><p>Esnek düztabanlık: En yaygın tiptir ve çocukluk döneminde fizyolojik bir durumdur. Ayak kemeri yüklenme ile kaybolurken parmak ucunda yükselme veya yük azaltma durumunda ayak arkının oluşmasıdır. Genellikle bağ esnekliği suçlanmakla beraber kesin nedeni bilinmemektedir. Aile öyküsü pozitiftir. Bu durum genellikle aktif şikayet oluşturmazken bazı çocuklarda ayak ve ayak bilek çevresinde ağrıya neden olabilir. Ayak gelişiminin 10 yaşında kadar geliştiği düşünüldüğünde soruna bağlı olarak ortaya çıkan belirtilerin görülmemesi nedeniyle çocuklarda ileri tetkik ve egzersiz dışı tedavi gereksizdir. Ancak belirti veren çocuklarda egzersiz dışında medial ark destekli tabanlık ve ayakkabılar kullanılabileceği gibi çok nadirde olsa cerrahi gerekebilir.</p><p>Sert düztabanlık: İster ayakta ister oturur durumdayken medial ayak arkının oluşmama durumudur. Doğuştan veya sonradan kazanılmış olarak görülebilmektedir. Doğuştan nedenler arasında Aksesuar navikular kemik, tarsal koalisyon, vertikal talus (talus kemiğinin dikey olması), kazanılmış nedenler arasında ise posterior tibial tendon yetmezliği, travma ve tümörler neden olabilir. Sert düztabanlık genelde semptomatik olmaktadır.</p><p>Düztabanın sorun olduğu çocukların belirlenmesinde şu belirtiler anlamlı olabilmektedir. Ayak ağrısı, özellikle topuk veya kemer bölgesinde. Hareketle artan ayak ağrısı. Ayak bileği şişmesi. Sıkı topuk bağları</p><p>'Riski artıran nedenlere dikkat'</p><p>Bazen de genetik bir rahatsızlığın parçası olarak düztabanlık gelişebilir. Zamanla düztabanlığın riskini artırabilecek bazı faktörler vardır; Obezite. diyabet (şeker hastalığı), romatizmal eklem iltihabı, ayak veya ayak bileği yaralanmaları, yaşlanmanın etkisi.</p><p>Erken teşhis önemli</p><p>Düztabanlık belirtilerinin çocuklarda erken fark edilmesi, tedavi sürecini hızlandırır.  Düztabanlığı olan bazı çocuklar herhangi bir rahatsızlık hissetmezken, bazı çocuklarda ise günlük aktiviteleri olumsuz etkileyecek sonuçlar ortaya çıkar. Yapılan bazı çalışmalar çocuklarda asemptomatik esnek düztabanlıkta kullanılan tabanlık ve ayakkabıların normal ayak gelişimini olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Bu nedenle düztabanlığın gelişimsel doğal sürecin bir parçası mı yoksa hastalık mı olduğu ayrımı yapılmalı ve gereksiz tedavilerden kaçınılmalıdır. Ancak semptomatik esnek veya sert düztabanlığın erken teşhis edilmesi, nedene yönelik ve deformite düzeltici tedavi gerekmektedir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-duztabanligin-4-one_1766486402_rZiNR8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda düztabanlığın 4 önemli sinyaline dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-duztabanligin-4-one_1766486402_rZiNR8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda grip sezonu geldi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/cocuklarda-grip-sezonu-geldi/9287/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ceran Çağrıl, özellikle Kasım ve Aralık aylarında çocuklarda grip hastalığının pik yaptığını söyleyerek, Ocak ayına kadar çocukların grip aşısı yaptırılabilir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/cocuklarda-grip-sezonu-geldi/9287/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 12:59:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ceran Çağrıl, özellikle Kasım ve Aralık aylarında çocuklarda grip hastalığının pik yaptığını söyleyerek, 'Ocak ayına kadar çocukların grip aşısı yaptırılabilir' dedi.</p><p>Çocukların kapalı alanlara girmesi ve yüzey temasının artması ile birlikte hastalığın bulaştığını söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ceran Çağrıl, 'Grip hastalığı aslında bizim influenza virüs dediğimiz bir virüsün yol açtığı hastalık. Paçavra hastalığı olarak da bilinir. Gerçekten kişiye al aşağı eden, çocuklarda da daha şiddetli seyredebilen bir enfeksiyon. Bu enfeksiyon genelde damlacık yoluyla dediğimiz solunum yolu tarafından bulaşır ve çocuklarda uzun ve yoğun yüksek süren 5 güne varan 7 güne varan ateşler yapabilen bir enfeksiyon. Genellikle burun ve boğazda boğaz ağrısı, vücut ağrısı, kas ağrısı ve tüm vücudu al aşağı edebilen bir enfeksiyon şeklinde seyreder. Hastalığın kendisi aslında bazen sadece ateş ve nezle tespiti ile bitebilecekken çocuklarda özellikle bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı, sinüzit gibi daha ağır enfeksiyonlara yol açabilmesi açısından çok önemlidir. Aslında 0 yaş itibariyle influenza görebildiğimiz bir enfeksiyon ama en çok okul grubunda sıkıntıya yol açıyor. Çünkü özellikle Kasım-Aralık ayında çocukların kapalı ortama girmesiyle birlikte, okulda yüzey temasının çok arttığı, hijyen kurallarının çok ön plana çıktığı bu ortamlarda çocuklar bunlara çok dikkat edemediği için çok kolay bulaşabiliyor ve birbirlerine de çok kolay bulaştırabiliyor. O yüzden çocuklarda daha sık görüyoruz ve yaşadıklarında da bağışıklık sistemleri çok hassas olduğu için daha şiddetli yaşıyorlar bu enfeksiyonu' dedi.</p><p>Dr. Serap Ceran Çağrıl, Ocak ayına kadar aşıların yapılabileceğini söyleyerek, 'Genelde ateşle başlar. Yoğun, yüksek 39-40&#39;lara varan ateşler yapabilir. İnfluenzanın biliyorsak bir alt grubu var a ve b diye bildiğimiz ve bunun da alt grupları var. Bunların tipine yani genetik olarak yapısında farklı olarak dönemsel olarak bazı grip mikropları daha ağır seyreder bazen daha hafif seyreder. Zaten sezon içinde de biz genelde influenza gribini bir Kasım-Aralık aylarında pik yaparak görürüz, bir de Şubat-Mart aylarında ikinci bir pik yaparak görürüz. Bu mevsimlerde gerçekten önce ateşle başlayan sonra boğaz ağrısı, vücut ağrısı, kas ağrısı ve tüm sistemleri tutabilen bir gribal enfeksiyon şeklinde seyreder. Öncelikle risk grubuna daha önce öneriyorduk aşısını ama artık tüm çocukluk çağında 6 ay üstünde her bireye öneriyoruz. Risk grubu dediğimiz kronik hastalığı olan diyabet, şeker, hipertansiyon yine çocuklarda astım ve alerji gibi risk grubunda bulunan çocuklar için grip aşısı birinci koruyucu önlemimiz. Sezon başlarında başlıyoruz Ekim ayı başı gibi Ocak ayı sonuna kadar bu aşıyı yapıyoruz. O yüzden hala fırsat kaçmış değil. Yakalanmadılarsa gribe ki yakalansalar dahi dediğim gibi birçok alt tipi olduğundan bu aşıyla birlikte korunmasını arttırıyoruz. İkincisi okul grubunda özellikle kreşe giden çocuklarda gerçekten el temizliği çok ön planda. Sık sık el yıkamaları, kreş ve okullardaki yüzey temizliğinin bakterilerin virüslerin canlı kalma oranının düşürülmesi nedeniyle oradaki temizliğin çok önemi var. Tabi ki hasta olduklarında da bulaşmayı özellikle azaltmak adına evde kalmalarında da çok fayda var. Çocuklar için grip sezonu kesinlikle geldi. Kasım sonu Aralık gibi zaten başlar aşağı yukarı 2 ay civarında bir pik yapar, sonra okulların tatil olması ve virüsün de inaktif hale gelmesiyle birlikte biraz sakinler ama dediğim gibi aslında bitmez. Şubat-Mart ayı gibi tekrar aktifleşir. Bu yüzden de Ocak ayına kadar aşıların yapılması mutlaka fayda sağlar' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-grip-sezonu-geldi_1766397729_k40IiR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda grip sezonu geldi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-grip-sezonu-geldi_1766397729_k40IiR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İl Sağlık Müdürü Dr. Erşan Özvatan'daki sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/il-saglik-muduru-dr-ersan-ozvatan-daki-saglik-hizmetlerini-yerinde-degerlendirdi/9218/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan; Özvatan programı kapsamında ilçede bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/il-saglik-muduru-dr-ersan-ozvatan-daki-saglik-hizmetlerini-yerinde-degerlendirdi/9218/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 16:35:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan; Özvatan programı kapsamında ilçede bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulundu.</p><p>Program çerçevesinde ilk olarak Özvatan Kaymakamı Yıldız Yılmaz ile bir araya gelen İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan; ilçede sunulan sağlık hizmetleri ve yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ziyaretin devamında Özvatan İlçe Devlet Hastanesi&#39;nde incelemelerde bulunan İl Sağlık Müdürü Erşan; Hastane Başhekimi Dr. Can Uçar ve Hastane Müdürü Okan Bayır&#39;dan hastanede sunulan sağlık hizmetleri ile mevcut ihtiyaçlara ilişkin bilgi aldı. İncelemeler sırasında hastanenin fiziki ve teknik altyapısının güçlendirilerek sağlık hizmetlerinin daha da iyileştirilmesine yönelik yapılabilecek çalışmalar ele alındı.</p><p>Program çerçevesinde hastanede görev yapan hekimler ve sağlık çalışanlarıyla da bir araya gelen Dr. Erşan, talep ve önerilerini dinleyerek, özverili çalışmalarımdan dolayı teşekkürlerini iletti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/il-saglik-muduru-dr-ersan-ozva_1766065082_LUejkz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İl Sağlık Müdürü Dr. Erşan Özvatan'daki sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/il-saglik-muduru-dr-ersan-ozva_1766065082_LUejkz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kışın kuruyan cildi soğuğa yormayın]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kisin-kuruyan-cildi-soguga-yormayin/9091/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, cilt kurumasının sadece soğuk havalarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, Hastanın alt yapısında cilt kuruluğuna neden olacak sebepleri araştırmak gerekiyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kisin-kuruyan-cildi-soguga-yormayin/9091/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 10:37:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, cilt kurumasının sadece soğuk havalarla ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyleyerek, 'Hastanın alt yapısında cilt kuruluğuna neden olacak sebepleri araştırmak gerekiyor' dedi.</p><p>Kışın cilt rahatsızlıklarının arttığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, 'Öncelikle tabi kış mevsiminin gelmesiyle birlikte bu konu hastalarımız açısından çok daha önem kazanmaya başladı. Cilt kuruluğu dediğimiz durumun bir sürü sebebi olabilir bunun. Yani bazı hastalarımızda tabi doğuştan gelen cilt kuruluğu, atopik hastalıklarda alerjik hastalıklarda gördüğümüz şekilde cilt kuruluğu doğuştan gelen genetik sebeplerle olabileceği gibi özellikle ev hanımlarında, kimyasal maruziyeti fazla olan çalışanlarda, bazı mesleki faktörlere bağlı da cilt kuruluğu çok çeşitli sebeplere bağlı meydana gelebilir. Burada en önemli şey tedaviden ziyade esasında önleyici faktörler. Dolayısıyla şimdi havanın nem dengesinin de azalması ile birlikte kışın bu rahatsızlıkların biz arttığını görüyoruz. Hastaları da kategorize ederek esasında biz önerilerimizi yapmaya çalışıyoruz. Mesela ne gibi diyelim sürekli ev işlerine maruz kalan, çamaşır, bulaşık suyu gibi kimyasallara çok maruz kalan ev hanımlarında ya da bu tarz işlerle kimyasal maruziyeti olan meslek gruplarında biz özellikle yoğun nemlendiricileri tercih ediyoruz ve bunları kendi mesleklerine bağlı maruz kaldıkları maddelerden hemen sonra tercih ediyoruz. Yani mesela bir ev hanımı çamaşır bulaşık suyuna çok maruz kalıyorsa, ellerinde çok dezenfektan kullanımı ya da su teması çok fazla varsa ellerini kolları aldıktan hemen özellikle üre bazlı nemlendiricileri çok çok sık tercih ediyoruz bu tarz şikayeti olan hastalarımızda. Onun dışında majistral ilaçlarımız da var tabii ki. Belirli yağlarla vücudun nem dengesini koruma amaçlı belirli majsitral yani hazırlatma ilaçları eczanelerden çok sık kullanıyoruz. Bazen etkilenen bölgeye yani el ise bu el, vücut ise vücut, bazen tüm vücut yüzeyine kullanmamız gereken tedavilerimiz de olabiliyor' dedi.</p><p>Dr. Yücel, hastaların cilt kuruluğuna sebep olacak durumların olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyleyerek, 'Burada tabii dikkat etmemiz gereken diğer bir noktada sistemik belirti ile eşlik eden yani cilt kuruluğuna sebep olan, hastanın alt yapısında belirli durumlar var mı? Ne gibi mesela tiroid hormonlarının azlığı gibi. Hipotiroidi dediğimiz hastalarımız arasında böyle bilinebilir bunlar. Bunları araştırmak lazım. Herhangi bir vitamin mineral eksikliği var mı, hastanın anemisi var mı, kansızlığı var mı bunları da araştırıyoruz tabi ki. Çünkü dışarıdan verdiğimiz tedaviler eğer sistemik hastanın kendi hastalığıyla alakalı bir durum varsa ve buna bağlı cilt kuruluğu oluşuyorsa buna yardımcı oluyor. Esasında bizim altta yatan sebebi bulmamız ve ona yönelik tedavilerde vermemiz gerekiyor. Burada hastalarımız mutlaka eğer yoğun cilt kuruluğu yaşıyorlarsa, buna bağlı egzama şikayetleri dediğimiz ciltte kaşıntı, kızarıklık, kuruma ile giden ve hastaların günlük aktivitelerini yapmasına mani olan şikayetleri de oluyorsa mutlaka dermatoloji uzmanlarına muayene olsunlar ve hem altta yatan sebeplerinin araştırılması açısından hem de önlem ve tedavi tedbir konularında gerekli bilgilendirmeyi doktorlarından alarak bundan sonraki hayatlarında biraz daha en azından kendi kendinin de doktorları olarak tedbire ve tedavi şartlarına dikkat ederek hayatlarını daha konforlu şekilde devam edebilirler' ifadelerini kullandı.</p><p>Soğuk havalarda cilt kuruluğunun altında farklı sebeplerin yatabileceğini söyleyen Yücel, 'Soğukta cilt kuruluğunun altında farklı sebepler yatabilir. Bunları hastalarımızın tabi ki günlük kendilerine dikkat ettikleri zaman bulmaları tabi ki zor. Çünkü hepsi üç aşağı beş yukarı cilt kuruluğu ile ve bazen egzamatize şikayetlerle kendilerini gösterecektir. Buna bazen hastalarımız &#39;biz sürekli nemlendirici kullanıyoruz hocam ama herhangi bir şekilde kuruluğum geçmiyor benim ve şikayetlerim artarak devam ediyor&#39; şeklinde bize ifade ederler çok kez. Eğer böyle şikayetlerle hastalarımız bize başvuruyorlarsa biz altta yatan sebepleri genelde araştırıyoruz. Mutlaka ayrıntılı kan tahlillerine, mutlaka hastanın öyküsüne yani ne iş yaptığına, aile içi davranışlarına, günlük neye maruz kaldığına, detaylı bir dermatolojik muayene ve hasta öyküsüne dayanan bir fizik muayene yapıyoruz. Bunun sonucunda tabi ki hastalarımıza biz önerilerde bulunuyoruz ve tedaviyi buna göre şekillendiriyoruz. Bu açıdan tabi ki altta yatan farklı sebepler de vardır cilt kuruluğunun altında demek çok doğru' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kisin-kuruyan-cildi-soguga-yor_1765611852_tzCFfe.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kışın kuruyan cildi soğuğa yormayın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kisin-kuruyan-cildi-soguga-yor_1765611852_tzCFfe.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kışın bu gıdaları yiyin rahat uyuyun]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-uyuyun/9030/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, kışın melatonin içeren gıdaların uykuya yardımcı olacağını söyleyerek, Bunlara örnek verecek olursak vişne veya vişne suyu. Bunlar melatonin en yüksek olan meyvelerden birisidir. Bir diğeri ceviz melatonin içeriği bilinen nadir kuruyemişlerden birisidir. Yine yulaf, pirinç, mısır, arpa gibi tam tahıllar. Domates, brokoli gibi salatalık gibi sebzeler, muz, ananas gibi tropikal meyveler ve son olarak da yumurta. Bu besinler melatonin seviyesinin destekleyerek sakin bir uykuya hazırlık sağlamış olur dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-uyuyun/9030/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 11:47:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, kışın melatonin içeren gıdaların uykuya yardımcı olacağını söyleyerek, 'Bunlara örnek verecek olursak vişne veya vişne suyu. Bunlar melatonin en yüksek olan meyvelerden birisidir. Bir diğeri ceviz melatonin içeriği bilinen nadir kuruyemişlerden birisidir. Yine yulaf, pirinç, mısır, arpa gibi tam tahıllar. Domates, brokoli gibi salatalık gibi sebzeler, muz, ananas gibi tropikal meyveler ve son olarak da yumurta. Bu besinler melatonin seviyesinin destekleyerek sakin bir uykuya hazırlık sağlamış olur' dedi.</p><p>Uykusuzluğun dünya çapında yaygın bir problem olduğuna dikkat çeken Özger, 'Uykusuzluk genel nüfusumuzun problemlerinden biri aslında. Yaklaşık üçte birini etkiliyor dünya çapında ciddi bir sağlık problemi tehdidi altında bulunuyor. Melatoninin uyku verimini artırdığı biliniyor ve bununla birlikte de melatonin içeren gıdaların aynı şekilde uykuya yardımcı olacağı da yapılan çalışmalar sonucunda bulunmuştur' ifadelerini kullandı.</p><p>Melatoninin bağışıklık sistemi ve metabolizma üzerindeki etkilerine değinen Burcu Akbeyaz Özger, 'Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor. Yine vücudu antioksidan etkilere karşı destekliyor, jet lag etkisini azaltıyor, endokrin sisteme karşı etkili. Leptin ve insülin duyarlılığını düzenlemeye katkı sağlıyor, stres ve kortizon hormonlarının dengesine katkı sağlar ve son olarak da kanser araştırmalarında da bir yeri bulunuyor melatonin hormonunun' dedi.</p><p>'En fazla melatonin içeriğine sahip gıdalar hayvansal gıdalar, bitkiler ve mantarlar'</p><p>Özger, melatoninin ana kaynağının insan vücudu olduğunu fakat besinlerle de desteklenebileceğini belirterek, 'Bunlara örnek verecek olursak vişne veya vişne suyu. Bunlar melatonin en yüksek olan meyvelerden birisidir. Bir diğeri ceviz melatonin içeriği bilinen nadir kuruyemişlerden birisidir. Yine yulaf, pirinç, mısır, arpa gibi tam tahıllar. Domates, brokoli gibi salatalık gibi sebzeler, muz, ananas gibi tropikal meyveler ve son olarak da yumurta. Bu besinler melatonin seviyesinin destekleyerek sakin bir uykuya hazırlık sağlamış olur' ifadelerine yer verdi.</p><p>Burcu Akbeyaz Özger, melatonin üretimini dolaylı artıran triptofan kaynaklarına da değinerek, 'Melatonin sentezi triptofandan başladığı için aslında bu besinler dolaylı olarak melatonin üretimini destekliyor. En önemlileri arasında süt ve süt ürünleri, hindi eti, balık, kabak çekirdeği, tahin, susam, fındık ve badem bulunuyor. Triptofanın aslında serotonin ve melatonin döngüsünü güçlendirerek uyku düzenine olumlu katkı sağladığı bilinmektedir' diye konuştu.</p><p>Çalışmalarda besinlerdeki melatonin miktarlarının incelendiğini belirten Özger, 'Hayvansal gıdalara detaylı olarak inceleme yapıldığında kırmızı et, balık ve yumurta birlikte bakıldığında balık ve yumurtanın melatonin içeriğinin kırmızı ete göre daha yüksek olduğu bulunmuştur' ifadelerini kullandı.</p><p>'Akşam sağılan sütle sabahki sağılan sütün içerisindeki melatonin miktarı aynı değil'</p><p>Anne sütü ile ilgili araştırmaları da paylaşan Özger, 'Yapılan diğer çalışmalarda anne sütünün içerisinde de yine melatonin hormonu ile karşılaşılmıştır. Biz özellikle emziren annelere şunu söylüyoruz; emzirirken sağdığımız sütlerin mutlaka üzerine tarihlerini yazalım. Bununla birlikte hangi saatte sağdığımızı da mutlaka yazalım. Çünkü biliyoruz ki akşam sağılan sütle sabahki sağılan sütün içerisindeki melatonin miktarı aynı değil. Sabah ve akşam yaklaşık 10 kat melatonin seviyesi olarak değişkenlik gösteriyor' dedi.</p><p>Özger, yanlış zamanlı sütün bebekte huzursuzluk oluşturabileceğini belirterek, 'Bu nedenle bebeklere melatonin içeriği yüksek olan sütü sabah verdiğimizde bebekler günü daha uyku halinde geçirirken tam tersi sabah sağdığımız sütü de akşam bebeklere verdiğimizde bir uykusuzluk veya huzursuzluk seyredebilir. O yüzden de mutlaka sütlerimizin üzerine tarihleriyle beraber yazalım' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-_1765356842_xVlZ1q.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kışın bu gıdaları yiyin rahat uyuyun ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-_1765356842_xVlZ1q.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Geleceğin acil servisleri Kayseri'de konuşuldu]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/gelecegin-acil-servisleri-kayseri-de-konusuldu/8939/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi; acil tıp alanındaki güncel yaklaşımları değerlendirmek, klinik standartları geliştirmek ve hekimler arası bilimsel etkileşimi artırmak amacıyla bu yıl '8. Kayseri Acil Tıp Eğitim Günleri' etkinliğini düzenledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/gelecegin-acil-servisleri-kayseri-de-konusuldu/8939/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 12:25:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Devlet Hastanesi; acil tıp alanındaki güncel yaklaşımları değerlendirmek, klinik standartları geliştirmek ve hekimler arası bilimsel etkileşimi artırmak amacıyla bu yıl &#39;8. Kayseri Acil Tıp Eğitim Günleri&#39; etkinliğini düzenledi.</p><p>Pratisyen ve uzman hekimlere yönelik hazırlanan etkinlik, 6 Aralık 2025 tarihinde hastanenin 5. Blok Konferans Salonu&#39;nda, Hastane Başhekimi Doç. Dr. İsmail Altıntop&#39;un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bilimsel program kapsamında, acil tıbbın en kritik başlıkları ele alınırken; kırmızı alan yönetimi, semptomdan tanıya ve tedaviye hasta yaklaşımı, özel acil durumların yönetimi, branşlara özgü acil hastalıklar ve güncel tedavi algoritmaları, alanında uzman akademisyenlerin katılımıyla olarak değerlendirildi. Program hakkında bilgiler veren Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İsmail Altıntop; 'Kayseri&#39;mizde geleneksel olan 8. Acil Günleri&#39;nde; her yıl yaptığımız gibi bu yıl da bölgemizden tüm acil serviste çalışan pratisyen hekimleri, uzman hekimleri ve mesleğine yeni başlayan hekimleri burada buluşturuyoruz. Birçok kliniğimizden asistanlarımız mevcut. Özellikle Niğde&#39;den, Nevşehir&#39;den Kahramanmaraş&#39;tan, Yozgat&#39;tan ve Kayseri&#39;deki üniversitelerimizden gelen akademisyenlerle beraber burada bir eğitimi veriyoruz. Bu yıl geleceğin acillerini tartışıyoruz. Geleceğin acillerinde; son dönemlerde olan toksikolojik vakalar var, metil alkol zehirlenmelerini vurguluyoruz. Uyuşturucu en önemli konularımızdan bir tanesi; uyuşturucuyla mücadelede hekimlerimize eğitim veriyoruz ki ilk müdahalelerini iyi yapabilsinler. Ayrıca acil servislerdeki kaliteyi artırabilmek için de sütür pansuman atölyesi, alçı atel atölyesi, resüsitasyon atölyeleri yapıyoruz. Dünya çapında standart tedavileri ve en son kılavuzlarda güncellenen bilgileri hekimlerimizle paylaşıyoruz. Buraya gelen katılımcılarla da online yaptığımız yarışmalarla da geri dönüşüm alıyoruz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gelecegin-acil-servisleri-kays_1765013284_GHnL4S.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Geleceğin acil servisleri Kayseri'de konuşuldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gelecegin-acil-servisleri-kays_1765013284_GHnL4S.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Görünmeyen düşman, karbonmonoksit]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/gorunmeyen-dusman-karbonmonoksit/8911/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmethan Turan, karbonmonoksit gazının tatsız, kokusuz ve renksiz olması nedeniyle fark edilmeden solunabildiğini belirterek, Özellikle tünellerde ve kapalı otoparklarda çalışanların değerlerine baktırmaları gerekiyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/gorunmeyen-dusman-karbonmonoksit/8911/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 12:45:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmethan Turan, karbonmonoksit gazının tatsız, kokusuz ve renksiz olması nedeniyle fark edilmeden solunabildiğini belirterek, 'Özellikle tünellerde ve kapalı otoparklarda çalışanların değerlerine baktırmaları gerekiyor' dedi.</p><p>Karbonmonoksit zehirlenmesinin içeriğinde karbon olan maddelerin yanması sonucu ortaya çıkan gazın inhalasyonu ile geliştiğini anlatan Turan, 'Bu gaz renksiz, kokusuz, tatsız hatta soluyan kişiyi rahatsız etmeyecek derecede olma özelliği taşıyan bir gazdır. Kişiler bunu yavaş yavaş da alabilir, uzun süreli de alabilir. Ani ve yüksek alımlarda karbonmonoksit seviyesinin belli bir derecenin üzerine çıktığında da buna biz karbonmonoksit zehirlenmesi diyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'Baş ağrısı, bulantı, uykuya meyil ve en sonunda bayılma, kendinden geçme gibi sessiz bir klinik tablo'</p><p>Dr. Turan, karbonmonoksit zehirlenmesinin akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrıldığını belirterek 'Akut olanlarda yani ani oluşanlarda hastalar genelde çok bir şey hissetmez. Birazcık baş ağrısı, bulantı, uykuya meyil ve en sonunda bayılma, kendinden geçme gibi sessiz bir klinik tablo oluşturur. Hastalar uyur ve uyanamaz; bu tablo onu yoğun bakıma kadar götürür. Kronik zehirlenmelerde ise daha çok tünel işçilerinde, kapalı otopark işlerinde veya kendi evinde kapalı otopark kullanan, uzun süre egzoz gazına maruz kalan kişilerde görürüz. Kronik baş ağrısı, uykusuzluk, ajitasyon, kas ve eklem ağrıları gibi durumlar gözükür' dedi.</p><p>'Kışın, zehirlenme vakaları artıyor'</p><p>Farklı nedenleri olan karbonmonoksit zehirlenmesi vakalarının kışın artığına dikkat çeken Dr. Turan, 'Isınmak için kömür sobaları, doğal gaz kombileri gibi cihazların bakımının iyi yapılmaması karbonmonoksit sızıntısına ve dolayısıyla zehirlenmesini artıran önemli bir faktör. O nedenle düzenli bakım ve temizliğin yapılması çok önemli. Ayrıca otomobillerin çıkardığı zehirli gaz uzun süre maruz kalmak da aynı sonuca yol açıyor' dedi.</p><p>'Otopark ve tünel işçileri risk altında'</p><p>Sigara içenlerde değerlerin yükseldiğini söyleyen Turan, 'Normalde insanlarda karbonmonoksit hemoglobin düzeyi yaklaşık yüzde 1 ile 3 arasında olur ama sigara içenlerde bu yüzde 10&#39;a kadar çıkabiliyor. Yani bu da bir kronik karbonmonoksit zehirlenmesi oluyor bir nevi. Bir sonraki aşaması ise az önce bahsettiğim kapalı otopark ve tünel işçilerinde oluşanlar. Onlarda da yüzde 20&#39;ye kadar, yaklaşık yüzde 30&#39;a kadar bazen gözüküyor. Onlar da risk altındalar. Bu kişilerin çalıştığı şartlara dikkat edilmeli' dedi.</p><p>Gazın kandaki oksijen kullanımını engelleyerek ciddi organ hasarına yol açabileceğini vurgulayan Turan, 'Hemoglobin hücreleri karbonmonoksite oksijenden yaklaşık 200-300 kat daha duyarlı. Bu yüzden karbonmonoksit hemen bağlanıyor, oksijen serbest dolaşıyor ve hücrelere verilemiyor. Bu durum tüm organlarda oksijen eksikliğine neden olur. Kalpte olursa kalp krizi, böbrekte olursa böbrek yetmezliği, beyinde olursa felç gibi ciddi sonuçlara kadar gidebilir' diye konuştu.</p><p>'Baş ağrısı ve halsizlik karbonmonoksitin ilk işaretleri olabilir'</p><p>Halsizlik, baş dönmesi, bayılma, uykusuzluk gibi şikyetlerin önemsenmesi gerektiğini dile getiren Turan, 'Akut durumda ani kalp krizi, felç, solunum durması gibi durumlar gelişebilir. Bu nedenle karbonmonoksitin nereden çıkabileceğini bilmek ve buna göre önlem almak çok önemli. Eğer kapalı ve egzoz gazının yoğun olduğu ortamlarda sık bulunuyorsak, bu tür şikyetlerimiz varsa mutlaka doktora başvurup kan gazı dediğimiz değerde hemoglobin düzeylerine baktırmalarını öneriyorum' uyarısında bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gorunmeyen-dusman-karbonmonoks_1764928442_RGB93u.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Görünmeyen düşman, karbonmonoksit ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gorunmeyen-dusman-karbonmonoks_1764928442_RGB93u.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>