<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Erciyes Haber - Kayseri Haber - Kayseri Son Dakika</title>
      <link>https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Kayseri'nin Haber sitesi Erciyes Haber, Kayseri haberlerini, Kayseri'den güncel son dakika gelişmelerini, Kayseri gündemini okurlarına sunuyor.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Mon, 15 Jun 2026 16:54:07 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.erciyeshaber.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ'de, 'Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımında Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu' düzenlendi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-de--beyin-olumu-tanisi-ve-donor-bakiminda-guncel-yaklasimlar-sempozyumu--duzenlendi/12749/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Gevher Nesibe sınıflarında 'Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımında Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu' düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-de--beyin-olumu-tanisi-ve-donor-bakiminda-guncel-yaklasimlar-sempozyumu--duzenlendi/12749/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Gevher Nesibe sınıflarında &#39;Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımında Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu&#39; düzenlendi.</p><p>Erciyes Üniversitesi Tıp  Fakültesi Dekanlığı, ERÜ Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimliği, Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü ve Organ Nakli Hizmetleri Adana Bölge Koordinasyon Merkezinin iş birliği ve ERÜ Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekim Yardımcısı ve Beyin Ölümü Kurul Başkanı Doç. Dr. Şahin Temel&#39;in organize ettiği &#39;Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımında Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu&#39; gerçekleştirildi.</p><p>Sağlık profesyonellerinin yoğun ilgi gösterdiği sempozyumun açılışında konuşan Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Baykan ile Organ Nakli Hizmetleri Adana Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Nezahat Bingöl, Türkiye&#39;de organ nakli alanında önemli başarılar elde edildiğini ancak organ bağışı oranlarının halen istenilen seviyeye ulaşamadığını ifade ettiler. Konuşmalarında, organ bağışı gerçekleşmiş olsa dahi çeşitli tıbbi nedenlerle bazı organların nakil sürecinde değerlendirilemediğine dikkat çeken Prof. Dr. Zeynep Baykan ve Dr. Nezahat Bingöl, bu tür bilimsel toplantıların sağlık çalışanlarının bilgi düzeyini artırarak organ bağışı farkındalığının geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağını vurguladı.</p><p>Alanında uzman akademisyenlerin ve hekimlerin bilgi ve deneyimlerini  paylaştığı programda; Doç. Dr. Sibel Seçkin Pehlivan tarafından &#39;Beyin Ölümü Tanısı&#39;, Doç. Dr. İzzet Ökçesiz tarafından &#39;Beyin Ölümü Tanısında Radyolojik İncelemeler&#39;, Prof. Dr. Ayşe Ülgey tarafından &#39;Donör Bakımı ve Örnek Olgular&#39;, Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar tarafından &#39;Donör Bakımında Enfeksiyon Yönetimi&#39;, Öğr. Gör. Dr. Ahmet Safa Kaynar tarafından &#39;Organ Nakli Sistemi ve Türkiye&#39;de Yasal Durumu&#39; ve Dr. Öğr. Üyesi Recep Civan Yüksel tarafından da &#39;Yoğun Bakımdaki Hasta Yakınları ile İletişim&#39; başlıklı sunumlar gerçekleştirildi.</p><p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri başta olmak üzere Kayseri genelindeki hekimler, hemşireler ve sağlık çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumda, beyin ölümü tanısı ve donör bakımına ilişkin güncel bilimsel yaklaşımlar değerlendirilirken, organ bağışının artırılmasına yönelik çözüm önerileri ve iyi uygulama örnekleri de katılımcılarla paylaşıldı.</p><p>Soru-cevap ve değerlendirme oturumuyla sona eren sempozyumun, organ bağışı ve organ nakli süreçlerinde görev alan sağlık profesyonellerinin bilgi ve farkındalık düzeylerinin artırılmasına önemli katkı sağlaması hedefleniyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-de--beyin-olumu-tanisi-ve-_1781249222_dKnTgp.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ'de, 'Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımında Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu' düzenlendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-de--beyin-olumu-tanisi-ve-_1781249222_dKnTgp.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hastane personeline 'Cilt Kanseri Farkındalık Eğitimi' verildi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/hastane-personeline--cilt-kanseri-farkindalik-egitimi--verildi/12575/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Nur Büşra Akdağ tarafından hastane personeline 'Cilt Kanseri Farkındalık Eğitimi' verildi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/hastane-personeline--cilt-kanseri-farkindalik-egitimi--verildi/12575/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Devlet Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Nur Büşra Akdağ tarafından hastane personeline &#39;Cilt Kanseri Farkındalık Eğitimi&#39; verildi.</p><p>Hastane personeline verilen eğitimde Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Nur Büşra Akdağ; cilt kanserlerinin erken tanısının önemi, risk faktörleri, korunma yöntemleri ve farkındalık oluşturulmasına yönelik bilgiler paylaştı. Akdağ ayrıca yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneş ışınlarına maruziyetin artmasına bağlı olarak gelişebilen cilt lekeleri, bu lekelerden korunma yöntemleri ve düzenli güneş koruyucu kullanımının önemi hakkında da görüşlerini iletti.</p><p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nden yapılan açıklamada; 'Eğitime katkılarından dolayı Dr. Nur Büşra Akdağ&#39;a teşekkür ederiz' ifadelerine yer verildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hastane-personeline--cilt-kans_1780571343_RUJO5s.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hastane personeline 'Cilt Kanseri Farkındalık Eğitimi' verildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hastane-personeline--cilt-kans_1780571343_RUJO5s.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hijyensiz temas hastalık saçıyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/hijyensiz-temas-hastalik-saciyor/12572/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, el hijyeninin ve yıkama tekniğinin hastalıklar açısından etkili olduğunu söyleyerek; Ellerimizi gözle görünür şekilde kirlendiği her durumda sabunla yıkamalıyız dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/hijyensiz-temas-hastalik-saciyor/12572/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, el hijyeninin ve yıkama tekniğinin hastalıklar açısından etkili olduğunu söyleyerek; 'Ellerimizi gözle görünür şekilde kirlendiği her durumda sabunla yıkamalıyız' dedi.</p><p>Sosyal alanlarda birçok hastalığın eller yoluyla bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Yasemin Ersoy; 'Ellerimiz çevreyle, diğer insanlarla, hayvanlarla, toprakla, kirli alanla, birçok noktayla temas halinde olduğumuz ve birçok bakteri, virüs, bazen parazit, mantarı kolayca alıp enfeksiyonlara yakalanma riskimiz olan aletlerimiz diyelim. Ellerimizi bir alet olarak düşünürsek hem kendimizle hem de çevreyle yakın bir temas içerisindeyiz. El hijyeni, ellerimizin yıkanması, sağlık kuruluşlarında ise hem ellerin yıkanması hem de alkolle el ovalamayı içerir. Sosyal alanlarda, dış çevrede yaz ile birlikte biraz daha dışarı çıkışların artması ile beraber dizanteri form, ishal tarzı, gastroenterit tarzı vakaların artması söz konusu olabilir. Yine bazı üst solunum yolu ya da solunum yolu enfeksiyonları; tifo gibi, grip gibi birçok hastalığın eller yoluyla da bulaştığını biliyoruz. Bu dokunduğumuz yüzeylerden ellerimizin kirlenmesiyle ya da başka insanlardan temasla aldığımız bakterileri elimize yüzümüze, gözümüze sürmemizle, bazen gıdalara temasla enfeksiyonlara yakalanmamız söz konusu olabilir. Ne zaman el hijyeni sağlayacağız? Yani ellerimizi ne zaman su ve sabunla yıkayacağız diye sorarsanız; mutlaka tuvaletten sonra, gıdaların hazırlanmasından önce, yemek yemeden önce, dışarıdan içeri geldikten sonra, ellerimiz gözle görülür kirlendiği her durumda; hayvanlarla temastan sonra, toprakla, çevresel yüzeylerle temastan sonra, alt bezi değişiminden sonra ellerimizi su ve sabunla yıkamamız lazım' dedi.</p><p>'El yıkamada teknik çok önemli'</p><p>Ersoy, eller yıkanırken sürenin ve tekniğin çok önemli olduğunu belirterek; 'Ellerimizi yıkarken teknik, yine süre önemli. Çoğunlukla 20 ila 30 saniye kadar sıvı sabunu elimize alıp ovalamamız, bol suyla durulamamız sonrasında eğer toplu bir alanda yaşıyorsak, örneğin lokantada, toplu bir alanda, alışveriş merkezleri gibi buralarda ellerimizi kuruladığımız kağıt havluyla musluk başını kapatmamız daha doğru olacaktır. Çünkü tekrar ellerimizin kirlenmesi riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Burada teknik önemli; baş parmaklar, parmak araları, parmak uçlarımız, tüm el yüzeyinin ovalanarak sabunlanması gerekli. El hijyeni sosyal hayatımızda her geçen gün daha kritik öneme sahip olduğunu görmekteyiz. Aslında hijyen kavramının gelişmesi insanlarda yaşam süresini uzatmıştır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hijyensiz-temas-hastalik-saciy_1780566843_i2wuE8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hijyensiz temas hastalık saçıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hijyensiz-temas-hastalik-saciy_1780566843_i2wuE8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ Hastaneleri'nde 'ücretsiz ben muayenesi' aktivitesi yapıldı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde--ucretsiz-ben-muayenesi--aktivitesi-yapildi/12560/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından dermatoloji polikliniğinde ücretsiz ben muayenesi etkinliği düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde--ucretsiz-ben-muayenesi--aktivitesi-yapildi/12560/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından dermatoloji polikliniğinde ücretsiz ben muayenesi etkinliği düzenlendi.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Borlu yaptığı açıklamada; Cilt kanseri dünyada ve ülkemizde sık görülen kanser türlerinden biridir, erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı yüksek olan hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması, erken tanının teşvik edilmesi ve korunma yöntemleri hakkında bilgilendirme yapılması büyük önem arz etmektedir' dedi.</p><p>Prof. Dr. Murat Borlu, 'Euromelanoma her yıl tüm Avrupa ülkeleri ile birlikte ülkemizde düzenlenen bir farkındalık etkinliğidir. Deri kanserleri ile ilgili farkındalığın artması amacıyla bilgilendirme etkinlikleri ve ücretsiz ben tarama aktiviteleri düzenlenmektedir. Bu kapsamda, Erciyes Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalında 20 yılı aşkın süreden beri vatandaşlarımıza yönelik ücretsiz ben tarama aktivitesi yapmaktayız' şeklinde konuştu.</p><p>'Ailesinde deri kanseri hikyesi olan, çok sayıda beni olanlar ile şüpheli benleri olan hastalar dermatoloji uzmanına başvurmalı'</p><p>Prof. Dr. Murat Borlu, 'Melanom bilinen en hızlı ilerleyici ve öldürücü deri kanseridir. Ailesinde deri kanseri hikyesi olan, çok sayıda beni olan, şüpheli benleri olan ve çeşitli nedenlerle vücut direnci düşük olan hastaların benlerini yılda bir kez dermatoloji uzmanına başvurarak kontrol ettirmeleri son derece önemlidir' ifadelerini kullandı.</p><p>Yeni ben oluşumu, bende meydana gelen renk ve şekil değişikliği gibi durumların mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Borlu, 'Euromelanom kapsamında yılda bir kez yapılan ücretsiz ben tarama etkinliği ile deri kanserlerini erken dönemde tanıyıp tedavi etmek mümkün olacaktır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde--ucretsiz-_1780488003_5jaUh4.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ Hastaneleri'nde 'ücretsiz ben muayenesi' aktivitesi yapıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde--ucretsiz-_1780488003_5jaUh4.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaza sağlıklı ve ışıltılı bir ciltle girmenin 8 altın kuralı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/yaza-saglikli-ve-isiltili-bir-ciltle-girmenin-8-altin-kurali/12539/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Uz. Dr. Muhammed Burak Yücel, yaz öncesinde cilt sağlığı hakkında önerilerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/yaza-saglikli-ve-isiltili-bir-ciltle-girmenin-8-altin-kurali/12539/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Bölümü&#39;nden Uz. Dr. Muhammed Burak Yücel, yaz öncesinde cilt sağlığı hakkında önerilerde bulundu.</p><p>Yaz aylarında artan güneş maruziyeti, sıcaklık, nem, terleme, deniz ve havuz cilt sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Güneş ışınları yalnızca güneş yanığına değil; leke oluşumuna, erken deri yaşlanmasına ve uzun vadede deri kanseri riskine de neden olabiliyor. Bu nedenle yaz aylarında cilt bakımı konusunda güneş kremi sürmenin yanı sıra güneşten bütüncül olarak korunmak, cilt bariyerini desteklemek ve şüpheli cilt değişikliklerini erken fark etmek gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Bölümü&#39;nden Uz. Dr. Muhammed Burak Yücel, yaz öncesinde cilt sağlığı hakkında önerilerde bulundu.</p><p>'Güneş kremini doğru miktarda ve doğru zamanda kullanın'</p><p>Yaz aylarında güneş koruyucu kullanımı cilt sağlığının en temel basamaklarından biridir. Ancak güneş kreminden beklenen etkinin sağlanabilmesi için ürünün doğru seçilmesi ve düzenli yenilenmesi gerekir. Geniş spektrumlu, yani hem UVA hem de UVB&#39;ye karşı koruma sağlayan, en az SPF 30 içeren ürünler tercih edilmelidir. Leke eğilimi olan, açık tenli, gebelik döneminde olan, rozasea veya melazma gibi güneşle tetiklenebilen cilt problemleri bulunan kişilerde SPF 50+ ürünler daha uygun olabilir. Güneş kremi dışarı çıkmadan yaklaşık 15-30 dakika önce uygulanmalı; açık havada kalındığında yaklaşık 2 saatte bir, yüzme veya yoğun terleme sonrasında ise daha erken yenilenmelidir. Suya dayanıklı ürünler bile deniz, havuz ve terleme sonrası etkinliğini kaybedebilir. Bu nedenle &#39;sabah sürdüm, gün boyu korur&#39; düşüncesi doğru değildir.</p><p>'Güneşten korunmayı sadece kremle sınırlamayın'</p><p>Güneşten korunmada en etkili yaklaşım, güneş kremiyle birlikte fiziksel korunma yöntemlerini de kullanmaktır. Özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında uzun süre kalmaktan kaçınılmalıdır. Gölge alanlar tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka, UV korumalı güneş gözlüğü ve açık renkli, sık dokunmuş kıyafetler kullanılmalıdır. Plajda veya açık havada uzun süre kalınacaksa şemsiye, gölgelik veya koruyucu kıyafetler güneş kremi kadar önemlidir. Güneş kremi, güneşte kalma süresini uzatmak için değil; kaçınılamayan maruziyet sırasında cildi desteklemek içindir.</p><p>'Benlerinizi yaz başlamadan kontrol ettirin'</p><p>Yaz öncesi ben ve leke kontrolü, özellikle çok sayıda beni olan, ailesinde deri kanseri öyküsü bulunan, çocukluk döneminde sık güneş yanığı geçiren veya açık tenli kişiler için önemlidir. Benlerde asimetri, kenar düzensizliği, renk değişikliği, çapta büyüme veya zaman içinde belirgin farklılaşma varsa dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Halk arasında &#39;ben aldırmak kansere yol açar&#39; gibi yanlış bir inanış vardır. Oysa şüpheli benlerin dermatolojik değerlendirme ile erken fark edilmesi, melanom gibi ciddi deri kanserlerinde erken tanı açısından hayat kurtarıcı olabilir.</p><p>'Deniz, havuz, kum ve tuz sonrası cilt bariyerini destekleyin'</p><p>Deniz suyu, havuz kloru, kum ve sık duş alma cilt bariyerini kurutabilir. Özellikle atopik dermatit, egzama, rozasea veya hassas cilt yapısı olan kişilerde bu durum kızarıklık, kaşıntı, yanma ve pullanmayı artırabilir. Deniz veya havuz sonrası cilt temiz suyla durulanmalı, ardından cilt tipine uygun nemlendirici uygulanmalıdır. Nemlendiriciler yalnızca kuruluğu gidermek için değil, cilt bariyerini güçlendirmek ve tahrişi azaltmak için de önemlidir. Aşırı parfümlü, alkol içeriği yüksek veya irrite edici ürünlerden kaçınılmalıdır.</p><p>'Çok sıcak suyla duş almayın'</p><p>Yaz aylarında sık duş almak ferahlık sağlasa da çok sıcak suyla duş almak cildin doğal yağ tabakasını azaltarak kuruluk ve hassasiyeti artırabilir. Bu nedenle ılık suyla kısa süreli duşlar tercih edilmelidir. Duş sonrası cilt tamamen kurumadan nemlendirici uygulanması, nemin ciltte daha iyi tutulmasına yardımcı olur. Özellikle güneş sonrası kızarık, yanmış veya hassaslaşmış cilde kese, peeling veya sert temizleyiciler uygulanmamalıdır. Bu tür işlemler cilt bariyerini daha da bozabilir.</p><p>'Terli kıyafetlerle uzun süre kalmayın'</p><p>Sıcak havalarda terleme artar. Terli ve nemli kıyafetlerle uzun süre kalmak, özellikle sırt, göğüs, kasık ve koltuk altı gibi bölgelerde tahriş, isilik, mantar enfeksiyonları ve folikülit adı verilen kıl kökü iltihaplarına zemin hazırlayabilir. Spor, yürüyüş veya yoğun terleme sonrası kıyafetlerin değiştirilmesi, cildin nazikçe temizlenmesi ve mümkünse pamuklu, nefes alabilen kıyafetlerin tercih edilmesi cilt sağlığı açısından önemlidir.</p><p>'Yaz aylarında ağır bakım ürünlerinden kaçının'</p><p>Yazın cilt daha fazla terlediği ve yağlandığı için kış aylarında kullanılan yoğun yapılı kremler, bazı kişilerde gözenek tıkanıklığına ve akne artışına neden olabilir. Bu dönemde cilt tipine uygun, hafif yapılı, komedojenik olmayan nemlendiriciler tercih edilmelidir. Nem maskeleri veya bariyer destekleyici ürünler bazı ciltlerde faydalı olabilir; ancak her cilt için gerekli değildir. Özellikle aktif aknesi, rozaseası veya hassasiyeti olan kişiler, rastgele maske ve peeling ürünleri kullanmadan önce dermatoloji uzmanına danışmalıdır.</p><p>'Antioksidan desteği güneşten korunmanın yerine geçmez, ama cildi destekleyebilir'</p><p>UV ışınları ciltte oksidatif stres oluşturarak leke, elastikiyet kaybı ve erken yaşlanma sürecine katkıda bulunabilir. C vitamini, E vitamini, polifenoller ve karotenoidlerden zengin beslenme genel cilt sağlığını destekleyebilir. Topikal antioksidan içeren ürünler de uygun cilt tiplerinde fotoyaşlanma zıttı bakımın bir parçası olabilir. Ancak antioksidan serumlar veya besin destekleri güneş kreminin yerine geçmez. Güneşten korunmanın temeli; doğru güneş koruyucu kullanımı, gölge, kıyafet, şapka ve güneşten kaçınma davranışlarının birlikte uygulanmasıdır.</p><p>Güneş yanığı gelişirse ne yapılmalı?</p><p>Güneş yanığı oluştuğunda cilt serin tutulmalı, bol su içilmeli, parfümsüz nemlendiricilerle bariyer desteklenmelidir. Şiddetli ağrı, su toplaması, ateş, titreme, bulantı veya yaygın yanık varsa dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Yanık bölgeye diş macunu, yoğurt, kolonya veya bilinçsiz bitkisel ürünler sürülmemelidir.</p><p>'Cilt sağlığı için korunma tedaviden değerlidir'</p><p>Güneş ışınları cilt sağlığı üzerinde hem kısa hem de uzun vadeli etkilere sahiptir. Güneş yanığı, lekelenme ve erken yaşlanma gibi sorunların yanında, yıllar içinde deri kanseri riskinde artış da görülebilir. Bu nedenle güneş kremi kullanmak önemlidir; ancak tek başına yeterli değildir. Gölge, koruyucu kıyafet, şapka, güneş gözlüğü ve düzenli ben kontrolü yaz aylarında cilt sağlığının temel parçalarıdır.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yaza-saglikli-ve-isiltili-bir-_1780386842_QTyZJ6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaza sağlıklı ve ışıltılı bir ciltle girmenin 8 altın kuralı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yaza-saglikli-ve-isiltili-bir-_1780386842_QTyZJ6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İlk yerli molekül için dev adım]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/ilk-yerli-molekul-icin-dev-adim/12533/</link>
            <description><![CDATA[TSI ABD tarafından Faz I klinik çalışması başarıyla tamamlanan patentli biyolojik büyük molekül ürünü TS01'in, kalp krizi ve akut iskemik inme gibi yüksek klinik ihtiyaç bulunan alanlarda kullanılmak üzere Faz II ve Faz III çalışmalarının Türkiye'de yürütülmesi amacıyla TSI Türkiye kuruldu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/ilk-yerli-molekul-icin-dev-adim/12533/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>TSI ABD tarafından Faz I klinik çalışması başarıyla tamamlanan patentli biyolojik büyük molekül ürünü TS01&#39;in, kalp krizi ve akut iskemik inme gibi yüksek klinik ihtiyaç bulunan alanlarda kullanılmak üzere Faz II ve Faz III çalışmalarının Türkiye&#39;de yürütülmesi amacıyla TSI Türkiye kuruldu.</p><p>Av. Cengiz Aydemir, Prof. Dr. Abdülhakim Coşkun, Albaraka Portföy Yönetimi A.Ş. Unifon - Biotech Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ve TSI ABD ortaklığında kurulan TSI Türkiye&#39;nin Yönetim Kurulu Başkanlığı&#39;na Dr. Kemal Oğuz Kalafat getirildi. Ruva Global Danışmanlık A.Ş.&#39;nin danışmanlığında gerçekleştirilen yeni şirketin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Av. Cengiz Aydemir olurken, yönetim kurulu üyesi olarak da ABD&#39;nin köklü üniversitelerinden Brown Üniversitesi&#39;nde dersler veren, ekonomist ve dünya ilaç sektörünün yakından tanıdığı Öner Tulum atandı. Proje kapsamında Faz II ve Faz III klinik çalışmaları TSI Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Molekülün klinik araştırma süreçlerini ise alanında bugüne kadar birçok başarılı projeye imza atan Mene Health Group yapacak. Ayrıca projenin TİTCK nezdindeki izin ve onay süreçleri ile TÜSEB&#39;in olması muhtemel destek ve iş birliği mekanizmaları çerçevesinde ilerletilmesi konusunda taraflar arasında mutabakata varıldı. TSI Başkanı Judith Gurewich&#39;in eşi, Harvard Üniversitesi mezunu Prof. Dr. Victor Gurewich&#39;in keşfettiği molekülün klinik çalışmaların tamamlanmasının ardından, TS01&#39;e ilişkin üretim, satış ve ticarileştirme hakları Türkiye açısından bir ilk oluşturacak şekilde TSI Türkiye bünyesinde yapılandırılacak. İlacın Orta Doğu, Körfez ve Türk Cumhuriyetleri&#39;nde dağıtım ve satış hakları da yine TSI Türkiye bünyesinde gerçekleştirilecek. Ayrıca Türkiye pazarı için özel bir fiyatlandırma modelinin uygulanmasına da karar verildi.</p><p>Türkiye&#39;de fabrika kurulacak</p><p>Ortaklık anlaşması için Türkiye&#39;ye gelen TSI Başkanı Judith Gurewich, projeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Yeni molekülün sağlık sektöründe çığır açacağını vurgulayan Gurewich, söz konusu ilacın üretim merkezlerinden biri olarak Türkiye&#39;yi planladıklarını vurguladı. Bunun için Türkiye&#39;de fabrika yatırımı yapacaklarını söyleyen Gurewich, yer konusunda araştırmaların sürdüğünü açıkladı. Türkiye&#39;nin ilaç sektöründe güçlü bir altyapıya sahip olduğunun altını çizen Gurewich, ancak tamamının jenerik ilaç olması nedeniyle bu üretimin ekonomiye yeterince katkıda bulunamadığına işaret etti. Buna karşılık TS01&#39;in üretiminde katma değerin Türkiye&#39;de kalacağını vurgulayan Gurewich, 'Söz konusu proje klinik çalışmalar, üretim ve satış haklarının Türkiye merkezli olarak kurgulanması bakımından özel bir öneme sahip. Çünkü proje Türkiye biyoteknoloji ekosistemi açısından öncü ve ilk olma niteliği taşıyor. Mevcut üretim ve Ar-Ge altyapısı temel alınarak bu modelin benzer projelere de uygulanmasının zaman içerisinde Türkiye&#39;yi biyoteknoloji alanında faaliyet gösteren girişimler, araştırma ekipleri ve yatırımcıları bir araya getiren bölgesel veya ülkesel bir Biyoteknoloji Hub&#39;ına dönüştürmesini bekliyorum' dedi.</p><p>30 ülkeye ihracatı planlanıyor</p><p>TSI Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Oğuz Kalafat ise, Türkiye&#39;nin ilk kez kendi molekülüne sahip olması bakımından bu projenin son derece önemli olduğunu vurguladı. Kalafat ayrıca, ilk kez bir Türk yatırımcının bu tür bir projeye yatırım yaptığına dikkat çekti. Tüm üretimi jenerik ilaç olan Türkiye&#39;nin, ilaç sektöründe yıllık 6-7 milyar doları bulan açığının bulunduğunu ve bunun her geçen yıl yüzde 15 oranında büyüdüğünü belirten Kalafat, Türkiye&#39;nin TS01 ile kendi molekülünü üreterek, MENA bölgesindeki 30 ülkeye ihraç edebileceğine işaret etti. Kalafat, Güney Kore, Hollanda, İrlanda, Çekya, Singapur gibi ülkelerin bu yolla kendi moleküllerini ürettiklerini ve böylece ilaç sektöründe büyük aşama kat ettiklerini vurguladı.</p><p>'Şirketler ve bireysel yatırımcılar projeye dahil olabilecek'</p><p>TSI Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Ruva Global Danışmanlık A.Ş. Kurucu ortağı Cengiz Aydemir de bu projenin Türkiye Sermaye Piyasaları Kurumu mevzuatına uygun olarak kurulmuş bir Girişim Sermayesi Yatırım Fonu çatısı altında gerçekleştirilmesinin önemine işaret etti. Aydemir, 'Kollektif bir sermayeye erişim mekanizması ile güvenli bir şekilde pek çok vatandaşımız veya şirketlerimiz yatırımcı olarak bu projeye dahil olabilecekler. Bu başlı başına bir değer oluşturuyor. Bu proje ülke olarak sahip olduğumuz know how&#39;u, sermayeyi, finansmanı ortak bir yapı altında toplayarak ölçeklendirme hedeflerimizin biyoteknoloji alanındaki ilk örneklerinden biri olacak' dedi. Unifon-Biotech GSYF Fon Yatırım Komitesi Başkanı Prof. Dr. Abdulhakim Coşkun ise, Türkiye&#39;nin öncü biyoteknoloji fonlarından biri olarak bu önemli projenin finansmanının organize edilmesinde kritik bir rol üstlendiklerini belirtti. Türkiye için bir ilk niteliği taşıyan orijinal bir biyoteknolojik ilaç molekülünün klinik çalışmalarının Türkiye&#39;de yürütülmesi ve uluslararası pazarlara sunulması sürecinin organize edilmesinde yer almaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Dr. Coşkun, başta ilaç, hücresel terapiler ve gen tedavileri olmak üzere derin biyoteknoloji alanlarına özel önem verdiklerini ve Türkiye&#39;de güçlü bir biyoteknoloji ekosisteminin kurulmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini vurguladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ilk-yerli-molekul-icin-dev-adi_1780324742_3eZBEa.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İlk yerli molekül için dev adım ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ilk-yerli-molekul-icin-dev-adi_1780324742_3eZBEa.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Alerjiye hava etkisi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/alerjiye-hava-etkisi/12519/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, havaların ısınmasıyla birlikte alerjilerin en yoğun olduğu döneme girildiğini ve alerjik çocuklarda şikayetlerin arttığını söyleyerek, Alerjinin hangi durumlarda nasıl ortaya çıktığı bize çok iyi bir fikir verebilir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/alerjiye-hava-etkisi/12519/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, havaların ısınmasıyla birlikte alerjilerin en yoğun olduğu döneme girildiğini ve alerjik çocuklarda şikayetlerin arttığını söyleyerek, 'Alerjinin hangi durumlarda nasıl ortaya çıktığı bize çok iyi bir fikir verebilir' dedi.</p><p>Şu an tam bir mevsim geçişi ve alerjilerin en yoğun olduğu dönem olduğunu söyleyen Doç. Dr. Samet Özer, 'Şimdi tam alerjilerin en yoğun olduğu dönemdeyiz aslında. Tam bir mevsim geçişindeyiz. Bahar aylarının sonuna ve yaz aylarının başına doğru ilerliyoruz. Tabi böyle olunca da artık polenler, çayırlar, çimenler ve alerjenler gitgide artıyor. Tozlarımız gitgide artıyor. Bu da ister istemez alerjik yatkınlığı olan çocuklarda bazı şikayetlerin oluşmasına sebep olabiliyor. Çocuğumuzda alerji olup olmadığı ya da alerjik şikayetlerle ilgili şunları söyleyebiliriz. Eğer mevsim dönüşüyle beraber çocukta devam eden bir öksürük şikayeti oluyorsa, burun akıntıları başlıyorsa, hapşırmalar oluyorsa, gözlerde kızarmalar ya da gözlerde sulanmalar, yaşarmalar oluyorsa çocuğumuzun alerjik olma ihtimali yüksek demektir. Böyle durumlarda tabii soğuk algınlığıyla alerjik durumları birbirinden ayırmak çok önemli. Bunu tecrübeli gözler ve aileden alınan iyi bir hikaye ile birbirinden ayırmak genellikle mümkündür. Çoğu zaman tetkikler çok şart olmamakla beraber tetkiklerden de faydalanılabilir alerjileri ayırt etmek için' dedi.</p><p>'Hassasiyet tespiti çok önemli'</p><p>Özer, alerjilerde neye hassasiyet olduğunu tespit etmenin çok önemli olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti:</p><p>'Alerjilerden korunabilmek için öncelikle neye karşı hassasiyeti olduğunu tespit etmek çok önemli. Bunlar genellikle bir şüphe üzerine tespit edilebilir. Bu bazen ailenin öyküsünden bazen de yapılan testlerle bilinebilir. Testlerin bu konudaki güvenilirlikleri hayli yüksek, yüzde 80-90&#39;ların üzerinde güvenilirlikleri var testlerimizin. Fakat testlerde yüzde 100 güvenilirlik tam elde edemeyebiliriz. O yüzden aileden alınan öykü ve çocuğun klinik durumu bizim için çok değerli. Çocuğun ne zaman, nerede, hangi zamanlarda, hangi ortamlarda ne tür şikayetlerin ortaya çıktığı bize alerji hakkında çok iyi bir fikir verebilir. Alerjik durumu tespit ettikten sonra tabii ki şikayetlerin düzeltilebilmesi için neler yapılabilir, aileyle birlikte bunların planlanması gerekir. Çünkü her çocuğun alerjeni farklı olabilir, her çocuğun alerjik şiddeti farklı olabilir, her çocukta kullanılması gereken ilaçlar ya da alınması gereken tedbirler farklı olabilir.'</p><p>Alerjik olduğu bilinen çocuklarda erken dönemde ilaç kullanılmasının ağır hastalıkların önüne geçebileceğini söyleyen Samet Özer, 'Örneğin bir çocukta polen alerjisi varsa polenlerin özellikle yaygın olduğu öğle saatlerine kadar mümkün olduğunca polenlerden uzak kalmaları tercih edilir. Böyle dönemlerde maske kullanmaları, gözlük takmaları çocuklardaki alerjik rinit semptomlarını, alerjik astım semptomlarının şikayetlerini azaltmakta yardımcı olur. Böylelikle çocuklar atak geçirmeyi de azaltmış oluruz. Çocuklarda aynı zamanda alerjik şikayetlerde dikkat edilmesi gereken şeylerden bir tanesi, çocuğumuzun alerjik olduğunu biliyorsak mevsiminden önce bazen ilaç kullanmaya başlamak çocuğun ağır hastalıklar geçirmesinin önüne geçebilir. Bu konuda ailelerin dikkatli olmasını kesinlikle tavsiye ederim. Çocuğumuzun alerjeninden uzak kalması için elimizden gelen çabayı sarf etmemiz gerekir' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/alerjiye-hava-etkisi_1780299542_6mGSAz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Alerjiye hava etkisi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/alerjiye-hava-etkisi_1780299542_6mGSAz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kurban Bayramı öncesinde 'köpek kistine' dikkat]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kurban-bayrami-oncesinde--kopek-kistine--dikkat/12466/</link>
            <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, Kurban Bayramı öncesinde hidatik hastalığı hakkında bilgiler vererek, Bu hastalık insanları etkileyebildiği gibi, otçul hayvanlara da enfekte yumurtaların otlar ve sular aracılığıyla alınması sonucu bulaşabilir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kurban-bayrami-oncesinde--kopek-kistine--dikkat/12466/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, Kurban Bayramı öncesinde hidatik hastalığı hakkında bilgiler vererek, 'Bu hastalık insanları etkileyebildiği gibi, otçul hayvanlara da enfekte yumurtaların otlar ve sular aracılığıyla alınması sonucu bulaşabilir' dedi.</p><p>Karaciğerde görülen hidatik kistleri hakkında bilgi veren Acıbadem Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, 'Halk arasında &#39;köpek kisti&#39; olarak bilinen karaciğer kist hidatik hastalığı, paraziter bir hastalıktır. Bu parazitin ismi Echinococcus granulosustur. Bu parazit yaklaşık yarım santimetre boyutundadır ve çakal, köpek gibi etçil hayvanların bağırsaklarında tutunarak yaşar. Köpeğe herhangi bir zarar vermez ve köpeği hasta etmez. Fakat köpeğin bağırsağındaki parazitin yumurtlamasıyla, milyonlarca yumurta dış ortama saçılabilir. Bu yumurtaların insan tarafından alınmasıyla insanlarda kist hidatik dediğimiz hastalık oluşur. Bu yumurtalar enfekte köpeğin sevilmesi, ardından elin ağza götürülmesiyle oral yoldan bulaşabildiği gibi, enfekte sular, meyveler ve çiğ sebzeler aracılığıyla da bulaşabilir. Bu parazitin yumurtaları dış ortamda bir yıl boyunca canlı kalabilir. Yumurtalar oral yolla insana bulaştığında bağırsaktan kana geçer. Özellikle yüzde 75 oranında karaciğerde hastalık yapar. Daha sonra yüzde 15-20 oranında akciğerde hastalık yapabilir. Yüzde 5 oranında ise göz, kalp, beyin, cilt dokusu gibi aklımıza gelebilecek tüm organlarda hastalık oluşturabilir. Hastalık küçük ve yavaş büyüdüğü için ilk yıllarda belirti vermez. Ancak ilerleyen zamanlarda 15-20 santimetre boyutlarına ulaşabilir. Karaciğerde safra yolu tıkanıklıklarına, ağrıya, nefes darlığına ve çeşitli semptomlara neden olabilir. Bu parazitin tanısı ultrason ile konulur. Tedavisi ise girişimsel radyoloji tarafından ya da başarısız olması durumunda genel cerrahi tarafından ameliyat edilerek yapılır' ifadelerini kullandı.</p><p>Hastalığa yakalanmamak için öneriler</p><p>Kurban Bayramı öncesinde hastalığa yakalanmamak için yapılması gerekenleri söyleyen Doç. Dr. Arıkan, 'Peki bu hastalığa nasıl yakalanmayacağız? Öncelikle bu hastalık insanları etkileyebildiği gibi, özellikle otçul hayvanlara da enfekte yumurtaların otlar ve sular aracılığıyla alınması sonucu bulaşabilir. Böylece onların da karaciğerinde, akciğerinde ve diğer organlarında hastalık oluşabilir. Özellikle hayvan kesiminde enfekte organlar çevreye atıldığı ve derin olarak toprağa gömülmediği zaman, bu enfekte sakatatları köpekler yediğinde döngü yeniden başlar. Maalesef ülkemiz, karaciğer kist hidatik hastalığının sık görüldüğü ülkelerden biridir. Bu durum, kontrolsüz kesimler ile enfekte karaciğer ve iç organların derin şekilde gömülmemesinden kaynaklanmaktadır. Enfekte otçul hayvanların sakatatları derin şekilde gömülmeli ve etçil hayvanlara, özellikle köpek ve çakal gibi hayvanlara tekrar bulaştırılmamalıdır. Serbest dolaşan köpekler yılda dört kez antiparaziter ilaçlarla ilaçlanmalıdır. Toplum bilinçlendirilmeli ve el hijyenine dikkat edilmelidir. Özellikle çocukların köpek temasından sonra elleri bol su ve sabunla yıkanmalıdır. Sebzeler iyi yıkanarak tüketilmelidir. Köpeklerin dışkıları, ilaçlı olsalar dahi sahipleri tarafından toplanmalı ve çöpe atılmalıdır. Kist hidatik hastalığıyla mücadelemizi bu şekilde sürdürebiliriz' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kurban-bayrami-oncesinde--kope_1779782043_xQC1dY.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kurban Bayramı öncesinde 'köpek kistine' dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kurban-bayrami-oncesinde--kope_1779782043_xQC1dY.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Emekli olan 43 yıllık doktora veda]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/emekli-olan-43-yillik-doktora-veda/12423/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi'nde 43 yıldır görev yapan Uzm. Dr. Tevfik Haktanır'a emekliliğinden dolayı veda programı düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/emekli-olan-43-yillik-doktora-veda/12423/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nde 43 yıldır görev yapan Uzm. Dr. Tevfik Haktanır&#39;a emekliliğinden dolayı veda programı düzenlendi.</p><p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nde Üroloji Uzmanı Dr. Tevfik Haktanır için emekliliği dolayısıyla veda töreni düzenlendi. Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi döneminden bu yana 43 yıldır görev yapan Uzm. Dr. Tevfik Haktanır&#39;a plaket takdim edildi. Kısa bir konuşma yapan Dr. Haktanır; görev yaptığı yıllar boyunca birlikte çalıştığı tüm mesai arkadaşlarına teşekkür ederek, sağlık camiasında hizmet etmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu ifade etti. Kayseri Devlet Hastanesi tarafından yapılan açıklamada ise; 'Meslek hayatı boyunca sağlık hizmetlerine büyük emek veren, bilgi ve tecrübeleriyle birçok hekime ve sağlık çalışanına örnek olan Uzm. Dr. Tevfik Haktanır&#39;a hastanemize ve sağlık camiasına sunduğu değerli katkılar için teşekkür ediyor, emeklilik hayatında sağlık, mutluluk ve huzur dolu yıllar diliyoruz' ifadelerine yer verildi.</p><p>Törene Başhekim Yardımcıları Uzm. Dr. Abdulkadir Kantar, Uzm. Dr. Yakup Uslu, Uzm. Dr. Mustafa Bikrin ile hastane doktorları ve personeller katıldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/emekli-olan-43-yillik-doktora-_1779519965_5qwCUW.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Emekli olan 43 yıllık doktora veda ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/emekli-olan-43-yillik-doktora-_1779519965_5qwCUW.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/hipertansiyonda-gizli-belirtiler-onemli/12307/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/hipertansiyonda-gizli-belirtiler-onemli/12307/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 17 May 2026 13:39:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, 'Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor' dedi.</p><p>Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, 'Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120&#39;ye 80&#39;in altında kabul edilir. 140/90&#39;ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz.</p><p>Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30&#39;unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir' dedi.</p><p>Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, 'Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir' ifadelerini kullandı.</p><p>Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, 'Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120&#39;ye 80&#39;in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın,  kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hipertansiyonda-gizli-belirtil_1779014704_lSEv1e.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hipertansiyonda-gizli-belirtil_1779014704_lSEv1e.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hantavirüste gıda hijyeni]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/hantaviruste-gida-hijyeni/12286/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye'de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, Gıdaların kemirgenlerden  korunması önem arz ediyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/hantaviruste-gida-hijyeni/12286/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 22:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye&#39;de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, 'Gıdaların kemirgenlerden  korunması önem arz ediyor' dedi.</p><p>Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, 'Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve  böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978&#39;de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin&#39;de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle' dedi.</p><p>Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, 'Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de  bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü&#39;nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili  panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hantaviruste-gida-hijyeni_1778873223_AIC3da.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hantavirüste gıda hijyeni ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hantaviruste-gida-hijyeni_1778873223_AIC3da.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ Hastaneleri'nde, 'Temel Ultrason ve Mekanik Ventilasyon' Kursu düzenlendi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde--temel-ultrason-ve-mekanik-ventilasyon--kursu-duzenlendi/12254/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı ve Türkiye Acil Tıp Derneği'nin (TATD) iş birliğiyle düzenlenen iki organizasyon başarıyla gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde--temel-ultrason-ve-mekanik-ventilasyon--kursu-duzenlendi/12254/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı ve Türkiye Acil Tıp Derneği&#39;nin (TATD) iş birliğiyle düzenlenen iki organizasyon başarıyla gerçekleştirildi.</p><p>Türkiye Acil Tıp Derneği Ultrasonografi Çalışma Grubu (TATDUS) tarafından düzenlenen 'Temel Ultrason Kursu' ile Türkiye Acil Tıp Derneği Havayolu Çalışma Grubunca  (TATDHAVAYOLU) gerçekleştirilen 'Mekanik Ventilasyon Kursu' ile acil tıp alanındaki güncel yaklaşımlar, teorik ve pratik eğitimlerle ele alındı.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Ertuğrul Aslan&#39;ın yerel koordinatörlüğünde düzenlenen bu eğitimler, bölgede görevli hekimlerin mesleki gelişimlerine büyük katkı sağladı. Kritik hasta yönetiminde, hayati önem taşıyan bu iki eğitim, uzman eğitmenlerinde katılımıyla verimli bir öğrenme sürecine dönüştü.</p><p>Dr. Öğretim Üyesi Yusuf Ertuğrul Aslan, düzenlenen kursla ilgi olarak yaptığı konuşmada, 'Akademik birikimimizi ulusal çalışma gruplarının tecrübesiyle birleştirmeye ve sağlık hizmeti kalitemizi en üst seviyeye taşıyacak eğitim faaliyetlerine öncülük etmeye devam ediyoruz. Emeği geçen tüm eğitmenlerimize ve katılımcılarımıza teşekkür ederiz.' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde--temel-ult_1778759103_qBJwT3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ Hastaneleri'nde, 'Temel Ultrason ve Mekanik Ventilasyon' Kursu düzenlendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde--temel-ult_1778759103_qBJwT3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Paketli gıdalarla vedalaşın]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/paketli-gidalarla-vedalasin/12250/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, havaların ısınmasıyla birlikte tezgahlarda yerini alan kırmızı meyvelerin en değerli besinlerden olduğunu söyleyerek, Havaların ısınmasıyla paketli gıdaları kesip, kırmızı meyveleri tüketmeliyiz dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/paketli-gidalarla-vedalasin/12250/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, havaların ısınmasıyla birlikte tezgahlarda yerini alan kırmızı meyvelerin en değerli besinlerden olduğunu söyleyerek, 'Havaların ısınmasıyla paketli gıdaları kesip, kırmızı meyveleri tüketmeliyiz' dedi.</p><p>Yaz döneminde en önemli noktanın daha hafif ve dengeli beslenmek olduğunu söyleyen Uzman Diyetisyen Betül Merd, 'Havalar ısınmaya başladı ve artık tezgahlarda kırmızı meyveleri daha sık görmeye başlıyoruz. Özellikle çilek, kiraz, vişne, ahududu gibi meyveler bu dönemin en değerli besinlerinden. Çünkü antioksidan kapasiteleri oldukça yüksek. Antioksidan ne demek? Vücudumuzda hücrelere zarar veren serbest radikaller var. Bu kırmızı meyveler, o zararlı etkileri azaltarak hem bağışıklığımızı destekliyor hem de cilt sağlığımıza katkı sağlıyor. Yani aslında sadece kilo kontrolü değil, genel sağlığımız için de çok önemli bir yere sahipler. Aynı zamanda lif içerikleri yüksek olduğu için sindirim sistemini düzenliyorlar, daha uzun süre tok kalmamıza yardımcı oluyorlar. Özellikle yaza yaklaşırken tatlı isteği artan kişiler için de çok güzel bir alternatif. Tatlı yerine bir kase çilek ya da yoğurtla birlikte kırmızı meyve tüketmek çok daha sağlıklı bir seçim olur. Yaza geçiş döneminde beslenmede en önemli nokta şu: Daha hafif ve daha dengeli beslenmek. Kışın daha ağır, yağlı yemekler tüketiyoruz ama artık sebze ağırlıklı, zeytinyağlı, ızgara ve haşlama yöntemlerine geçmemiz gerekiyor. Bol su tüketimi de burada çok kritik, çünkü havalar ısındıkça su ihtiyacımız da artıyor' diye konuştu.</p><p>'Paketli gıdalar azaltılmalı'</p><p>Merd, paketli gıdaların azaltılması gerektiğini söyleyerek, 'Paketli gıdalar konusu da çok önemli. Bunları tamamen hayatımızdan çıkarmak zor olabilir ama azaltmak kesinlikle mümkün. Bunun için en pratik yöntem şu: Alışverişe tok gitmek ve eve paketli ürün almamak. Çünkü evde varsa tüketiliyor. Onun yerine sağlıklı atıştırmalıklar bulundurabiliriz; meyve, yoğurt, kuruyemiş gibi. Bir de etiket okumayı alışkanlık haline getirmek lazım. İçeriği ne kadar uzunsa, katkı maddesi ne kadar fazlaysa o üründen o kadar uzak durmak gerekiyor. Yaza hazırlanırken en büyük hatalardan biri de çok hızlı kilo vermeye çalışmak. Şok diyetler yerine sürdürülebilir bir beslenme planı uygulamak çok daha doğru. Çünkü önemli olan sadece kilo vermek değil, o kiloyu koruyabilmek. Düzenli öğün, yeterli su, hareketli bir yaşam ve mevsimine uygun beslenme; bunları yaptığımızda zaten vücudumuz yaza kendiliğinden adapte oluyor. Kısacası kırmızı meyveleri soframıza ekleyelim, paketli gıdaları azaltalım ve daha doğal, dengeli bir beslenme düzenine geçelim. Bu hem sağlığımız hem de enerjimiz için en doğru adım olacaktır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/paketli-gidalarla-vedalasin_1778757483_82R4yV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Paketli gıdalarla vedalaşın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/paketli-gidalarla-vedalasin_1778757483_82R4yV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ Eczacılık Fakültesi'nde 'Önlük Giyme Töreni' düzenlendi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-eczacilik-fakultesi-nde--onluk-giyme-toreni--duzenlendi/12237/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Eczacılık Fakültesi tarafından 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla Önlük Giyme Töreni düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-eczacilik-fakultesi-nde--onluk-giyme-toreni--duzenlendi/12237/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Eczacılık Fakültesi tarafından 14 Mayıs Eczacılık Günü dolayısıyla Önlük Giyme Töreni düzenlendi.</p><p>Düzenlenen etkinliğe Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Püsküllü, SGK Kayseri İl Müdürü Mustafa Türkoğlu, Hayırsever Kılıçer Ailesi, akademisyenler, öğrenciler ve aileler katıldı. Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Öğretim Üyeleri tarafından verilen şan konserinin ardından törenin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Fatih Altun, üniversitelerin bulundukları ilde öncü olmaları gerektiğine dikkat çekerek, 'Erciyes Üniversitesi olarak, mühendislikte, ziraatta, sosyal alanlarda her fakültesi ile güçlü olarak var olan bir üniversiteyiz' dedi. Öğrenci ailelerini tebrik eden Rektör Prof. Altun, 'Velilerimize çok teşekkür etmek istiyorum. Bugün sizin için çok gururlu bir gün. Çünkü sizler fedakrsınız. Fedakarlıklarınızdan dolayı, gençlerimizi yetiştirip bugünlere getirdiğinizden dolayı sizlere ayrı ayrı teşekkür etmek ediyorum' diye konuştu. Konuşmasında öğrencilere seslenen Rektör Prof. Dr. Altun, şunları söyledi:</p><p>'Her daim çalışmaya, kendinizi geliştirmeye ve bu alanda kendi mesleki deneyimlerinizi ve tecrübenizi arttırmak için laboratuvar ortamında olsun, akademisyenlerimizin sizlere verdiği bilgiler olsun hiçbir zaman yabana atmayın. Bu ülkeyi sevin. Bu ülkenin seven gençlere ihtiyacı var. Bu ülkenin sizlerle birlikte yeni projelerle daha ileriye gitmesi için sizlere çok ihtiyacımız var. Lütfen her daim ülke sevgisi, büyüklere saygı, temel değerlerine bağlı bireyler olarak yaşamaya biz mutlaka önem veriyoruz. Sizlerin de önem vermesi bizim için son derece değerlidir. Çünkü göreceksiniz bu değerlere sahip olan bireyler, mesleki olarak da her daim başarılı olacaktır.'</p><p>Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Püsküllü ise yaptığı konuşmada eczacıların çoğu zaman bir hastanın en kolay ulaşabildiği bir sağlık danışmanı olduğunu belirterek, 'Sevgili öğrencilerimiz, bugün giyeceğiniz beyaz önlük saflığın, dürüstlüğün ve güvenin simgesidir. Bu önlük aynı zamanda sizlere yüklenen büyük bir sorumluluğun da ifadesidir. Çünkü eczacılık mesleği, yalnızca ilaç hazırlamak ve sunmak değil, insan sağlığını koruma, hastalara umut olma ve bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek topluma katkı sağlamak görevini de içinde barındırır. Eczacılık köklü bir geçmiş, geçmişe sahip, sürekli gelişen ve değişen bir bilim dalıdır. Sizler de bu yolculukta yalnızca bilgiyle değil, etik değerlerle, vicdanla ve meslek ahlakıyla donanan bireyler olarak yetiştireceksiniz' ifadelerini kullandı.</p><p>Açılış konuşmalarının ardından hayırsever Kılıçer Ailesi&#39;ne çiçek ve dereceye giren öğrencilere belge takdimi gerçekleştirildi. Tören, eğitim-öğretime başlayan 73 öğrenciye beyaz önlüklerinin giydirilmesinin ardından sona erdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-eczacilik-fakultesi-nde--o_1778740203_MnZ6S8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ Eczacılık Fakültesi'nde 'Önlük Giyme Töreni' düzenlendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-eczacilik-fakultesi-nde--o_1778740203_MnZ6S8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Merdiven altı güzellik merkezleri tehlike saçıyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor/12213/</link>
            <description><![CDATA[Merdiven altı güzellik merkezlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade eden Tüketiciler Birliği Genel Bakanı Mahmut Şahin, Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan 'estetisyen' ünvanını verdikleri insanlarla, 'seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz' vaatleri ile kesip doğruyorlar dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor/12213/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Merdiven altı güzellik merkezlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade eden Tüketiciler Birliği Genel Bakanı Mahmut Şahin, 'Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan &#39;estetisyen&#39; ünvanını verdikleri insanlarla, &#39;seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz&#39; vaatleri ile kesip doğruyorlar' dedi.</p><p>Denetimden uzak olan güzellik merkezlerinde sağlık işlemleri yapıldığını söyleyen Başkan Şahin, 'Merdiven altı sistem diye tabir ettiğimiz güzellik merkezleri gözümüzün önünde yüzlerce adeta. Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan estetisyen ünvanını verdikleri insanlarla, seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz vaatleri ile kesip doğruyorlar. Hiçbir yasal denetimi yok, hiçbir takip sistemi yok, başıboş bırakılmış bir alan. Bu durumun en acı tarafı, bu sisteme çantacılık yapan doktorların da bulunması. Bazı malzemeleri yalnızca doktorlar kendi kodları ile alabiliyorlar. Bu kodla malzemeleri alıp, çantacılık yaparak bu güzellik merkezlerine satıyorlar. Daha da kötüsü, hiçbir denetime tabi tutulmadan, merdiven altı üretimle her tarafta satılabiliyor. Bu durum insan sağlığını ilgilendiriyor. İnsanımızın sağlığı bu kadar ucuz olmamalı. Biz Uganda değiliz, bu tür vaatler rahat rahat yapılamamalı. Eğer devletten çekinmeleri olmazsa, bu insanların bizim sağlığımıza da bir kıymeti olmaz. Burada sağlık işlemi yapılıyor. İnsanların kör olmasını, burunlarının üzerini kaybetmesini, kulağını duyacağını engelleyici işler yapılıyor, bunlar sağlıkla alakalı' şeklinde konuştu.</p><p>'Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar?'</p><p>Laboratuvarda yapılması gerek işlemlerin, güzellik merkezleri kendileri yapıyormuş gibi lanse ettiklerini belirten Şahin, 'Mezoterapi dediğimiz işlem bir laboratuvarda yapılması gereken bir işlem. İnsanların gerek selülitleri gerekse saçlarıyla alakalı vaatlerde bulunarak, &#39;Biz laboratuvarda kanlarınızı ayrıştırıyoruz, bunu da enjekte edip sağlıklı olmanızı sağlıyoruz&#39; diyorlar. Bir kere bunun laboratuvarda yapılması lazım. Burada laboratuvar olmadığı gibi olsa bile işleyecek bir yetkili yok. Bunun eğitimini almış birisi yok. Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar? Dalga geçer gibi insanların kanlarını alıyorlar, ayrıştırma yapar gibi yapıp insanların vücuduna su enjekte ediyorlar. Bunu da parayla satıyorlar. Bu kadar başıboş bir sistemin denetlenmemesi bu ülkenin yasal olarak bir ayıbı. Tüketicilere çağrımız da her halükarda kim yaparsa yapsın, sağlığınızı etkileyen bu işlem sizi güzelleştirmez. Yüz güzelliğine değil, gönül ve ahlak güzelliğine odaklanın' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/merdiven-alti-guzellik-merkezl_1778607051_Rs3dq8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Merdiven altı güzellik merkezleri tehlike saçıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/merdiven-alti-guzellik-merkezl_1778607051_Rs3dq8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TALÖSEV Başkanı Başdemir: 'Talasemi hastaları kan bulamıyor']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/talosev-baskani-basdemir--talasemi-hastalari-kan-bulamiyor-/12078/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Talasemi ve Lösemilileri Sevenler Derneği (TALÖSEV) Başkanı Faruk Başdemir, Adana, Hatay, Antalya, Muğla, Denizli, İzmir bölgelerindeki hastalarımızın çok sayıda kan ihtiyacı var, hekim eksiklikleri var. Bu farkındalık gününde bu eksikliklerin telafi edilmesini ve bu sorunların çözülmesini istiyoruz dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/talosev-baskani-basdemir--talasemi-hastalari-kan-bulamiyor-/12078/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Talasemi ve Lösemilileri Sevenler Derneği (TALÖSEV) Başkanı Faruk Başdemir, 'Adana, Hatay, Antalya, Muğla, Denizli, İzmir bölgelerindeki hastalarımızın çok sayıda kan ihtiyacı var, hekim eksiklikleri var. Bu farkındalık gününde bu eksikliklerin telafi edilmesini ve bu sorunların çözülmesini istiyoruz' dedi.</p><p>Halk arasında &#39;Akdeniz anemisi&#39; olarak bilinen talasemi hastalığı hakkında bilgiler veren TALÖSEV Başkanı Başdemir, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü&#39;nde farkındalık çağrısında bulundu. Talasemili bir baba olarak başkanlığı sürdürdüğünü ifade eden Başdemir, hastalığın hafife alınmaması ve insanların en küçük bir belirtide dahi test yaptırmaları tavsiyesinde bulundu. Kayseri&#39;nin taşıyıcı hasta konusunda riskli bölgede bulunduğunu belirten Başdemir, 'Talasemi halk dilinde Akdeniz anemisi olarak bilinir. Vücudumuzda doğuştan kemik iliğinin kırmızı kanı üretmemesiyle başlayan bir rahatsızlık. Genetik ve kalıtsal bir kan hastalığıdır. Bu aynı zamanda anne ve babadan geçen bir hastalıktır. Bu hastalık özünde kemik iliğinin kırmızı kanı üretmemesiyle başlar ve yaşamı boyunca bu hastalarımız alyuvar alarak yaşamlarını sürdürürler. Talaseminin oluşumuna gelirsek; talasemi genini taşıyan çiftler yani minör dediğimiz kişiler, iki taşıyıcının evlilik yapmasıyla talasemi majör dediğimiz ağır bir hastalık oluşmaktadır. Kayseri, taşıyıcı konusunda bakanlığımız tarafından riskli bölge olarak ilan edilmiştir. Kayseri riskli bölge ilan edildiğinden bugüne kadar Kayseri&#39;de evlilik öncesi zorunlu olarak tüm gençlerden talasemi testi istenmekte ve yaptırılmaktadır. Biz de Kayseri&#39;de bu işi üstlendik. Uzun süredir lise dengi okullarda valilik ve Milli Eğitim Bakanlığı&#39;nın ortak çalışmasıyla talasemi konusunda gençlerimizi bilgilendiriyoruz. Her vatandaşımızın mutlaka talasemi taşıyıcısı olup olmadığını bilmesi gerekiyor. Özellikle kan sayımları düşük olan her bireyin mutlaka talasemi merkezlerinde, sağlık kuruluşlarında test yaptırmaları mümkündür. Talasemi taşıyıcılarında kendini pek belli etmez. Halsizlik, uyku, üşüme gibi belirtiler ile kendisini gösterir. Bu tip durumlarda mutlaka talasemi testi yaptırmak gereklidir' ifadelerini kullandı.</p><p>'Talaseminin tek tedavi yolu ilik naklidir'</p><p>Hastalığın tedavi yöntemlerine değinerek hastaların yaşadıklarını anlatan Başdemir, Kayseri&#39;de 280 hasta olduğunu ifade etti. Başdemir, 'Talaseminin tek tedavi yolu ilik naklidir. Bunun dışında hiçbir tedavi şansı yok. Yaşamı boyunca kan alan, günlük ilaçları ve günde 12 saat cihaza bağlı yaşamı olan, çok ağır maddi ve manevi zorlukları olan bir kan hastalığıdır. Bu bakımdan halkımızın çok duyarlı olması gerekmektedir. Kayseri&#39;nin riskli bölgede olması bu duyarlılığı daha da arttırıyor. Ben halkımızdan rica ediyorum; mutlaka kan sayımı düşük olan kişilerin talasemi testi yaptırmalarında fayda var. Evlilik öncesinde hangi ilde olurlarsa olsunlar mutlaka talasemi testi yaptırmaları gerekmektedir. Kayseri&#39;de 280 talasemi hastamız var. Taşıyıcı olarak da nüfusumuzun yüzde 4&#39;ü talasemi taşıyıcısıdır. Bu oran ne kadar çok olursa hastalığın o kadar çok artması demektir. Hasta sayımız 280 ama Kayseri&#39;de taşıyıcı konusunda nüfusumuza göre oldukça fazladır. 8 Mayıs Talasemi Günü bizim için farkındalığın başladığı ve anlatıldığı bir gün. Biz bu haftayı 15 Mayıs&#39;a kadar devam ettiriyoruz. 15 Mayıs&#39;a kadar toplumu talasemi hakkında bilinçlendirecek her türlü etkinliği yapıyoruz. Çünkü Talasemi Günü bizim için sesimizi duyurabileceğimiz, kendimizi anlatabileceğimiz bir gün. Bir talasemili baba olarak talasemililerin sesinin duyulduğu bir gündür. Talasemiye ancak bu şekilde farkındalık var. Talasemi konuşulmuyor. Bazı talasemili çocuklarımızın sıkıntıları var; ihtiyaçları olan kanı bulmakta sıkıntı yaşanıyor. Çok şükür Kayseri bölgemizde böyle bir sıkıntı yok. Diğer illerde çok sayıda kana ihtiyaç var. Adana, Hatay, Antalya, Muğla, Denizli, İzmir bölgelerindeki hastalarımızın çok sayıda kan ihtiyacı var, hekim eksiklikleri var. Bu farkındalık gününde bu eksikliklerin telafi edilmesini ve bu sorunların çözülmesini istiyoruz. Gönüllü ve sağlıklı her kişi kan kardeşi olabilir. İlik nakli sırasında donör olabilirler. Hiçbir riski bulunmayan donörlük artık söz konusu. Bu tür kurumların eksikleri, sorunları ve ihtiyaçları karşısında vatandaşlarımızın duyarlı olmasını ve bu konuda maddi manevi olarak onlara sahip çıkılmasını ve destek verilmesini bekliyoruz' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/talosev-baskani-basdemir--tala_1778229542_5mSbqC.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TALÖSEV Başkanı Başdemir: 'Talasemi hastaları kan bulamıyor' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/talosev-baskani-basdemir--tala_1778229542_5mSbqC.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Fulya Tahan: 'Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/prof-dr-fulya-tahan--tekrarlayan-oksuruk-nefes-darligi-ve-hisilti-varliginda-astim-hastaligi-akla-gelmelidir-/12040/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fulya Tahan, Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/prof-dr-fulya-tahan--tekrarlayan-oksuruk-nefes-darligi-ve-hisilti-varliginda-astim-hastaligi-akla-gelmelidir-/12040/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fulya Tahan, 'Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir' dedi.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde, '5 Mayıs Dünya Astım Günü' dolayısıyla hasta ve hasta yakınlarını bilinçlendirmek amacıyla öğretim üyeleri, hekimler, sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınlarının katıldığı etkinlik düzenlendi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fulya Tahan, Dünya Astım Gününün bu yılki temasının 'Astım hastası olan herkes için iltihap önleyici inhalerlere erişim - hl acil bir ihtiyaç' şeklinde belirlendiğini, astım tedavisi ve inhaler ilaç kullanım teknikleri ile ilgili güncel bilgilerin paylaşılmasının amaçlandığına değindi.</p><p>Prof. Dr. Fulya Tahan ve ekibi tarafından astım hastalığı ile ilgili hasta ve hasta yakınlarının bilgilendirilmesi ile eğitim broşürlerinin dağıtılması ve öğretim üyesinin farklı coğrafyalarda çekmiş olduğu fotoğraflardan oluşan kişisel fotoğraf sergisinin gezilmesi ile programa devam edildi.  Çocuklarda görülen müzmin hastalıkların en başında astımın yer aldığını ve sıklığının giderek artığına değinen Prof. Dr. Fulya Tahan, 'Astım, kalıtsal ve çevresel faktörlerin etkisi ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Anne babada astım ya da diğer allerjik hastalıklardan birinin olması çocuklarda astım gelişme riskini artırmaktadır. Çevresel faktörler olarak da özellikle sigara dumanı, hava kirliliği, allerjen teması ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır' dedi.</p><p>'Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir'</p><p>Prof. Dr. Fulya Tahan, 'Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir. Astımlı çocukların hava yollarında aşırı bir hassasiyet vardır. Bu hassasiyetten dolayı allerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği gibi uyaranlarla öksürük, nefes darlığı ve hışıltı gibi astım keşifleri ortaya çıkar. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha da belirginleşen ve uykudan uyandırabilen bir öksürüktür' şeklinde konuştu.</p><p>'Astım hastalığı kontrol altına alınabilmektedir'</p><p>Prof. Dr. Tahan, 'Astım tedavisinin amacı hastanın yakınmalarının kontrol altına alınması ve yaşamını normale en yakın şekilde devam ettirmesinin sağlanmasıdır.  Hastanın, verilen tedavileri doğru dozda  ve doğru teknikle uygulaması; tetikleyicilerden uzak durması ile astım hastalığı kontrol altına alınabilmektedir' ifadelerini kullandı.</p><p>'Bu ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanımı çok önemlidir'</p><p>Tahan, 'İnhaler yolla verilen tedaviler, hava yollarına doğrudan ulaşmaktadır.  Ancak bu ilaçların etkili olabilmesi için doğru teknikle kullanımı çok önemlidir.  Doğru uygulanmadığında, ilaç, akciğerlere yeterli miktarda ulaşamayacağı için tedavi de etkili olamayacaktır. Bu nedenle hastaların bu ilaçları nasıl kullanacaklarını bilmeleri çok önemlidir' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-fulya-tahan--tekrarlay_1778054943_K3n5dE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Fulya Tahan: 'Tekrarlayan öksürük, nefes darlığı ve hışıltı varlığında astım hastalığı akla gelmelidir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-fulya-tahan--tekrarlay_1778054943_K3n5dE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi'nde 'el hijyeni' eğitimi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-devlet-hastanesi-nde--el-hijyeni--egitimi/12035/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi'nde '5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü' dolayısıyla hastane personeline el hijyeni eğitim programı düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-devlet-hastanesi-nde--el-hijyeni--egitimi/12035/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nde &#39;5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü&#39; dolayısıyla hastane personeline el hijyeni eğitim programı düzenlendi.</p><p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nde &#39;5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü&#39; kapsamında Enfeksiyon Kontrol Komite Başkanı Uzm. Dr. Haydar Ürün tarafından, hastane idarecilerinin de katılımıyla hastane personeline yönelik bir eğitim programı yapıldı. Eğitim de açılış konuşmasını yapan Kayseri Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ali Çöl, el hijyeninin önemi ile enfeksiyonlardan korunma yöntemlerine dikkat çekerek, hem hastane personelinin sağlığını hem de hastaların sağlığını korumak adına el hijyeninin vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı.</p><p>Eğitim kapsamında Enfeksiyon Kontrol Komite Başkanı Uzm. Dr. Haydar Ürün tarafından, el hijyeninin önemi ve enfeksiyonlardan korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgilendirme yapıldı.</p><p>Programın devamında, 2025 yılı el hijyeni uyum oranı en yüksek olan &#39;El Hijyeni Şampiyonu Klinikleri&#39; belirlenerek, 3. Basamak Yoğun Bakım Ünitesi ile Ruh Sağlığı ve AMATEM klinikleri bu unvana layık görüldü. Geçen yılın şampiyonu olan bu birimlere, Başhekim Uzm. Dr. Ali Çöl ve hastane yöneticileri tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi.</p><p>Gerçekleştirilen etkinlik; farkındalık oluşturması, bilgi düzeyini artırması ve kurumsal motivasyonu güçlendirmesi içeriğiyle dikkat çekerken, programa katkı sunan ve katılım sağlayan tüm personele teşekkür edildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kayseri-devlet-hastanesi-nde--_1778009943_RYCkEJ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kayseri Devlet Hastanesi'nde 'el hijyeni' eğitimi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kayseri-devlet-hastanesi-nde--_1778009943_RYCkEJ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ Hastaneleri'nde Organ Bağışı Farkındalık Standı açıldı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde-organ-bagisi-farkindalik-standi-acildi/12027/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde, organ bağışı konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde,  Organ Bağışı Farkındalık Standı açıldı.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde-organ-bagisi-farkindalik-standi-acildi/12027/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde, organ bağışı konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde,  'Organ Bağışı Farkındalık Standı' açıldı.</p><p>Etkinlik kapsamında; akademik ve idari personele, hastalara ve hasta yakınlarına organ bağışının tıbbi ve yasal boyutları hakkında detaylı bilgilendirmeler yapılarak broşürler dağıtıldı. Organ bağışı farkındalık standına ziyaret eden ERÜ Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar ve Başhekim Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Burcu Baran, Organ Nakli Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hemşiresinden stant hakkında bilgi aldı. Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar, 'Unutmamalıyız ki; hayat kurtarmaya vesile olan organ bağışı, sadece 3-9 Kasım Organ Bağış Haftası&#39;nda değil, yılın her günü gündemimizde tutulması gereken hayati bir konudur. Tüm vatandaşlarımızı bu anlamlı iyilik hareketine destek olmaya davet ediyoruz' dedi.</p><p>Standı ziyaret eden akademik ve idari personel ile vatandaşlara, e-Nabız sistemi üzerinden nasıl organ bağışında bulunabilecekleri uygulamalı olarak anlatıldı.  Gönüllü bağışçı olmak isteyen vatandaşların organ bağışı formları ise Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş uzman sağlık personeli tarafından dolduruldu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde-organ-bagi_1777985283_d3j2Zk.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ Hastaneleri'nde Organ Bağışı Farkındalık Standı açıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde-organ-bagi_1777985283_d3j2Zk.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yedikleriniz kokunuzu değiştiriyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/yedikleriniz-kokunuzu-degistiriyor/12025/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, özellikle yaz aylarında terleme problemi ile gelen hastaların en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyerek, Kötü koku çoğu zaman ter ile değil hastaların ne yediği ile alakalı oluyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/yedikleriniz-kokunuzu-degistiriyor/12025/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, özellikle yaz aylarında terleme problemi ile gelen hastaların en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyerek, 'Kötü koku çoğu zaman ter ile değil hastaların ne yediği ile alakalı oluyor' dedi.</p><p>Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan terlemelerin ikiye ayrıldığını söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, 'Yaz aylarının gelmesiyle birlikte hastalarımız, özellikle terleme problemleriyle bize sıkça başvuruyorlar. Tabii terlemeyi tıp literatüründe biz hiperhidroz tanısı olarak biliyoruz. Öncelikle bunu ikiye ayırmak lazım. Birincisinde sekonder yani altında bir sebep olan terleme sebeplerine bakmak lazım. Özellikle tiroid hastalıkları, diyabet, enfeksiyonlar, kullanılan ilaçlar ve tüketilen yiyeceklerle ilgili bölgesel değil ancak genel bütün vücutta gördüğümüz terlemelerin altta yatan sebeplerini biz bu alt başlıklarda mutlaka araştırıyoruz. Dahiliye uzmanlarıyla, endokrin uzmanlarıyla birlikte ve hastanın anamneziyle, hikayesiyle birlikte altta yatan sebep varsa bunu kestiğimiz zaman yaygın terlemelerin tedavisinin olabileceğini hastamızla paylaşıyoruz. Diğeri ise primer hiperhidroz dediğimiz altta herhangi bir sebep bulamadığımız bölgesel terlemeler özellikle bu gruba girmektedir. Hastalarımız da en çok bu gruptan muzdarib olmaktadırlar. Bunlar özellikle günlük hayatta gördüğümüz koltuk altı yoğun terlemeleri, el ayak bölgesi terlemeleri, alın ve yüz bölgesindeki terlemeler de yine bu gruba girmekte. Öncelikle tabii bu grupta kullanabileceğimiz tedavilerimiz çeşitli. Tabii terlemenin sıklığına, şiddetine ve hastayı rahatsız etmesine göre tedavi seçeneklerimiz değişmekte. En hafif ve orta şiddetli bölgesel terlemelerde özellikle alüminyum klorür içeren krem ve losyonları kullanabilmekteyiz. Bunlar o bölgedeki ter bezlerinin ağızlarını kapatarak terin yüzeye çıkışını azaltmakta ve hafif ve orta şiddetli vakalarda bizim elimizi güçlendiren tedavi seçenekleri arasında mutlaka kullanmaktayız' dedi.</p><p>Muhammed Burak Yücel, daha ileri safhalarda terleme önleyici tedavilere başladıklarını söyleyerek, 'Bir ileri düzeyde iyontoforez dediğimiz yine terleme önleyici tedaviler de kullanmaktayız. Burada hastanın terleyen bölgesini su dolu bir küvet düşünebiliriz. Bunun içerisine alıyoruz ve düşük dozda elektrik akımı vererek o bölgeye giden, ter bezlerine giden sinirlerin aktivitesini geçici olarak blokluyoruz. Bu da yine hafif ve orta şiddetli hiperhidrozlarda tercih ettiğimiz ve hastaların fayda gördüğü yöntemlerden birisi. Orta şiddetli ve ağır şiddetli biraz daha terlemenin hastayı rahatsız ettiği durumlarda da biz botulinum toksin dediğimiz botoks uygulamalarını sıkça hem koltuk altında hem yüz ve alın bölgesi terlemelerinde hem de el ve ayak bölgesi terlemelerinde sıkça kullanmaktayız. Hem de hastalarımızdan tedavi sonuçları açısından gayet tatminkar sonuçlar almaktayız. Burada özellikle ter bezine giden sinirlerin aktivitesini baskıladığımız zaman hem en az 4 ay en fazla 6-7 ay olacak şekilde bu ter bezlerinin aktivitelerini biz bloklayabiliyoruz. Dolayısıyla bir yaz başlangıcının girişinde bir de kış mevsiminin başlangıcında senede iki kere bazı durumlarda hastanın semptomuna göre de senede üç kere botoks uygulamalarını etkili şekilde yaparak bölgesel hiperhidrozlarda bölgesel terlemelerin önüne geçiyoruz ve hasta açısından da gayet tatminkar sonuçlar alıyoruz. Bu söylediğimiz yöntemlere ek olarak yanıt alamadığımız, terlemeyi kontrol altına alamadığımız durumlarda da özellikle göğüs cerrahisi uzmanlarıyla konsülte edip hastamızı paylaşıp sempatektomi dediğimiz yani o ter bezlerine giden sinirin ameliyat yöntemiyle kesilip klipslemesi ve o bölgedeki ter aktivitesinin kalıcı olarak durdurulmasına yönelik cerrahi operasyonları, minör ameliyatları da yine göğüs cerrahisi uzmanlarıyla birlikte planlayarak hastamızı yönlendiriyoruz ve bu şekilde de eğer diğer yöntemlerden fayda alamadıysak özellikle ağır hastanın günlük hayatını bozan terleme şikayetlerinde de bu şekilde tedavi yöntemlerini kullanabilmekteyiz' ifadelerini kullandı.</p><p>'Kötü koku yenilen gıdalarla ilgili olabilir'</p><p>Hastaların terleme ile birlikte en büyük şikayetlerinin kötü koku olduğunu söyleyen Yücel, 'Terleme ile birlikte hastaların genelde bize başvuru sebeplerinden bir tanesi koku oluyor açıkçası. Bu terlemeye genelde eşlik ettiği için özellikle biz terlemenin üzerinde duruyoruz. Yani biz eğer ter salgısını kesersek ter salgısının içerisinde çözülmüş olan koku miktarı da azalacağından dolayı koku şikayeti de hastanın kendiliğinden azalmış oluyor. Bu noktada bilimsel açıdan anlamı olan şeyler aslında biraz da hastanın yedikleriyle ilgili. Ter kokusunun sekonder çok fazla bir sebebinin olduğunu düşünmüyoruz hastalık açısından. Ancak tabii dediğim gibi bu acı baharat yiyecekleri, biraz daha soğan, sarımsak gibi ter kokusunun içerisinde daha uzun süre çözünen koku moleküllerini yayan yiyeceklerden de hastalarımızın uzaklaşmasını söylüyoruz ve özellikle ter şikayetinin azalmasına odaklandığımızda da kokunun da sekonder olarak azaldığını hastalarımızda gözlemliyoruz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yedikleriniz-kokunuzu-degistir_1777981863_XB1eJw.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yedikleriniz kokunuzu değiştiriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yedikleriniz-kokunuzu-degistir_1777981863_XB1eJw.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ Hastaneleri'nde '5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü' etkinliği düzenlendi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde--5-mayis-dunya-el-hijyeni-gunu--etkinligi-duzenlendi/12013/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü dolaysıyla bir dizi etkinlik düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde--5-mayis-dunya-el-hijyeni-gunu--etkinligi-duzenlendi/12013/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 04 May 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde '5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü' dolaysıyla bir dizi etkinlik düzenlendi.</p><p>Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu&#39;nda düzenlenen etkinliğe Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Baykan,  Hastaneler Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Serap Doğan, Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yıldız, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Aygen, Hastaneler Başmüdürü Özcan Özyurt, Hastane Müdürü Şerife Gürcan, Başhemşire Fatma Yeşil, Hastane Müdür Yardımcısı Necla Güngör Camuscu,  öğretim üyeleri, hekimler, başhemşire yardımcıları, Hastane Enfeksiyon Kontrol Kurulu Hemşireleri ve diğer sağlık çalışanları katıldı. Programa Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü&#39;nden Doç. Dr. Can Hüseyin Hekimoğlu, Esen Batır ve Dilek Altun&#39; un el hijyeni sunumları ile Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar&#39;ın el hijyeni sunumuyla devam edildi. El hijyeni kokusundaki farkındalığı artırmak açısından her yıl olduğu gibi bu yılda 'El Hijyeni Şampiyonu' seçilen; Doç. Dr. Alper Özcan, Dr. Öğretim Üyesi Gülşah Akyol, Hemşire Esme Ulutürk, Temizlik Personeli Süheyla Cerit ve ve Süleyman Elbir&#39;e ödülleri takdim edildi.</p><p>Etkinlikler devam edecek</p><p>Tıp Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar&#39;ın el hijyeni sunumu ve açılacak olan stant ile etkinliklere devam edilecek. Ayrıca hastane bekleme salonlarında bulunan bilgilendirme ekranlarında el hijyeni videolarının gösterimi gerçekleştirilecek. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri, 2019 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından düzenlenen Avrupa Bölgesi El Hijyeni Mükemmeliyeti Yarışmasında birinci olarak bu ödülü ülkeye ilk defa kazandıran hastane olma özelliği de bulunuyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde--5-mayis-d_1777901223_FX8zvy.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ Hastaneleri'nde '5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü' etkinliği düzenlendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde--5-mayis-d_1777901223_FX8zvy.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Zehra Kardaş: 'Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/zehra-kardas--asilar-saglikli-bir-gelecegin-en-guclu-teminatlarindan-biridir-/11957/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/zehra-kardas--asilar-saglikli-bir-gelecegin-en-guclu-teminatlarindan-biridir-/11957/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, 'Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir' dedi.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde '24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası' kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, 'Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir' dedi.</p><p>'Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir'</p><p>Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, 'Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır' ifadelerini kullandı.</p><p>Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, 'Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/zehra-kardas--asilar-saglikli-_1777559943_fhc26b.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Zehra Kardaş: 'Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/zehra-kardas--asilar-saglikli-_1777559943_fhc26b.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uluslararası deneyim yerli hastalara taşınıyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/uluslararasi-deneyim-yerli-hastalara-tasiniyor/11884/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık turizmi alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren International Plus, bugüne kadar ağırlıklı olarak yurt dışından gelen hastalara sunduğu ileri teknolojiye dayalı diş tedavisi hizmetlerini artık Türkiye'den hastalara da açtığını duyurdu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/uluslararasi-deneyim-yerli-hastalara-tasiniyor/11884/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık turizmi alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren International Plus, bugüne kadar ağırlıklı olarak yurt dışından gelen hastalara sunduğu ileri teknolojiye dayalı diş tedavisi hizmetlerini artık Türkiye&#39;den hastalara da açtığını duyurdu.</p><p>Türkiye&#39;nin sağlık turizminde büyümesini sürdürdüğü bir dönemde hayata geçirilen bu adım kapsamında, kurumun dijital diş hekimliği altyapısı ve hızlı tedavi protokolleri, yerli hastaların erişimine de sunuluyor. Türkiye; 2025 itibarıyla 1,5 milyonu aşkın uluslararası hastaya hizmet vererek sağlık turizminde güçlü konumunu pekiştirirken, özellikle dental turizm alanında yüksek teknoloji ve uzmanlık odaklı büyümesini sürdürüyor. Bu gelişim, sektörde faaliyet gösteren kurumların hizmet modelini dönüştürerek yerli hastalara da aynı kaliteyi sunma yönünde önemli bir ivme katacak. International Plus Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Sorumlu Hekimi Dr. Eren Gülbahar, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;</p><p>'Diş tedavilerinde başarı, hekim deneyimi ile teknolojinin uyumuna bağlıdır. International Plus olarak her zaman en güncel ve yenilikçi teknolojileri kullanmayı öncelik haline getiriyoruz. Bugüne kadar bu yaklaşımı ağırlıklı olarak uluslararası hastalarımız için uyguluyorduk. Artık aynı standartları Türkiye&#39;deki hastalarımıza da sunuyoruz. Dijital altyapımız sayesinde hastalarımız tedavi sürecini daha şeffaf ve güvenli şekilde deneyimliyor. Son teknoloji cihazlar ile donatılmış dijital diş hekimliği deneyimini yaşattığımız Sağlık Turizmi hastalarımızın katkılarıyla edinmiş olduğumuz tecrübeler sayesinde hem hasta memnuniyetinin hem de tedavi başarısının arttığını gözlemledik. Şimdi bu deneyimi kendi halkımızla da paylaşmanın heyecanı içindeyiz. Amacımız, hem hasta memnuniyetini hem de tedavi başarısını en üst seviyeye taşımak.'</p><p>Dr. Eren Gülbahar; kurumun vizyonunun yalnızca uluslararası pazarda büyümek değil, aynı zamanda Türkiye&#39;deki hastaların da dünya standartlarında sağlık hizmetine erişimini sağlamak olduğunu vurguladı. International Plus Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Sorumlu Hekimi Dr. Eren Gülbahar; bu deneyimin Türkiye&#39;ye taşınmasının, yerli hastaların da dünya standartlarında dental çözümlere kendi ülkelerinde erişebilmesini sağlayacağını belirtirken 'International Plus olarak Nisan 2025 yılında yapılan Balkan Sağlık Turizmi Forumunda Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu&#39;nun koymuş olduğu &#39;Sağlık turizminde 20 milyar dolar&#39; vizyonu istikametinde biz de farklı ülkelerdeki yatırımlarımızla büyümeyi hedefliyoruz. Diğer yandan, attığımız bu adım, sağlık hizmetlerinde kalite standardının yükselmesini, Türkiye&#39;nin yalnızca yabancı hastalar için değil, yerli hastalar için de ileri teknolojiye erişimin merkezi haline gelmesini sağlayacak' diyerek sözlerini tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uluslararasi-deneyim-yerli-has_1777280222_JdyHOr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uluslararası deneyim yerli hastalara taşınıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uluslararasi-deneyim-yerli-has_1777280222_JdyHOr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Melikgazi Belediyesi'nden Diş Hastanesi müjdesi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/melikgazi-belediyesi-nden-dis-hastanesi-mujdesi/11843/</link>
            <description><![CDATA[Koruyucu sağlık hizmetlerini ilçede yaygınlaştırarak vatandaşların yaşam kalitesini artıran Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu; Selçuklu, Danışmentgazi ve Osmanlı Mahallesine hizmet verecek diş hastanesi yaptıklarının müjdesini verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/melikgazi-belediyesi-nden-dis-hastanesi-mujdesi/11843/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Koruyucu sağlık hizmetlerini ilçede yaygınlaştırarak vatandaşların yaşam kalitesini artıran Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu; Selçuklu, Danışmentgazi ve Osmanlı Mahallesine hizmet verecek diş hastanesi yaptıklarının müjdesini verdi.</p><p>7 yılda yaptıkları sağlık yatırımları ile ilçeye sağlık alanında altın yıllarını yaşattıklarını söyleyen Başkan Palancıoğlu, Selçuklu Mahallesinde yapılan projeyi yerinde inceleyerek; 'Selçuklu Mahallemiz&#39;de yaptığımız çalışmaları ncelemek üzere sahadayız. Selçuklu, Danışmentgazi ve Osmanlı Mahallemizi kapsayan bu bölgeye çok güzel bir hizmet kazandırıyoruz. Bu 3 mahalleye hizmet verecek olan bir diş hastanesi yaptık. Binanın yapımı bitti. İçinin temizliği, tefrişi ve peyzajı kaldı. Bu bölgede vatandaşlarımız dişle alakalı sıkıntılarında Hürriyet Diş Hastanesi&#39;ne gittiği için insanlar zorlanıyordu ve yoğunluk oluyordu. Sağ olsun. İl Sağlık Müdürümüz Mehmet Erşan Bey&#39;in destekleriyle buraya bu hizmeti kazandırıyoruz. Tam 8 adet uzman diş hekimimiz olacak. Röntgen odası da bulunacak. Dolayısıyla ameliyat haricinde dişle ilgili her türlü hizmet burada verilecek. İnşallah Selçuklu, Osmanlı ve Danışmentgazi Mahallesindeki vatandaşlarımız bu diş hastanesini yoğun bir şekilde kullanacak.Melikgazi&#39;mize hayırlı olmasını dilerim' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/melikgazi-belediyesi-nden-dis-_1777028582_2W5G8v.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Melikgazi Belediyesi'nden Diş Hastanesi müjdesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/melikgazi-belediyesi-nden-dis-_1777028582_2W5G8v.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erken ve zamansız menopoza girdiyseniz bu uyarıları dikkate alın]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/erken-ve-zamansiz-menopoza-girdiyseniz-bu-uyarilari-dikkate-alin/11787/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Doç. Dr. Mehmet Ak, erken ve zamansız menopoz ile ilgili bilgi verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/erken-ve-zamansiz-menopoza-girdiyseniz-bu-uyarilari-dikkate-alin/11787/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Mehmet Ak, erken ve zamansız menopoz ile ilgili bilgi verdi.</p><p>Kadınlardaki erken veya zamansız menopoz; sıcak basması, gece terlemesi, adet düzensizliği, cinsel ilişki sırasındaki ağrı, vajinal kuruluk, sinirlilik hali ve zihin bulanıklığı gibi belirtilerle başlıyor. Kadınların yüzde 5&#39;inde görülebilen erken veya zamansız menopoz, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı olumsuz etkileyerek yaşam konforunu bozabiliyor. Yaşam tarzı değişiklikleri ve hormon tedavileriyle bu süreç sorunsuz atlatılabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Mehmet Ak, erken ve zamansız menopoz ile ilgili bilgi verdi.</p><p>Kadınlarda erken menopoz, 45 yaşından önce düzenli adet görmenin sona ermesiyle başlar. Prematüre (zamansız) menopoz ise yumurtalıkların hormon üretmeyi durdurmasıyla 40 yaşından önce başlayan önemli bir sorundur. Erken ve zamansız menopoz aynı nedenlere bağlı olabilir. 45 yaşından önce meydana gelen menopoz erken olarak tanımlanırken, 40 yaşından önce hormon faaliyetinin durması zamansız menopoza işaret eder. Bu sorunlar bazen doğal olarak ortaya çıkabileceği gibi başka bir soruna bağlı olarak da tetiklenebilir.</p><p>En önemli belirti adet düzensizliği</p><p>Hormon seviyelerinin düşmesi genellikle 45 ile 55 yaş arasındaki normal adet gören kadınları etkiler. Erken veya zamansız menopozun en belirgin belirtisi, adet dönemlerinin düzenli olmaması ya da 45 yaşından önce durmasıdır. Diğer belirtiler şunlar olabilir;</p><p>'Sıcak basması durumu ve gece terlemesi. Vajinal kuruluk. Uyku bozukluğu. Aşırı kaygı ve ruh halindeki değişim. Cinsel istekte azalma. Cinsel ilişki sırasında ağrı. Konsantrasyon sorunu. İdrar kaçırma.'</p><p>Başlama zamanı her kadında farklı</p><p>Çoğu kadın 40&#39;lı yaşlarında menopoza girer, ancak bu kişiden kişiye değişebilir. Menopoz döneminde kadınların; fiziksel, psikolojik, sosyal ve cinsel değişiklikler yaşaması yaşam kalitesini düşürür. Kadınların doğurganlıktan yumurtalıkların işlevini kaybetmeye başladığı dönem kademeli olarak gerçekleşir. Her kadın için menopozun başlayacağı kesin bir yaş yoktur. Menopoz dönemi genellikle kabaca yaşamın 4&#39;üncü 10 yılında başlar ve her kadına göre bu süre değişiklik gösterebilir. Yapılan çalışmalarda menopoz döneminin 40 yaşında başlayıp 54 yaşına kadar kademeli olarak bittiği belirlenmiştir. Menopozu başlatan birçok neden olmasına rağmen, nedenlerin tüm kadınlar için geçerli olup olmadığı konusunda fikir birliği oluşmamıştır.</p><p>Bu sorunlar menopoz nedeni</p><p>Zamansız ve erken menopoza kullanılan ilaçlar, cerrahi işlemler ve hastalıklara neden olabilir.  Erken ve zamansız menopozun sebebi şunlar olabilmektedir:</p><p>'Ailede zamansız ve erken menopoz öyküsü olan kadınların bu sorunla yüz yüze gelme ihtimali yüksektir. Yapılan araştırmalarda sigara içen kadınların içmeyenlere göre menopoza 2 yıl önce girme ihtimalinin bulunduğunu göstermiştir. Kanser nedeniyle yapılan tedavi sürecindeki kemoterapi veya pelvik radyasyon tedavilerinin çok sayıdaki kadının yumurtalıklarına zarar verdiği ve adetlerin kalıcı ya da süreli olarak kesildiği belirlenmiştir. Yumurtalıkların cerrahi sonucunda alınması menopoz belirtilerinin başlamasını sağlamaktadır. Bu ameliyatın arından adet duracak ve hormon seviyesi hızla düşecektir. Rahim alınması ameliyatı sonrasında bazı kadınların yumurtalıkları korunabilmektedir. Ancak adet görme ve hamile kalama mümkün olmayacaktır. Kadın menopoza girmemiş olsa bile yumurtalıklar hormon üretmeye devam edeceği için muhtemelen hemen menopoz süreci başlamaz. Tiroid hastalığı ve romatoid artrit gibi bağışıklığı baskılayan otoimmün hastalıklar hormon üretimini düşürür. Normalde hastalıklarla savaşan vücudun bağışıklık sistemi, yanlışlıkla yumurtalıklara saldırabilir. HIV ve AIDS ilaçlarla kontrol altına alınamadığında erken menopoza neden olabilir. Eksik kromozomlarla veya kromozom sorunları olan kadınlar erken menopoza girebilir. Örneğin, Turner sendromu nedeniyle bazı kadınlar X kromozomunun tamamı veya bir kısmı olmadan doğar, yumurtalıkları doğumda normal şekilde oluşmadığı için menopoz döneminde adet döngüleri normal olmayabilir. Kronik yorgunluk sendromu nedeniyle aşırı yorgunluk, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, hafıza kaybı, baş ağrısı, gibi semptomlarla başlar. Yapılan araştırmalarda bu kadınların erken veya zamansız menopoza girme ihtimalinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.'</p><p>Hormon seviyeleri kontrol edilmeli</p><p>Zamansız veya erken menopozun tedavisi için düşük seviyelerdeki hormonları yerine koymak için kullanılan kombine doğum kontrol hapı veya hormon replasman tedavisi önemlidir. Ancak bazı kanser türlerinin varlığı, mesela bazı meme kanseri türleri, hormon tedavisi alınmasına engeldir. Her şeyden önce dengeli ve düzenli beslenmenin yanı sıra durağan değil hareketli yaşam tarzı, belirtileri azaltmaya ve sağlıklı kalmaya yardımcı olacaktır. Özellikle yaşam tarzı değişikliklerini deneyen kadınların bu süreci daha sağlıklı geçirdiği belirlenmiştir.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/erken-ve-zamansiz-menopoza-gir_1776844083_8Ul9KQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erken ve zamansız menopoza girdiyseniz bu uyarıları dikkate alın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/erken-ve-zamansiz-menopoza-gir_1776844083_8Ul9KQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bahar aylarında cildinizi sosyal medyaya emanet etmeyin]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/bahar-aylarinda-cildinizi-sosyal-medyaya-emanet-etmeyin/11629/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, ilkbahara girerken vatandaşların sosyal medya üzerinden popüler olan uygulamalara aldanmaması gerektiğini söyleyerek, Sosyal medyada görülen uygulamaların her cilt ve hasta için uygun olmadığını bilmek gerekiyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/bahar-aylarinda-cildinizi-sosyal-medyaya-emanet-etmeyin/11629/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, ilkbahara girerken vatandaşların sosyal medya üzerinden popüler olan uygulamalara aldanmaması gerektiğini söyleyerek, 'Sosyal medyada görülen uygulamaların her cilt ve hasta için uygun olmadığını bilmek gerekiyor' dedi.</p><p>Kıştan çıkarken cilt kusurlarının daha belirgin hale geldiğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Muhammed Burak Yücel, 'Artık kış mevsiminin yavaş yavaş kendini bahara ve devamında yaz mevsimine bırakmasıyla birlikte ciltte meydana gelen belli değişiklikler var. Kıştan çıkarken cildimizde özellikle gözenekli görüntü, lekelerin daha belirgin hale gelmesi, matlaşma, bulanık görüntü gibi cilt rahatsızlıkları, cilt ton eşitsizlikleri, renk tonu eşitsizlikleri gibi belirtiler daha belirgin hale gelmektedir. Özellikle kış mevsiminden çıkarken. Dolayısıyla hastalarımızın yaza girerken ciltlerini, derilerini, deri kalitelerini toparlamak yönünde belli talepleri olur bizden. Tabi ki bu döneme girmemiz ile birlikte yazın yapabileceğimiz uygulamalarda biz iyileşme süresinin uzun olduğu yahut ağır cilt soyucu tedavileri ağır tedavileri tercih etmiyoruz. Çünkü güneşin daha dik açı ile gelmesiyle birlikte bu uygulamalarla komplikasyon riskimiz artmaktadır. Neler yapabiliriz? Özellikle bu bahar döneminde yaza geçiş döneminde cildimizi hazırlamak için diye soracak olursak, bu dönemde özellikle kimyasal peelingler derin değil, hafif peeling, hafif soyucu işlemleri kullanabiliriz. Yine nem aşıları gibi uygulamaları rahatlıkla kullanabiliyoruz. Leke mezoterapileri dediğimiz özellikle görünen derin ve yüzey tabakalarındaki lekelenmelere yönelik mezoterapi işlemlerimizi yapabiliriz. Yine botoks uygulamalarını rahatlıkla bu mevsimde yaza geçiş aşaması da kullanabiliriz. Cilt tipine göre yine medikal cilt bakımlarını kullanabiliriz. Akneli ciltlerde yine rozalı ciltlerde özelliğine göre bakım rutininde hastalarımızın kullandığı ürünleri değiştirmekle birlikte bunları da yine kullanabiliriz' dedi.</p><p>Dr. Yücel, bahar ve yaz aylarına girerken özellikle güneş kreminin kullanılmasının önemli olduğunu söyleyerek, 'Tabi ki bu yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte işlemlerimizi yapabiliyoruz ama hastalarımızdan da talep ettiğimiz şeyler oluyor. Bunlar ne olabilir? Özellikle güneş kremini çok sık ve etkili şekilde kullanımını mutlaka öneriyoruz. Çünkü her yaptığımız işlem cildimizi birazcık daha hassas hale getirdiği için güneş ışınlarından komplikasyonlardan korunmamız için mutlaka SPF 30 yada 50 güneş kremlerini gün içerisinde 2-3 kere yenileyecek şekilde kullanmamız şart. Hatta tatil dönemlerinde tatilde gidilen dönemlerde de mutlaka şapka ve güneşi şeffaf şekilde geçirmeyen kıyafetlerle yani fiziksel bariyer dediğimiz kıyafetlerle de destekleyerek istenmeyen ultraviyole ışınlarının istenmeyen yan etkilerinden de kurtulmayı planlıyoruz. Bunlar da bizim hastalarımızdan talep işlemler oluyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'Sosyal medya yöntemleri her cilde uygun olmayabilir'</p><p>Dr. Muhammed Burak Yücel, sosyal medyada popüler olarak görülen uygulamaların her hastaya ve cilde uygun olmadığını söyleyerek, 'Belki bir diğer dikkat edeceğimiz nokta her işlemi sosyal medyada özellikle şu an popüler olan her işlemin her hastaya uygun olmadığını bilmek ve bunu mutlaka ehil ellerde dermatoloji uzmanların da mutlaka hastaların beklentilerini ve cilt özelliklerini, deri özelliklerini de bir araya getirerek yapabileceğimiz optimum şeyleri mutlaka doktor kontrolünde yapmak. Çünkü internette bazı görülen sosyal medyada popüler olan hemen sonuç aldığımız önce-sonra fotoğrafları arasında bizim ne yapıldığını bilmediğimiz ama mükemmel sonuç alınan işlemlerin bir o kadar da komplikasyon oranının arttığını bilmekte fayda var. Çünkü bizim için önemli olan Sürdürülebilir ve uzun süreli iyilik halleridir. Hemen yapılan işlemlerde bizim de sonuç alabildiğimiz uygulamalar olabilir. Ancak uzun dönemde 2 ay sonra 3 ay sonra tekrar kış aylarında yeniden girdiğimizde aynı sorunla örnek veriyorum leke tedavisi yapıldıysa o lekenin çok daha artmış ve nüksetmiş bir biçimde yahut roza hastalarında yahut akne hastalarında çok daha komplike ve nüksetmiş bir şekilde hastalar bize geri geldiği zaman bundan ne hasta hoşnut olacaktır ne hekimin istediği bir sonuç olacaktır. Önemli olan uzun süreli sürdürülebilir iyilik halidir sağlık uygulamalarında, dermokozmetik uygulamalarında. Dolayısıyla sosyal medyada popüler olan her işlemin her hasta grubu için uygun olmadığını bilmek çok önemli. Mutlaka doktor kontrolünde cildin ihtiyacına göre, ihtiyaçlarına göre uygun her iki tarafında hastanın ve hekimin beklentilerini karşılayacak şekilde bir planlama yaparak uzun süreli iyilik halini sürdürmek ve yaz dönemini geçirerek tekrardan sonbahar döneminde cildimiz hazırlamak önemlidir diyebiliriz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bahar-aylarinda-cildinizi-sosy_1776067383_hxqcLF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bahar aylarında cildinizi sosyal medyaya emanet etmeyin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bahar-aylarinda-cildinizi-sosy_1776067383_hxqcLF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda sık kulak çekmesine dikkat]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine-dikkat/11557/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine-dikkat/11557/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü&#39;nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda huzursuz ve iştahsızlığın önemli bir nedeni olan kulak ağrısı hakkında bilgi verdi.</p><p>Çocuklarda ve bebeklerde sık görülen bir sağlık sorunu olan kulak ağrısının birçok sebebi olabiliyor. Ağrının en önemli nedenlerinden biri olan kulak enfeksiyonları, her 6 çocuktan 5&#39;inde 3 yaşına kadar görülebiliyor. Kulak ağrısına yol açan enfeksiyonlara zamanında müdahale edilmediğinde işitme kayıpları yaşanabiliyor. Konuşma kabiliyeti olmayan küçük çocuklar ve bebekler ise ağrının varlığını kulaklarını çok sık çekerek belli edebiliyor.</p><p>Çocuklarda kulak ağrısının 8 nedeni</p><p>Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocuklarda kulak ağrısının nedenleri ile ilgili verdiği bilgilerde, 'Kulak enfeksiyonları ve diğer kulak, burun ve boğaz sorunları nedeniyle ebeveynler çocuklarını doktora çok sık getirmektedir. Çocuklarda kulak enfeksiyonlarının sık görülmesinin nedeni ise kulak zarının arkasında sıvı birikmesine neden olan östaki tüplerinin yetişkinlere oranla iyi çalışmaması ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişme aşamasında olmasıdır. Kulak enfeksiyonları, çocuklarda iştahsızlığa, uyku ve zamanla duyma problemine yol açmaktadır. Çocuklarda kulak ağrısının nedeni şunlar olabilir; Kulak enfeksiyonu, kulakta biriken sıvı, yüzücü kulağı, kulak kirinin kanalı tıkaması, kulağa sokulan ve orada sıkışıp kalan cisimler, kulak kanalının tahriş olması ya da ortaya çıkan yaranın olması, diş çürüğü veya diş çıkarma gibi bir diş probleminin varlığı ve sık tekrarlanan boğaz ağrısı' dedi.</p><p>Enfeksiyon aniden başlar</p><p>Enfeksiyonların aniden başladığını söyleyen Ertural, 'Çocuklardaki kulak enfeksiyonu çoğu zaman orta kulakta aniden ortaya çıkar. Orta kulak, kulak zarı ile iç kulağın arasında bulunan hava dolu boşluktur. Bu boşlukta, ses titreşimlerini kulak zarından iç kulağa ileten hassas kemikler bulunur. Orta kulağı, boğaz arkasına bağlayan kanalda ise östaki tüpleri vardır. Bu tüpler kulaktaki hava basıncını düzenler ve orta kulak boşluğunda sıvı birikmesini önler. Östaki borusundaki sorunlar ise orta kulak boşluğundan sıvı boşalmasının zorlaşmasına ve bu da işitme kaybına neden olabilir. Kulak enfeksiyonları da orta kulakta sıvı birikmesine yol açar. Sonuç olarak sıvı birikimi orta kulağın enfekte olmasının en önemli nedenidir' ifadelerini kullandı.</p><p>Ertural enfeksiyonlarla ilgili verdiği bilgilerde 'Orta kulak enfeksiyonları; virüsler veya bakteriler çocukların kulak zarının arkasındaki alandaki boşlukta enfekte olarak kulak ağrısına, ateş veya işitme kaybına neden olur. Genellikle 7 yaşın altındaki çocuklarda sık rastlanan bu durum, özellikle de soğuk algınlığı sonrasında etkili olur. Orta kulak ile burnun arka kısmını birbirine bağlayan östaki tüplerinin gelişmemiş olması nedeniyle orta kulakta sıvı birikir. Bu nedenle zararlı bakteriler bu alanda çoğalır.</p><p>Dış kulak enfeksiyonları; en önemli nedeni dış kulak kanalının enfekte olmasıdır. Sonuç olarak ağrı veya akıntı ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar büyük çocuklarda yaygın bir durumdur. Aşırı suya maruz kalma (yüzücü kulağı), tırnak ya da pamuk çubuklarıyla kulak kanalının tahriş edilmesinden kaynaklanabilir' dedi.</p><p>Oluşmaması için önlem alınmalı</p><p>Enfeksiyonların oluşmaması için alınması gereken önlemleri sıralayan Ertural, 'Kulak ağrısı ile başlayan sürecin önlenmesinde, aşağıdaki yöntemler etkili olabilmektedir. Çocuklara grip aşısının sezon başında yaptırılması enfeksiyonun oluşma ihtimalini düşürecektir. Çocukların kulağı, pamuk çubukları veya sivri cisimlerle kesinlikle temizlenmemelidir. Mevsimsel nezlesi olan kişilerden çocuklar uzak tutulmalıdır. Diğer çocuklarla etkileşim halinde olan çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalıdır. Bebeklere yatar vaziyette kesinlikle biberon verilmemelidir' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine_1775720524_f6TP4Q.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda sık kulak çekmesine dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-sik-kulak-cekmesine_1775720524_f6TP4Q.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi'ne 'Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri' ödülü]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-devlet-hastanesi-ne--yilin-yenilikci-saglik-profesyonelleri--odulu/11473/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi'nde görev yapan Operatör Doktor Zekeriya Çetinkaya, Doctorclub Awards 2025 Türkiye'nin Sağlık Ödülleri kapsamında 'Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri' ödülünü aldı.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-devlet-hastanesi-ne--yilin-yenilikci-saglik-profesyonelleri--odulu/11473/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nde görev yapan Operatör Doktor Zekeriya Çetinkaya, Doctorclub Awards 2025 Türkiye&#39;nin Sağlık Ödülleri kapsamında &#39;Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri&#39; ödülünü aldı.</p><p>Kayseri Devlet Hastanesi&#39;nde görevli Operatör Doktor Zekeriya Çetinkaya, göz enfeksiyonlarının tanı ve tedavisine yönelik akıllı kontakt lens geliştirilmesi çalışması ile Doctorclub Awards 2025 Türkiye&#39;nin Sağlık Ödülleri kapsamında &#39;Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri&#39; ödülüne layık görüldü.</p><p>Hastane yönetimi tarafından konuyla ilgili yapılan açıklamada ise, 'Başta Başhekimimiz Uzm. Dr. Ali Çöl olmak üzere Kayseri Devlet Hastanesi ailesi olarak yürekten tebrik ediyor; başarılarının devamını diliyoruz' ifadelerine yer verildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kayseri-devlet-hastanesi-ne--y_1775305983_1NGIdf.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kayseri Devlet Hastanesi'ne 'Yılın Yenilikçi Sağlık Profesyonelleri' ödülü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kayseri-devlet-hastanesi-ne--y_1775305983_1NGIdf.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Vücudundan 3,7 kiloluk tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/vucudundan-37-kiloluk-tumor-cikartilan-hasta-sagligina-kavustu/11446/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'nda gerçekleştirilen başarılı operasyonda vücudundan 3,7 kilo tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/vucudundan-37-kiloluk-tumor-cikartilan-hasta-sagligina-kavustu/11446/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı&#39;nda gerçekleştirilen başarılı operasyonda vücudundan 3,7 kilo tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu.</p><p>72 yaşındaki A.A.; sol kalça çevresinde yerleşim gösteren ve yaklaşık 3.7 kilogram ağırlığında olduğu belirlenen büyük yumuşak doku tümörü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Hastaneler Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar ile Öğretim Görevlisi Dr. Feridun Arat ve araştırma görevlilerinden oluşan uzman ekip tarafından başarıyla çıkarıldı. Yaklaşık 4 ay önce kalça bölgesinde şişlik ve hareket kısıtlılığı şikyetleri yaşayan hastaya yapılan detaylı tetkiklerin ardından ERÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji ekibi tarafından operasyon planlandı. Ameliyat sırasında tümörün çevre dokularla ilişkisi dikkatle değerlendirilerek, hayati yapıların korunması ile dev kitle başarıyla çıkarıldı. Prof. Dr. İbrahim Halil Kafadar; 'Bu tür büyük yumuşak doku tümörlerinin erken teşhis ve multidisipliner yaklaşım ile başarıyla tedavi edilebildiğini, benzer şikyetleri olan ve kısa süre içinde hızla büyüyen kitleleri olan kişilerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerekir' dedi.</p><p>Başarılı operasyon; Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri&#39;nin ileri cerrahi kapasitesini ve deneyimli sağlık kadrosunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/vucudundan-37-kiloluk-tumor-ci_1775201942_Denc3H.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Vücudundan 3,7 kiloluk tümör çıkartılan hasta sağlığına kavuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/vucudundan-37-kiloluk-tumor-ci_1775201942_Denc3H.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[En ölümcül kanser türüne tarama önerisi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/en-olumcul-kanser-turune-tarama-onerisi/11416/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/en-olumcul-kanser-turune-tarama-onerisi/11416/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, akciğer kanserinin erken tanı konmasıyla birlikte tedavi sürecinin çok daha rahat geçeceğini belirterek, ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin kesinlikle bu testi yaptırmalarını gerektiğinin altını çizdi. Sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerektiğini aktaran Yetkin 'Akciğer kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en ölümcül kanser türüdür. Bu kanser en çok sigarayla ilişkilidir. Bununla bağlantılı olarak 50 yaş üstü kişilerde belli bir hesaplamamız bulunmaktadır. Belirli miktarda sigara içmiş kişiler için Sağlık Bakanlığımız kanser taraması önermektedir. Bizler de hem tütünün zararlarının farkındalığını artırmak hem de kanser taramalarının kimlere yapılması gerektiğini ve sigaraya bağlı oluşmuş solunum fonksiyon anomalilerini tespit etmek için arkadaşlarımızla birlikte bu etkinlikte bulunduk. Sigaranın pasif maruziyetinde bile insanlar, sigaranın oluşturduğu kanser hastalıklarına ve sadece kanserle ilişkili değil, birçok hastalığa yakalanabilmektedir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dediğimiz kalıcı solunumsal sıkıntılara da sebep olabilmektedir. Sigara içmeyi bırakın; sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerekmektedir. Sigara içilen ortamda güvenli bir süre yoktur; mümkün olan en kısa sürede o teması kesmek gerekmektedir. Sigara içen insanların ailesinde eğer kanser öyküsü varsa, 20 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtilerse veya 10 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtilerse; uzun süreli öksürük şikyetleri, iştahsızlık, gece terlemeleri ve kilo kaybı varsa mutlaka vakit geçmeden göğüs hastalıkları hekimine başvurmaları gerekmektedir' dedi.</p><p>'Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir'</p><p>Akciğer kanserinin tedavilerine değinen Yetkin, 'Uzun yıllarda gelişen ilaçlar ve immünoterapiler ile daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Bizim hedefimiz hastalığı erken dönemde yakalamak ve cerrahi ile birlikte hastaya uzun yıllar sağ kalım sağlayabilmektir. Cerrahi olamayan, sıçrama (metastaz) yaşanmış ve evresi ilerlemiş hastalarda ise tümörün tipine göre kullanılan ilaçlar değişiklik göstermektedir. Kemoterapiden daha masum sayılabilecek ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçlar ile tümörü stabil halde tutup hastaya uzun yıllar yaşam sağlanabilmektedir. Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir' şeklide konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/en-olumcul-kanser-turune-taram_1775052004_hP9lV0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ En ölümcül kanser türüne tarama önerisi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/en-olumcul-kanser-turune-taram_1775052004_hP9lV0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından vertigoyu azaltan besin önerileri]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/11384/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/11384/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; 'Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor' dedi.</p><p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, Ramazan ayı dolayısıyla ve yaz aylarının yaklaşmasıyla vatandaşların vertigoyla karşı karşıya kalabileceklerini söyledi. Vertigonun belirtilerine değinen Özger, semptomların daha az görülmesi ve vertigodan korunmak için beslenme önerilerinde bulundu. Paketli gıdalar ve dondurulmuş ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Özger; 'Ramazan süreci ve yazın gelmesiyle birlikte vücudumuzdaki sıvı oranı azalmaya başlıyor. Bununla birlikte vertigo ile karşılaşabiliyoruz. Vertigo ile beraber baş dönmesi, denge kaybı, bulantı ve kulak çınlaması gibi semptomlarla karşılaşabiliyoruz. Bunun sebebi, iç kulaktaki denge mekanizmasının bozulmasından kaynaklanıyor. Vertigonun tedavisinde beslenme büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte vertigonun beslenme ile ilgili olan tedavisini konuşacağız. Dondurulmuş gıda ürünlerini bu süreçte sodyum içerdiğinden dolayı önermiyoruz. Sodyum içeriği yüksek olan besinler vertigoyu tetikleyebiliyor. Paketli gıdalar ise katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz oranı, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor. Bu yüzden olabildiğince tuzlu gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Vertigo için kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalara da dikkat etmemiz gerekiyor. Kırmızı et ve dışarıdan aldığımız işlenmiş etler, kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar sınıfına giriyor. Bunların tüketimini azaltmamız gerekiyor. Kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar aynı şekilde kan dolaşımını etkileyerek vertigo semptomlarını artırabiliyor' şeklinde konuştu.</p><p>'Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor'</p><p>Bu süreçte alışkanlıkların değişmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Özger, kafein ve alkollü içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek; 'Bizler günde 2-2,5 litre kadar su tüketiminin artırılmasını istiyoruz. Akdeniz tipi beslenmeyi öneriyoruz. Akdeniz tipi beslenmede meyve tüketimi çok önemlidir. C vitamininden zengin meyveleri tüketerek; çilek, yaban mersini, ananas, narenciye, kayısı ve üzüm gibi besinlerin tüketimini artırabiliriz. Bu besinlerle vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabiliriz. Kuru yemiş olarak fındık, badem ve ceviz tüketimi de vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Sebze tüketimi olarak kuşkonmaz, ıspanak ve diğer yapraklı sebzelerden faydalanabiliriz. Brokoli ve biber gibi C vitamininden zengin sebzelerle birlikte bu süreci daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Ayrıca ne kadar az yağlı protein tüketirsek o kadar iyi olur. Derisiz tavuk, balık ve kinoa gibi besinlerle birlikte vertigonun oluşturduğu baş dönmesi azaltılabilir. Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor. Kafein ve alkol tüketimini olabildiğince kısıtlamalarını istiyoruz. Bunların yerine daha fazla taze meyve ve sebze tüketiminin artması, evde yapılan fırın yemeklerinin tercih edilmesi, tam tahıllı gıdaların tüketilmesi ve omega-3 açısından zengin beslenmek oldukça fayda sağlayacaktır. Evde kullandığımız dondurulmuş gıdaların tüketimini azaltalım. Kızartılmış ve paketli gıdalardan uzak duralım. Trans yağlı yiyeceklerden de uzak durmak vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olacaktır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-b_1774953903_S9inrc.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından vertigoyu azaltan besin önerileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-vertigoyu-azaltan-b_1774953903_S9inrc.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolon kanserine 'kolonoskopi' önerisi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanserine--kolonoskopi--onerisi/11383/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanserine--kolonoskopi--onerisi/11383/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, kolon kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılmasını önerdi.</p><p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye&#39;de de mart ayının 'Kolon (Kolerektal) Kanseri Farkındalık Ayı' olarak kabul edildiğini dolayısıyla toplumsal bilincin artırılmasının hedeflendiğini, Türk Gastroenteroloji Derneği Kayseri Şubesi olarak Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde halkı bilgilendirmek amacıyla stant açtıklarını söyledi.  Bu stantta halka yönelik bilgi verici broşürlerin dağıtıldığını ve sözel olarak konu hakkında aydınlatma yapıldığını, kolonoskopi taraması için dhiliye-gastroenteroloji polikliniklerine başvurulmasının önerildiğini ifade etti.</p><p>'Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir'</p><p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon (kalın barsak) kanseri tüm dünyada hem kadın hem erkek hastalarda en sık görülen üçüncü kanserdir. Herkesin 45 yaşından sonra kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Kolonoskopi işlemi ile erken tanı konmakta ve bu durum hayati önem taşımaktadır. Aile üyeleri ve akrabalarda kolon kanseri öyküsü varsa daha erken yaşlarda kolonoskopi yapılması önerilmektedir' dedi.</p><p>Doç. Dr. Sezgin, 'Karın ağrısı, rektal kanama, kilo kaybı, dışkılama zorluğu, barsak alışkanlığında değişiklik, yeni başlayan kabızlık, kansızlık gibi şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması ve kolon kanseri yönünden kolonoskopi yapılması önerilmektedir. Daha önce kolonoskopi yapılan kişilerde kolonda polip tespit edilmiş ise takip edilmesi ve yeniden kolonoskopi yapılması gerekir' ifadelerini kullandı.</p><p>Kolon kanserinin risk faktörleri</p><p>Doç. Dr. Gülten Can Sezgin, 'Kolon kanseri yönünden risk faktörleri; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, işlenmiş et tüketimi, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımıdır. Korunma yolları; lifli gıdalarla beslenmek, kırmızı et tüketimini azaltmak, fiziksel aktiviteyi artırmak ve tarama kontrollerini ertelememek çok önemlidir' şeklinde konuştu.</p><p>Doç. Dr. Sezgin, 'Kolon kanseri kolonda polip tespit edildiğinde polipektomi işlemi ile bu lezyonların alınmasından dolayı önlenebilir bir kanserdir. Bu nedenle Mart ayı kolon kanseri farkındalık ayı olarak ilan edilmiştir. Her yıl 81 ilimizde kolon kanseri farkındalığını artırmak, kolon kanseri taramasının önemini vurgulamak ve kişinin kolon, rektum ve anüs kanserine yakalanma riskini azaltmak için çeşitli etkinlikler gerçekleşmektedir' dedi.</p><p>Sezgin, 'Unutmayın, kolon kanseri taraması yaptırmak, sevdiklerinizle daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmenin çok kıymetli bir yoludur' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kolon-kanserine--kolonoskopi--_1774951742_VSyGFR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolon kanserine 'kolonoskopi' önerisi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kolon-kanserine--kolonoskopi--_1774951742_VSyGFR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[ERÜ Hastaneleri'nde, minimal invaziv cerrahi yöntemiyle Kayseri'de ilk mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde-minimal-invaziv-cerrahi-yontemiyle-kayseri-de-ilk-mitral-kapak-ameliyati-gerceklestirildi/11245/</link>
            <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen tarafından Kayseri'de İlk defa minimal invaziv cerrahi yöntemle mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/eru-hastaneleri-nde-minimal-invaziv-cerrahi-yontemiyle-kayseri-de-ilk-mitral-kapak-ameliyati-gerceklestirildi/11245/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen tarafından Kayseri&#39;de İlk defa minimal invaziv cerrahi yöntemle mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi.</p><p>ERÜ Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rifat Özmen, yaptığı açıklamada 'Bu cerrahi, ana bilim dalımızda ve Kayseri&#39;de ilk defa uygulanması şehrimiz, üniversitemiz ve kliniğimiz adına son derece mutluluk verici olmuştur' dedi. Minimal invaziv (küçük kesi) mitral kapak ameliyatı hakkında bilgiler veren Doç. Dr. Rifat Özmen, 'Göğüs kemiği (sternum) kesilmeden, kaburgalar arasından veya koltuk altından yapılan modern bir kalp cerrahisi yöntemidir. Bu teknik sayesinde daha az doku travması oluşmakta, ameliyat sonrası ağrı azalmakta ve hastaların iyileşme süreci daha hızlı gerçekleşmektedir. Hastalar genellikle 2-3 hafta içinde günlük yaşamlarına dönebilmektedir.' dedi. Doç. Dr. Özmen; 'Çabuk yorulma ve nefes darlığı şikyetleri ile kliniğimize başvuran 60 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkik ve değerlendirmelerinde mitral ve triküspit kapaklarında ileri derecede yetmezlik olduğu tespit edildi. Hasta, Kalp Konseyi&#39;nde değerlendirilerek cerrahi müdahale kararı alındı. Ameliyat öncesi hazırlıkları tamamlanan hastanın minimal invaziv kapak cerrahisi için uygun olduğu belirlendi' diye konuştu. Doç. Dr. Rifat Özmen; 'Gerçekleştirilen operasyon sırasında onarım için uygun olmayan mitral kapak, mekanik protez kapak ile değiştirildi. Triküspit kapak ise ring anüloplasti yöntemi kullanılarak minimal invaziv cerrahi teknik ile başarıyla tamir edildi. Ameliyat sonrası takip ve tedavi süreci sorunsuz seyreden hasta, şifa ile taburcu edildi' ifadelerini kullandı.</p><p>Doç. Dr. Rifat Özmen, minimal invaziv kalp cerrahisi hakkında şunları kaydetti:</p><p>'Özel ekipmanlar kullanılarak gerçekleştirilen ve anestezi, perfüzyonist ve cerrahi ekiplerin uyumlu çalışmasını gerektiren multidisipliner bir süreçtir. Küçük kesi ile uygulanması yalnızca kozmetik avantaj sağlamakla kalmaz; aynı zamanda kan ve kan ürünü kullanımında azalma, daha az doku hasarı, hastanede kalış sürecinde kısalma ve hastaların günlük yaşamlarına daha erken dönmesi gibi önemli avantajlar sunar. Minimal invaziv cerrahi yöntemleri günümüzde yalnızca mitral ve triküspit kapak hastalıklarında değil; kalp odacıkları arasında bulunan ve ASD olarak adlandırılan deliklerin kapatılmasında, kalbin iyi huylu tümörlerinin cerrahisinde ve aort kapak ameliyatlarında da uygulanabilmektedir.'</p><p>Doç. Dr. Rifat Özmen son olarak 'Cerrahi işlemde desteklerinden dolayı üniversite ve hastane yönetimimize, ana bilim dalı öğretim üyeleri ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Hastamıza da şifalar diliyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde-minimal-in_1774354683_m1jqo5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ ERÜ Hastaneleri'nde, minimal invaziv cerrahi yöntemiyle Kayseri'de ilk mitral kapak ameliyatı gerçekleştirildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eru-hastaneleri-nde-minimal-in_1774354683_m1jqo5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolon kanseri riskini artıran bu faktörlere dikkat!]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanseri-riskini-artiran-bu-faktorlere-dikkat/11238/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Doç. Dr. Karaca; Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanseri-riskini-artiran-bu-faktorlere-dikkat/11238/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Doç. Dr. Karaca; 'Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır' dedi.</p><p>Kolon kanseri (kolorektal kanserler); özellikle beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları nedeniyle son yıllarda sık görülüyor. Dünya genelinde en sık tanı alan üçüncü kanser türü ve kansere bağlı ölümlerin en sık ikinci nedeni olan kolon kanserinin, ülkemizde ve dünyada 45 yaş altında görülme sıklığı giderek artıyor. Ancak teşhis ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde yaşam kalitesi ve süresi artırılabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Halit Karaca, kolon kanseri ile ilgili önemli bilgiler verdi. Karaca; 'Toplumdaki kolon kanseri vakalarının yüzde 70&#39;i farklı zamanlarda ve öngörülemez şekilde ortaya çıkmaktadır. Kalıtsal genetik mutasyonlara sahip durumlar, vakaların yüzde 3-5&#39;ini oluşturmaktadır. Hastaların yaklaşık yüzde 20- 25&#39;inde güçlü bir aile öyküsü bulunmaktadır. Yani kalıtsal bir mutasyon nedeniyle kolon kanseri ortaya çıkmaktadır. Kalıtsal genetik nedenli vakaların dışındaki kolon kanserinde tanı konulan ortalama yaş 65&#39;in üzerindedir. Ailede kolon kanseri vakasının olması, kişinin de bu hastalığa yakalanma riskini artırır. Kalıtsal kolon kanseri ile ilgili mutasyonlar yani HNPCC, FAP ve Peutz-Jegher polipozisi gibi, kolon kanseri riskini artıran genetik durumlardır. Kolonoskopi taramasında belirlenen adenomlar: Kanser riski en yüksek seviyede polipler de (villöz adenomlar, tübülo-villöz adenomlar) görülmektedir. Ülseratif kolitin, iltihabi bağırsak hastalığı tanısından sonraki ilk 10 ila 20 yıl içinde tahmini yıllık kanser görülme sıklığı yüzde 0,5&#39;dir. Bundan sonra yılda ise yüzde 1&#39;e yükselmektedir. Crohn hastalığı, ileokolik bölgede mevcutsa kanser riskini artabilir. Aşırı alkol tüketimi, sigara tiryakiliği, obezite, işlenmiş raf ömrü uzun gıdalar, insülin direnci, aşırı radyasyon maruziyeti ve bağışıklık sisteminin baskılanması riski artırmaktadır. Kolon kanserinde klinik muayeneler ve tarama yoluyla erken teşhis, görüntülemedeki gelişmelerle daha doğru evre belirleme, cerrahi tekniklerdeki iyileşmenin yanı sıra kemoterapi ve radyasyondaki ilerlemeler sayesinde yaşam süresi uzamaktadır. Özellikle doğru planlanan kemoterapi, yeni nesil akıllı ilaçlar ve immunoterapiler sayesinde vücudun diğer bölgelerine yayılan kanserli hücrelerle mücadelenin başarısı artmaktadır. Kolon kanseri için uygulanan kemoterapi, vücuttaki hızlı büyüyen kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlamaktadır. Bu ilaçlar genellikle damar yoluyla ya da tablet şeklinde ağızdan alınmaktadır. Kolon kanseri tedavisinde kemoterapi genellikle cerrahi, radyoterapi, hedefli tedavi (akıllı ilaçlar) veya immünoterapi gibi diğer tedavilere ek olarak kullanılır. Kemoterapi, iyileşme şansını artırmak ya da kanserin tekrarlama riskini azaltmak, belirtileri hafifletmek veya kanser hastalarının daha uzun ve daha kaliteli bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için kullanılır. Kemoterapi, cerrahi öncesi ya da sonrasında hastalarında sağ kalım oranını yükseltmektedir. Hastaların 4&#39;te 3&#39;ünün ameliyat sayesinde ek tedavi ile nüks oranları azalırken genel sağ kalımı iyileştirme çabası, kolon kanseri tedavisinin evriminde önemli bir adım olmuştur' ifadelerini kullandı.</p><p>Tekrarlama riskine karşı kemoterapinin önemine değinen Doç. Dr. Halit Karaca; 'Kolon kanseri ameliyatından sonra, varsa kalan kanserli hücreleri yok etmek ve tekrarlama riskini azaltmak için genellikle adjuvan kemoterapi olarak adlandırılan tedavi önerilir. Adjuvan kemoterapiye çoğunlukla kolon kanseri ameliyatından sonraki 8 hafta içinde başlanmaktadır. Ameliyattan sonra kansere dair hiçbir kanıt kalmasa bile, kanserin tekrarlama veya vücudun diğer bölgelerine yayılma (metastaz) riski yüksekse, adjuvan kemoterapi yine de önerilebilir. Kolon kanserinin bulunduğu bölgenin yakınındaki lenf düğümlerinde kanser hücreleri varsa, kalın bağırsakta kanser bölgesinde perforasyon adı verilen bir yırtık oluşmuşsa, kanser hücreleri, hızlı büyüyen ve yayılan, az farklılaşmış veya yüksek dereceli kanser hücreleri olarak adlandırılan türdense, kanser bağırsakta tıkanıklığa yani obstrüksiyona neden oluyorsa risk artabilmektedir. Bu durumda kişiye özel tedavi yöntemleri uygulanarak başarı şansı artırılmaktadır' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kolon-kanseri-riskini-artiran-_1774343162_TlD9AS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolon kanseri riskini artıran bu faktörlere dikkat! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kolon-kanseri-riskini-artiran-_1774343162_TlD9AS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir, kontrol altına alınması gerekir']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/uzmani-uyardi--miyop-dedigimiz-tablo-sadece-bir-goz-numarasi-degildir-kontrol-altina-alinmasi-gerekir-/11226/</link>
            <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; Miyop dediğimiz tablo, sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/uzmani-uyardi--miyop-dedigimiz-tablo-sadece-bir-goz-numarasi-degildir-kontrol-altina-alinmasi-gerekir-/11226/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; 'Miyop dediğimiz tablo, sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz' dedi.</p><p>Miyobun basite indirgenebilecek bir hastalık olmadığının altını çizen Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Alpaslan Koç; 'Miyop, gözün ön-arka çapının normalden daha büyük olması ve kırma gücünün fazla olması nedeniyle çocukların görüntüleri net bir şekilde görememesi anlamına gelir. Bu, kontakt lens ve gözlüklerle netleştirebildiğimiz bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bir miyop pandemisinden bahsediyor. Öyle ki, 2050 yılına geldiğimizde her iki kişiden birinin miyop olacağını söyleniyor.  DSÖ, toplumsal olarak miyoba karşı önlem alınması gerektiği konusunda göz hekimlerini uyarıyor. Dolayısıyla, miyoba basit bir gözlük numarası olarak bakmamamız gerekiyor.  Önemli bir hastalıktır' dedi.</p><p>'Çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artıyor'</p><p>Miyobun; basit miyop ve dejeneratif miyop olarak ikiye ayrıldığı bilgisini veren Dr. Koç, dejeneratif miyop hakkında şu bilgileri verdi;</p><p>'Dejeneratif miyop dediğimiz tablo; 6 numaranın üzerinde olduğu, göz arkasında ciddi değişikliklerin bulunduğu ve hastanın görmesinin yüzde 100&#39;e çıkmadığı durumları ifade eder. Toplumda miyop çocukların sayısı arttıkça dejeneratif miyop sayısı da giderek artabilmektedir. Çocuğun göz numarasının 5 olması ile 10 olması arasında çok büyük farklar vardır. Eğer çocukta göz numarası 1 ile 3 derece arasındaysa göz arkasında yırtılma riski 3 kat artarken, 3-5 derece miyop olan çocuklarda bu risk 9 kat artmaktadır. 5-7 derece miyop olan çocuklarda bu durum 22 katına çıkarken, 7 numaranın üzerine geldiğimizde risk 44 katına kadar çıkabilmektedir. Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir. Bu çok önemli bir durumdur ve kontrol altına alınması gerekir. Eğer sizde 1 numara bile miyop varsa çocuklarınızı yılda bir kez kontrole getirmelisiniz. Çocuklar bize geldiğinde bu çocukların dejeneratif miyopa gidip gitmeyeceğini anlamamız için gözün ön-arka çapının kaç olduğu bizim için çok önemlidir. Çocuğun normal büyüme döneminde bu ön-arka çap ortalama yılda 0.1 ile 0.2 milimetre arasında büyüme gösterir. Ancak bu durum 0.3 milimetreden fazla büyüme gösterirse bunu bir an önce tespit edip o çocuk üzerinde miyop kontrolünü başlatmamız gerekir'</p><p>'Çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir'</p><p>Çocuklarda göz derecesinin büyümeden ilerlemesinin durdurulmasının önemine dikkat çeken Dr. Koç; '18 yaşından sonra hastanın korneası uygunsa gözü lazerle çizerek 10 numaraya kadar göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Çizdirmeye uygun değilse, 15-20 numara olsa bile göz içi mercekler ile göz numarasını sıfırlayabiliyoruz. Ancak göz numarasını sıfırladığımız bir çocuk ile normalde sıfır numara olan bir çocuk göz sağlığı açısından birebir aynı değildir. Aileler ameliyatla numara sıfırlanınca miyoptan tamamen kurtulduklarını sanıyorlar. Biz ameliyatla göz numarasını sıfırlasak bile göz arkası hl büyük olduğu için yırtılma ve patlama riski devam etmektedir. Bu nedenle çocukların göz derecesi büyümeden ilerlemesini durdurmak bizim için çok önemlidir. Aileler genellikle çocukları 6-7 derece miyop olduktan sonra araştırma yapıyor ve &#39;Nereye kadar ilerleyecek?&#39; sorusunu soruyorlar. Oysa çocuk 7 yaşındayken 1 numara miyopsa miyop kontrol programını başlatıp 6-7 numara olmadan kontrol altına almak çok daha önemlidir. Çocuklar saatlerce yakına bakmamalı, uzun süre kesintisiz okumamalıdır. Eğer 1 saat yakına bakıyorsanız mutlaka ara verip 10 dakika uzağa bakın. Sürekli yakına bakıp göz uyumunu artırmak miyop ilerlemesini hızlandırır. Bu nedenle 1 saat yakına bakıldığında gözleri 5-10 dakika dinlendirmek gerekir. Çocukların oda aydınlatmaları çok iyi olmalıdır. Oda ortamı loşsa miyop artışı görülebilir. Çocukların günde 1-2 saat açık havada vakit geçirmesi göz numarasının ilerlemesini yaklaşık yüzde 30 oranında durdurmaktadır. Dışarıda çocuk sürekli uzağa baktığı için yakına bakarken çalışan mekanizmalar devre dışı kalır ve miyop ilerlemesi yavaşlar. Çocukların karanlık ortamda tablet veya telefonla film izlemesi ya da oyun oynaması göz numarasını en çok artıran durumlardan biridir' ifadelerini kullandı.</p><p>'Miyop gözlüklerini çocukların 12 saat takması gerekiyor'</p><p>Miyop tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Koç; 'Ülkemizde yaklaşık 2 buçuk yıldır miyop kontrol camları bulunmaktadır. Göz numarasının ilerlemesini durdurmada faydasını gördük. Bu miyop gözlük camlarını mutlaka öneriyorum. Çocukların bu gözlükleri günde yaklaşık 12 saat takması gerekiyor. Ayrıca atropin sülfat damla ile gözün ön-arka çapındaki büyümeyi durdurabiliyoruz. Eskiden yüzde 1&#39;lik dozda kullanıyorduk ve yan etki olarak çocuklar yakını göremiyor, gözlerde kızarıklık oluşuyordu; ancak göz numarasını durduruyordu. Şu anda yapılan çalışmalarla çok daha düşük dozlarda bu yan etkilerin neredeyse hiç olmadığı ve miyop ilerlemesini durdurabildiği gösterildi. Benim miyopa karşı elimdeki en büyük silahlardan biri atropin damladır. Gözlük camlarına rağmen göz numarası ilerleyen çocuklara atropin damla veriyoruz. Ortokeratoloji lensleri ise &#39;gece lensi&#39; olarak bilinmektedir ve hastalardan oldukça iyi geri dönüşler almaktayız. Çocuk gece yatarken lenslerini takıyor, sabah kalktığında lensleri çıkarıyor ve göz numarası sıfır oluyor. Gün içinde başka lens kullanmadan ortokeratoloji lensleri sayesinde göz derecesi sıfır olabiliyor. Ayrıca bu lensler göz numarasının büyümesini yavaşlatıyor. Miyopun basit bir gözlük numarası olmadığını, bir toplum ve halk sağlığı sorunu olduğunu bilmemiz ve bu konuda bilinçli olmamız gerekiyor' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmani-uyardi--miyop-dedigimiz_1774264322_l1UuHy.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanı uyardı: 'Miyop dediğimiz tablo sadece bir göz numarası değildir, kontrol altına alınması gerekir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmani-uyardi--miyop-dedigimiz_1774264322_l1UuHy.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yapay zeka doktorunuz değil]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/yapay-zeka-doktorunuz-degil/11217/</link>
            <description><![CDATA[Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, son dönemde yapay zekanın sağlık alanında da kullanılmaya çalışıldığını söyleyerek, Bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/yapay-zeka-doktorunuz-degil/11217/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, son dönemde yapay zekanın sağlık alanında da kullanılmaya çalışıldığını söyleyerek, 'Bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil' dedi.</p><p>Yapay zekanın bir doktor gibi görülmesinin doğru olmadığını söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, 'Tabii yapay zekanın gelişmesi ile birlikte hayatımızın her alanına da girmiş durumda. Elbette güzel alanlarda kullanılması mümkünken, farklı alanlara da kayıyor. En sonunda da sağlık alanında kullananların olduğunu görüyoruz. Tabii bir takım ön bilgileri ya da ansiklopedik bilgileri genel anlamda verebilir ama bir hekim gibi o analizi yapması çok mümkün olmayacaktır. O yüzden bizim işin kolayına kaçıp da yapay zekayı bir doktor gibi görmemiz çok da mantıklı değil' dedi.</p><p>Topuzoğlu, yapay zekanın bir araç olduğunu ve yardımcı olarak düşünülmesi gerektiğini söyleyerek, 'Son dönemde özellikle çok bilindik yapay zeka aracı gündeme geldi. Burada ne gibi dezavantajları var diye baktığımız zaman şunu görüyoruz bu bilgileri alıp, saklayıp, derleyip, toparlayıp daha sonra da farklı amaçlarla kullanabiliyorlar. Aslında bir demografik yapı da oluşturmuş oluyor. Son dönemde savaşlarda da gördüğümüz üzere toplumu bizden daha iyi tanıyarak ya da sokağımızı insanımızı daha iyi tanıyarak buna göre aksiyon alabiliyorlar. Bu da çok büyük güvenlik açıklarına sebebiyet verebiliyor. Düşündüğümüz zaman &#39;yapay zeka doktorunuz değildir&#39; demek çok doğru bir cümle. Çünkü bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil. Her zaman söylediğimiz gibi yapay zeka bir yardımcı olabilir, bir araçtır amaç olarak kullanılması çok doğru olmayacaktır' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yapay-zeka-doktorunuz-degil_1774253522_AQsBSm.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yapay zeka doktorunuz değil ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yapay-zeka-doktorunuz-degil_1774253522_AQsBSm.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Alışılmış öfke normalleşiyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/alisilmis-ofke-normallesiyor/11207/</link>
            <description><![CDATA[Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/alisilmis-ofke-normallesiyor/11207/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 22 Mar 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, toplumda görülen şiddete maruziyetin beyinde normalleştiğini söyleyerek, 'Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor' dedi.</p><p>İnsanların öfkesini dönüştüremediği zaman bir başkasına yönelttiğini söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, 'Son dönemde artan şiddet olaylarını konuşurken sadece bireysel öfkeye bakmak yeterli olmaz. Çünkü şu anda yoğun bir duygu yönetememe krizi yaşıyoruz. Artık insanlar üzülmeyi de reddedilmeyi de hayal kırıklığı yaşamayı da kaybetmeyi de tolere edemiyorlar. Her şey çok hızlı her şey çok anlık her şey çok tepkisel bir halde ve bu yüzden de aslında artık bu hız kültüründe duygular işlenemiyor. Duygular bastırılıyor ve her bastırılan duygu ne yazık ki bir yerde patlak veriyor. Bir diğer mesele de artık şiddete çok fazla maruz kalıyoruz. Televizyonlar, diziler, haberler, sosyal medyadaki bütün içerikler. Biz maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor, eşik düştükçe de şiddet sıralanmış bir hale geliyor. Oysaki şiddet çoğu zaman güç göstergesi değil, regüle olamayan yani sakinleşemeyen bir sinir sisteminin çığlığı olarak gördüğümüz tablolar var. Duygusunu yönetemeyen insan davranışını da yönetemiyor ve bu noktada artık öfke tek başına bir problem değil, öfkeyle kişinin ne yaptığı problem haline geliyor. Bu aşamadan sonra artık bizim bakmamız gereken sadece çözüm olarak cezaları konuşmak değil. Şiddet bir anda ortaya çıkmıyor. Yıllarca bastırılmış duyguların, yönetilemeyen öfkenin ve düşen bir tahammül eşiğinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Bu tepki de bu doğal hızda artık toplumda İnsanlar hayal kırıklığı ile baş etmeyi öğrenmez ise reddedilmeyi taşıyamazsa, öfkesini dönüştüremez ise artık o öfkeyi bir başkasına yöneliyor halde görüyoruz' dedi.</p><p>Hamurcu, bireylere çocuk yaşta öfkeyle başa çıkmanın öğretilmesi gerektiğini söyleyerek, 'Şimdi burada çözümü sadece tabi ki de cezaları konuşmak olarak göremeyiz. Aynı zamanda duygusal dayanıklılığı arttırmakla başlayabiliriz. Yani çocuklara küçük yaşta duygusal regülasyonu öğretmek, hayır ifadesi ile baş etmeyi öğretmek, reddedilmeyi kişisel bir yıkım olarak algılamamayı öğretmek, burada ebeveynlere ve topluma çok ciddi bir görev olarak düşüyor. Gerektiğinde de terapiyi zayıflık değil bir güç alanı olarak göstermek burada bizlere düşen en önemli görevlerden birisidir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki güçlü insan bağıran insan değil öfkesini yönetebilir insandır. Yani alışılmış sıralanmış öfke artık birçok kişi için bir tehdit haline gelmiyor ve &#39;ben de öfkemi bu şekilde gösterebilirim&#39; diye bir kelebek etkisi ile öfkenin yayıldığını artık toplumda da görmüş oluyoruz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/alisilmis-ofke-normallesiyor_1774164962_7k4zdQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Alışılmış öfke normalleşiyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/alisilmis-ofke-normallesiyor_1774164962_7k4zdQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünyada en sık görülen 3. kanser türüne mavi tişörtlerle dikkat çektiler]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/dunyada-en-sik-gorulen-3-kanser-turune-mavi-tisortlerle-dikkat-cektiler/11040/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi'nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla sağlık çalışanları hastalığa dikkat çekmek amacıyla mavi tişört giydi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/dunyada-en-sik-gorulen-3-kanser-turune-mavi-tisortlerle-dikkat-cektiler/11040/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi&#39;nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla sağlık çalışanları hastalığa dikkat çekmek amacıyla mavi tişört giydi.</p><p>Memorial Kayseri Hastanesi&#39;nde 1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık ayı münasebeti ile farkındalık etkinliği düzenlendi. Sağlık çalışanları mavi tişört giyerek hastalığa farkındalık oluşturdu. Farkındalığa destek olan Kemal Oral, 'Eşim göğüs kanseri, ben kronik lenfosittik lösemi kanseriyim. Böyle özel günlerin farkında olmak güzel bir duygu. Bugün bizlerde hastaneye kontrol amaçlı geldik, bu etkinliği duyunca katılmak istedik' şeklinde konuştu.</p><p>'Hastalık kolay şekilde önlenebiliyor'</p><p>Kolon kanseri hakkında bilgiler veren Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Can Yalı 'Bizler Mart ayını Kolon Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediyoruz. Kolon kanseri zor bir hastalık olmasına rağmen kolay şekilde önlenebiliyor. Erken teşhis ve erken tedavi ile tedavi edilebiliyor. Kolon kanseri genellikle sessiz ilerler. Hastalar bu kanser ile ilgili çok şikyet yaşamazlar' ifadelerini kullandı.</p><p>'Yapılan tetkiklerle tesadüfen tespit edilebilir'</p><p>Kolon kanserinin çok sinsi bir kanser türü olduğunun altını çizen Dr. Ali Can Yalı, 'Yapılan tetkiklerle tesadüfen tespit edilebilir. Dışkıda gizli kan, kilo kaybı gibi sebepler ile kendini belli edebilir. Sessiz ilerlediği için mutlaka önceden farkına varmak amacıyla test yapmak gerekir. Kolon kanseri dünyada en sık görülen kanser türleri arasında 3. sıradadır. Kansere bağlı ölümlerde de 2. sırada yer almaktadır. Kadınlarda erkeklere göre biraz daha az görülmektedir, erkeklerde daha sık rastlanmaktadır. Kolon kanserini yakaladıktan sonra erken ve geç tanı çok önemlidir. Erken tanı koyduğumuzda öncelikli tedavimiz cerrahi işlemdir. Cerrahi olarak kolon kanseri segmentini çıkartarak hastaları tamamen iyileştirebiliyoruz. Geç evrelerde yakalandığında ise hem tedavi zorlaşıyor hem de kemoterapi ve radyoterapi gibi birçok tedavi devreye girebiliyor' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dunyada-en-sik-gorulen-3-kanse_1773409684_osqY2b.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünyada en sık görülen 3. kanser türüne mavi tişörtlerle dikkat çektiler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dunyada-en-sik-gorulen-3-kanse_1773409684_osqY2b.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ramazan'da tok tutan karışım]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/ramazan-da-tok-tutan-karisim/11002/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri'de aktarlarda satılan karışım tok tutmasıyla Ramazan'da vatandaşlardan ilgi görüyor.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/ramazan-da-tok-tutan-karisim/11002/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri&#39;de aktarlarda satılan karışım tok tutmasıyla Ramazan&#39;da vatandaşlardan ilgi görüyor.</p><p>Kayseri&#39;de 13 yıldır aktarlık yapan Muhammet Hanzala Altun, orucu daha rahat tutmanın püf noktası olan tok tutan karışımın tarifini verdi. 1 çorba kasesine 4 yemek kaşığı yoğurt, 2 yemek kaşığı yulaf, keten tohumu gibi doyurucu besinlerin bulunduğu karışımı ekleyip tükettiğimizde daha rahat oruç tutulacağını belirten Altun, 'Zaten iftarla sahur arası çok bir süre olmuyor, vücut iftarda yenileni eritmiyor. Sahura uyanamayan kişiler için chia tohumu, keten tohumu, kinoa tohumu, ay çekirdeği içi ve yulaf karışımlarını tavsiye ediyoruz. Hem bağırsaklara iyi geliyor hem de midede bir kütle oluşturup tokluk hissi veriyor. Yatmadan önce 1 kse yoğurdun içine bu karışımdan 2 yemek kaşığı koyup tüketildiğinde ve üzerine 1 bardak ılık süt içildiğinde, sahura kalkmadan da vücutta enerji kaybı olmaz. Ayrıca tokluk hissi vererek orucu daha rahat tutmayı sağlar' şeklinde konuştu.</p><p>Altun, yapılan bu karışıma vatandaşların ilgi gösterdiğinin altını çizdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ramazan-da-tok-tutan-karisim_1773310862_CdIME2.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ramazan'da tok tutan karışım ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ramazan-da-tok-tutan-karisim_1773310862_CdIME2.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eren: 'Memede ele gelen her kitle mutlaka muayene edilmelidir']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/genel-cerrahi-uzmani-doc-dr-eren--memede-ele-gelen-her-kitle-mutlaka-muayene-edilmelidir-/10901/</link>
            <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile ilgili uyarılarda bulunarak erken teşhisin önemine değindi. Eren, Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/genel-cerrahi-uzmani-doc-dr-eren--memede-ele-gelen-her-kitle-mutlaka-muayene-edilmelidir-/10901/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 08 Mar 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ile ilgili uyarılarda bulunarak erken teşhisin önemine değindi. Eren, 'Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir' dedi.</p><p>8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri hakkında bilgiler veren Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, hastalıkla mücadelede erken teşhisin önemine değindi. Meme kanserinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Eren, '8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle kadınlara şöyle seslenmek istiyorum. Siz iyi olursanız, siz yaşarsanız ancak çevrenize, ailenize bakabilirsiniz. Bilindiği üzere meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser. Biz; erken tanı konulduğunda meme kanserinin artık tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu biliyoruz. 3 şey öneriyoruz; meme kanser taramalarını ihmal etmemek gerekiyor. Kendi kendine meme muayenesi klinik meme muayenesi ve mamografik tarama öneriyoruz. Kendi kendine meme muayenesini 20 yaşı üzeri tüm kadınlara adet öncesi ve sonrasında öneriyoruz. Klinik meme muayenesi ise 20-40 yaş arasında hastanın meme kanseri riskine göre 2 ya da 3 yılda bir genel cerrahi uzmanı tarafından yapılmasını istiyoruz. 40 yaşından sonra ise her yıl mutlaka klinik meme muayenesi yapılması gerekiyor. 40 yaşın üzerindeki tüm kadınlara ise mamografik tarama öneriyoruz. Toplumda genelde mamografinin zararlı olduğu ya da radyasyon saçtığıyla ilgili bir bilgi var. Mamografi zararlı değildir, bir uçak seyahatinde aldığınız radyasyon dozundan daha düşüktür. Yapılan bütün çalışmalar; yıllık düzenli olarak kadınlara mamografi çekmenin radyasyonla ilgili bir zarar olduğunu göstermemektedir' dedi.</p><p>Bazı hastalarda kanser riskinin daha yüksek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Eren, 'Neden bu kadar meme kanseri taraması üzerinde duruyoruz? Çünkü meme kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser. Bu nedenle bizim belki daha ele gelmeyen bir kitle aşamasında mamografi ile tespit edilmesini sağlamış oluyoruz. Bunun dışında bazı hastalar için meme kanseri riski daha yüksek olabiliyor. O hastanın kendisiyle ilgili birtakım faktörler, özellikle ailesinde hikayesi olan hastalarda daha sık kontroller ya da mamografiye ekstra olarak ultrason gibi tetkikler yapılması gerekebiliyor' ifadelerini kullandı.</p><p>'Ülkemizde genç yaş meme kanseri sık görülmekte'</p><p>Kontrollerde ele gelen her memenin uzman hekim tarafından mutlaka muayene edilmesi gerektiğinin de altını çizen Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Saliha Karagöz Eren, 'Özellikle 40 yaş altı grup ve 65 yaş üstü grup için uyarıda bulunmak istiyorum. Toplumda genelde 40 yaş altı meme kanseri olmaz gibi bir algı var. Memede ele gelen her kitle mutlaka genel cerrahi uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Ülkemizde maalesef Avrupa ve Amerika ülkelerine göre genç yaş meme kanserleri daha sık görülmekte. Bu nedenle ele gelen kitlenin iyi olduğunu düşünerek ihmal etmek, bizim erken teşhis şansımızı maalesef kaybettirebiliyor. Bir diğer grup ise yaşa bağlı çeşitli hastalıkları nedeniyle ya da fiziksel engeli nedeniyle farkında olmayan yaşlı kadınlarımız için geçerli. Anneannelerimizin, babaannelerimizin de kendi yakınları tarafından bu konuda farkındalık oluşturulmasını ve de düzenli olarak muayeneye getirilmesi konusunda hatırlatma yapmak istiyorum. Çünkü bu hastalarda da tanılar maalesef geç dönemde konulabiliyor' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/genel-cerrahi-uzmani-doc-dr-er_1772963822_4yiNzl.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eren: 'Memede ele gelen her kitle mutlaka muayene edilmelidir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/genel-cerrahi-uzmani-doc-dr-er_1772963822_4yiNzl.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor/10827/</link>
            <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kolon kanserinin belirtilerine değinerek erken tanının en büyük tedavi olduğunu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kolon-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor/10827/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kolon kanserinin belirtilerine değinerek erken tanının en büyük tedavi olduğunu söyledi.</p><p>Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, kalın bağırsak kanserinin belirtilerine ve tedavi süreçlerine değindi.</p><p>Kolon kanserinde hiçbir belirti olmasa dahi ailesinde kolon kanseri geçmişi varsa mutlaka 45 yaşında gelindiğinde kanser taraması yapılması gerektiğini söyleyen Kaplan, erken tanı ile kalın bağırsak kanserinden nerdeyse tamamen şifaya kavuşulacağını belirterek, 'Kalın bağırsak kanseri dünyada en sık görülen 3. kanser türüdür. Çoğu zaman önlenebilir bir kanserdir ve bu nedenle önem arz etmektedir. Öncesinde yapılan testlerle kolon kanserini erken tanımak, bağırsaklarda polip benzeri oluşumları görüp kolon kanserini tamamen önlemek mümkündür. Kolon kanserine yakalanan hastalar bizlere popodan kanama, kilo kaybı, ishal, kabızlık veya bağırsak hareketlerindeki düzensizliklerle gelir. Ciddi kansızlık ve ciddi kilo kaybı bazı hastalarda görülmektedir. Bu hastalarda acilen ve beklemeden kolonoskopi işlemi yapılmalıdır. Hiçbir belirti olmasa bile belli bir yaşın üstündeki bireylerin kanser taraması amacıyla, özellikle 45 yaşın üzerinde ve ailede kanser hikayesi varsa, kalın bağırsak taraması yapılması önerilir. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı bu durum için dışkıda gizli kan testi yapmaktadır. Sağlık ocaklarında ve KETEM&#39;lerde dışkıda gizli kan testi yapılmakta ve bunun sonucunda dışkıda kan tespit edilirse hastalar bize yönlendirilmektedir ve biz bu hastalara kolonoskopi yapmaktayız' şeklinde konuştu.</p><p>'Sigara, alkol kullanımı ve obezite kolon kanseriyle yakından ilişkili'</p><p>Sigara ve alkol kullanımının kolon kanseri riskini arttırdığını dile getiren Prof. Dr. Mustafa Kaplan, ailede kolon kanseri geçmişi varsa kesinlikle kolonoskopi yapılması gerektiğini söyleyerek, 'Dışkıda gizli kan testi genelde tarama amaçlıdır, tam bir tanı koymaz. Eğer bu durumlardan şüpheleniyorsak mutlaka bu hastalara kolonoskopi yapılması gereklidir. Ailede kalın bağırsak kanseri hikayesi olan varsa bu konuda daha dikkatli olunması gerekmektedir. Kolon kanserinin en sık belirtisi rektal kanama, dışkı renginde siyahlaşma, ciddi kilo kaybı, ishal ve kabızlık ile karın ağrısıdır. Kolon kanserinin en önemli sebeplerinden biri ailede kolon kanseri hikayesinin bulunmasıdır. Günümüzde sigara ve alkol kullanımı ile obezitenin kolon kanseriyle çok yakından ilişkili olduğu belirtilmiştir. İşlenmiş gıdaların tüketiminin artmasıyla da kolon kanseri görülmektedir. İnflamatuar bağırsak hastalığı, ülseratif kolit veya daha önce kalın bağırsağında polip görülen hastalar kolon kanseri açısından yüksek derecede riske sahiptir. Kolon kanseri erken tanı alırsa neredeyse tamamen hastalıktan kurtulmak mümkündür. Erken dönemde bir hastanın bağırsağında küçük bir polip gördüğümüz zaman bunu kolonoskopi ile çıkardığımızda hasta tamamen bundan kurtulabilmektedir. Ancak aynı polipi biz 5-6 yıl sonra gördüğümüzde kalın bağırsakta kalmayıp karaciğere ve diğer organlara sıçrayabilmekte ve daha sonra tedavisi çok zor olabilmektedir. Burada en önemli şey hastalara erkenden kolonoskopi yapılmasıdır. Mümkünse şüpheli kitlelerin çıkartılması gerekir. Eğer şüpheli bir durum varsa kesinlikle kolonoskopi yaptırılmasını öneriyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kolon-kanserinde-erken-tani-ha_1772614817_dyo6gQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolon kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kolon-kanserinde-erken-tani-ha_1772614817_dyo6gQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ramazan'da sporcular için beslenme önerileri]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/ramazan-da-sporcular-icin-beslenme-onerileri/10751/</link>
            <description><![CDATA[Ramazan'da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan,  Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır dedi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/ramazan-da-sporcular-icin-beslenme-onerileri/10751/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ramazan&#39;da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan,  'Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır' dedi.</p><p>Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan&#39;da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, 'Ramazan&#39;da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir' ifadelerini kullandı.</p><p>'Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor'</p><p>Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, 'Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ramazan-da-sporcular-icin-besl_1772275142_cVqNCS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ramazan'da sporcular için beslenme önerileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ramazan-da-sporcular-icin-besl_1772275142_cVqNCS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hemoroid sanılan şikayetler ciddi sorunların işareti olabilir]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/hemoroid-sanilan-sikayetler-ciddi-sorunlarin-isareti-olabilir/10673/</link>
            <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/hemoroid-sanilan-sikayetler-ciddi-sorunlarin-isareti-olabilir/10673/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü&#39;nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p><p>Kadınların ve erkeklerin büyük bir bölümünde yaygın bir sorun olan ve halk arasında basur olarak bilinen hemoroid, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hemoroid belirtileri, kolon ve rektum kanseri gibi ciddi sorunların belirtilerine benzediği için uzman hekimler tarafından fiziki muayene ve bazı tetkiklerin yapılması hayatı önem taşıyor. Vakaların yüzde 80&#39;inde hastaların kanser ile hemoroidi karıştırdığı biliniyor. Hafif dereceli hemoroidler için ameliyat seçeneğinden önce yaşam tarzı değişiklikleri şikayetlerin hafiflemesini sağlayabiliyor.</p><p>'Hemoroid toplumda bir tabu gibi görülüyor'</p><p>Op. Dr. Ali Can Yalı, hemeroidin 2 çeşidi bulunduğunu söyleyerek, 'Hemoroidler, anal kanalda doğal bulunan damarlı yapılardır. Vücutta dışkı kontrolüne yardımcı olan yastıkçıklardır. Bu damarlı yapılar şiştiğinde veya iltihaplandığında, ortaya çıkan duruma hemoroid ya da basur denilmektedir. Basur toplumda bir tabudur. Utanma duygusu nedeniyle vakaların büyük bir bölümünde erken teşhis mümkün olmamaktadır. Kaşıntı ve rektal kanama belirtileriyle başlayan hemoroidi hastalar çoğu zaman tuvalette fark etmektedir. Rahatsızlığa neden olan şişmiş damarlar ağrıya de neden olmaktadır. Hemoroidin iki çeşidi bulanmaktadır.  Dış hemoroidler, anüs çevresindeki derinin altında oluşan dış kistler, dışarı doğru çıkıntı yapmaktadır. Dış hemoroidler genellikle şişmiş kan damarları veya sert yumrular şeklinde görüldüğü için daha belirgindir. İç hemoroidler de adından da anlaşılacağı gibi rektumun içindedir. Rektumun içinde oluşan iç hücrelerdir. Hastalar genellikle dışkıda kan gördüklerinde veya hemoroidler anüsün dışına doğru şişecek kadar büyüdüğünde iç hemoroidleri olduğunu fark eder' dedi.</p><p>Hemeroidin birçok nedeni olduğunu söyleyen Ali Can Yalı, 'Hemoroidin birçok farklı nedeni vardır, en yaygın olanları şunlardır: Kronik kabızlık veya ishal. Dışkılama sırasında zorlanma. Aşırı derecede kilolu olmak. Tuvalette uzun süre oturma. Gebelik hali. Lif oranı düşük beslenme alışkanlığı. Düzenli olarak ağır kaldırmak. Bu nedenler anüs çevresindeki damarların basınç altında gerilmesine neden olmakta hatta damarların şişmesine ve kabarmasına yol açmaktadır. Alt rektumdaki bu artan basınç, hemoroid oluşumundan sorumlu tutulmaktadır' ifadelerini kullandı.</p><p>Yalı, hemeroidle karıştırılan sorunlarla ilgili verdiği bilgilerde, 'Hemoroid ile benzer semptomlara sahip diğer sorunları ayırt etmek önemlidir. Anüs, rektum ve kolon kanserleri: Bu kanserler rektum yakınlarında ortaya çıkabilmekte ve belirtileri hemoroide benzemektedir. 40 yaş sonrasında çok yaygın olarak görülen rektum ve kolon kanseri erken evrede tespit edilmesi hayati önem taşımaktadır. Düzenli olarak yapılan taramalarla kolorektal kanserlerle mücadelede edilebilmektedir. Bazen bu tümörler iyi huylu olurken, bazen de kötü huylu olabilirler. Bu nedenle, doğru teşhis çok önemlidir. Anal fissürler, anal kanalın iç yüzeyinde oluşan yırtıklar, dışkılama sırasındaki travma nedeniyle oluşur. Ağrının eşlik ettiği yırtıklarda hemoroid belirtisi olan kanama görülebilir. Anal fissürdeki doku yırtılmasıyken, hemoroidlerin ise alt rektumdaki doku yastıklarının zayıflamasından kaynaklandığını söylemek gerekir. Fissürler için yeterli su alımı ve lif açısından zengin besinlerin tüketilmesi gerekir. Kolon poliplerinde de bu polipler kanserli olmayan, çoğu zaman yaş ilerledikçe kolon veya rektumun iç yüzeyinde oluşan büyümelerdir. Bunlar ailevi ya da kalıtsal faktörlere bağlı olabilmektedir. Kolon polipleri olan hastalar, hemoroid semptomlarına benzer ağrı veya rektal kanamayla yüzleşebilirler.  Divertiküloz ve divertikülit de ise gastrointestinal sistemin iç yüzeyinin küçük bölgelerinin zayıflaması ve bağırsakta dışa doğru bir kese oluşmasına neden olan bir durumdur. Bu dışa doğru küçük bir kese gibi görünür. Divertiküller en sık kolonda görülmektedir. Gastrointestinal sistemin herhangi bir yerinde de ortaya çıkabilmektedir. Bağırsak perforasyonu, kanama, apse veya darlık gibi bir komplikasyon olmadığı sürece herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle hemoroidle karıştırılmaktadır.  Makat bölgesinde herhangi bir problem yaşandığında öncelikle bir cerraha muayene olmak önemlidir. Muayene olmak daha sonrasında çıkabilecek sorunların ve gecikmiş teşhisin önüne geçecektir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hemoroid-sanilan-sikayetler-ci_1771999922_FIE2TP.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hemoroid sanılan şikayetler ciddi sorunların işareti olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hemoroid-sanilan-sikayetler-ci_1771999922_FIE2TP.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Reflü hastalarına altın değerinde tavsiyeler]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/reflu-hastalarina-altin-degerinde-tavsiyeler/10575/</link>
            <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan; reflü hastalarının Ramazan ayını rahat geçirebilmeleri için önemli tavsiyelerde bulundu. Prof. Dr. Kaplan; reflü hastalarının iftarda acı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durması gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/reflu-hastalarina-altin-degerinde-tavsiyeler/10575/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan; reflü hastalarının Ramazan ayını rahat geçirebilmeleri için önemli tavsiyelerde bulundu. Prof. Dr. Kaplan; reflü hastalarının iftarda acı ve baharatlı yiyeceklerden uzak durması gerektiğini söyledi.</p><p>Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan; Ramazan ayı dolayısıyla uzun süren açlık veya sahurda yemeğin ardından hemen yatılması nedeniyle reflü şikayetlerinde artış meydana geldiğini kaydetti. Alınabilecek küçük önlemlerle reflüyü azaltmanın mümkün olduğunu dile getiren Prof. Dr. Kaplan, şu tavsiyelerde bulundu;</p><p>'Ramazan ayında uzun süre açlıktan sonra ağır yemekler yenilmesine bağlı olarak iftar saatlerinde reflü şikayetleri ve yine sahurdan sonra yemek yenilip direk yatılmasından dolayı reflü şikayetleri çok fazla olmaktadır. Biz de bunu polikliniklerimizde görüyoruz, özellikle Ramazan&#39;da uzun süren açlığın tetiklediği mide ağrıları ve reflü şikayetleriyle hastalar sıklıkla gelmektedir. Aslında alınabilecek küçük önlemlerle reflüyü azaltmak mümkündür. İftar vaktinde biraz daha hafif öğünler tercih edilmeli, reflüye sebep olabilecek acılı, baharatlı yiyeceklerden uzak durulabilir. Özellikle sahur vaktinde yemek yendikten sonra hemen yatılıyor. Burada biraz hafif yemekler tüketilmesi veya sahur vaktinin biraz öne çekilmesi önerilebilir. Meyve çayları, papatya çayı, rezene çayı gibi çaylar mide ağrılarını rahatlatabilir. Yine evde karbonat gibi yiyecekler varsa mide öz sütü için tavsiye edilebilir. Sigara da reflünün en önemli sebeplerinden birisidir. Ramazan&#39;da sigara içen kişilerin sigarayı bırakması da özellikle reflü şikayetlerinin azaltılması konusunda hastalara çok yardımcı olacaktır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/reflu-hastalarina-altin-degeri_1771577103_U5LdZ3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Reflü hastalarına altın değerinde tavsiyeler ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/reflu-hastalarina-altin-degeri_1771577103_U5LdZ3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan: 'Ramazan'da vücudu susuz bırakmayın']]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/gastroenteroloji-uzmani-prof-dr-mustafa-kaplan--ramazan-da-vucudu-susuz-birakmayin-/10514/</link>
            <description><![CDATA[Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, Ramazan ayında vatandaşlara sahur ve iftar yemekleri ile ilgili tavsiyelerde bulunurken, günde 2-3 litre sıvı tüketiminin önemine değindi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/gastroenteroloji-uzmani-prof-dr-mustafa-kaplan--ramazan-da-vucudu-susuz-birakmayin-/10514/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, Ramazan ayında vatandaşlara sahur ve iftar yemekleri ile ilgili tavsiyelerde bulunurken, günde 2-3 litre sıvı tüketiminin önemine değindi.</p><p>Ramazan ayına sayılı günler kala vatandaşlarda iftar ve sahurluk telaşı had safhaya ulaşırken, uzmanlar da sağlıklı bir Ramazan geçirmek için tavsiyelerde bulundu. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, günde en az 2-3 litre su tüketilmesi gerektiğini ifade ederek, 'Ramazan ayı uzun süre yaz aylarına denk gelmekteydi. Bu da Ramazan&#39;daki uzun süreli açlıkla beraber hastalarımızda susuzluk ve buna bağlı böbrek ve karaciğer hastalıkları, mide rahatsızlıklarını görmekteydik. Ancak bu sene Ramazan ayının kış ayına gelmesi sebebiyle susuzluk biraz daha az rahatsız edici olacaktır. Ancak biz yine de vatandaşlarımızın günlük 2 ile 3 litre arasında sıvı tüketmesini tavsiye ediyoruz' dedi.</p><p>'Ağır yemeklerden kaçının'</p><p>Ramazan ayında iftar ve sahurlarda ağır yemeklerden uzak durulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kaplan, 'Ramazan&#39;da malum 12 saat kadar bir açlık bekleniyor. Özellikle sahur yemeklerinin biraz daha hafif yenilmesini tavsiye ediyoruz. Sahur yemeklerinde mümkünse ağır olabilecek yağlı, kızartmalı, hamur işleri gibi yiyeceklerden uzak durulması, uzun süre tok tutacak yumurta, hurma, peynir, sebze, meyve gibi yiyeceklerin tüketilmesini özellikle tavsiye etmekteyiz. İftar saatlerinde de yine vatandaşlarımızın ağır yemekler tüketmesini istemiyoruz. Çünkü uzun süreli açlıktan sonra mide birden ağır yemeklere maruz kaldığı zaman reflü, hazımsızlık gibi şikayetler olabilmektedir. Bunun için mümkünse yemeklere bir hurma, çorbayla başlanması, ana yemeklerde ağır yemeklerin değil de mümkünse ızgara, tavuk gibi besinlerin tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Tatlı seçiminde de mümkünse sütlü tatlıları kesinlikle tavsiye etmekteyiz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gastroenteroloji-uzmani-prof-d_1771328163_uiLARz.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan: 'Ramazan'da vücudu susuz bırakmayın' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gastroenteroloji-uzmani-prof-d_1771328163_uiLARz.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi, Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde hizmete girdi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/cad-cam-dijital-protez-uretim-sistemi-nimet-bayraktar-agiz-ve-dis-sagligi-hastanesi-nde-hizmete-girdi/10427/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi'nin hizmete girdiğini duyurdu.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/cad-cam-dijital-protez-uretim-sistemi-nimet-bayraktar-agiz-ve-dis-sagligi-hastanesi-nde-hizmete-girdi/10427/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi&#39;nde CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi&#39;nin hizmete girdiğini duyurdu.</p><p>'Bilgisayar destekli tarama, tasarım ve üretim teknolojisiyle protezler artık daha hızlı, daha hassas ve yüksek kaliteyle hazırlanacak' ifadeleriyle müjdeyi veren Başkan Büyükkılıç açıklamasında; 'Bir tıp hekimi olarak, bu modern sağlık yatırımının şehrimize kazandırılmasından büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu önemli yatırımda desteklerini esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu&#39;na, Sağlık Bakan Yardımcımız Halim Özçevik&#39;e, Valimiz Gökmen Çiçek&#39;e, milletvekillerimize, İl Sağlık Müdürümüz Dr. Mehmet Erşan&#39;a ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cad-cam-dijital-protez-uretim-_1770992644_Y8sjOW.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ CAD/CAM Dijital Protez Üretim Sistemi, Nimet Bayraktar Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde hizmete girdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cad-cam-dijital-protez-uretim-_1770992644_Y8sjOW.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Arkadaş tavsiyesi ile sağlıkta Türkiye'yi tercih etti]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/arkadas-tavsiyesi-ile-saglikta-turkiye-yi-tercih-etti/10267/</link>
            <description><![CDATA[Hollanda'dan Türkiye'ye ilk kez gelen Mick Berends, sağlık kontrolünden geçmek için Memorial Kayseri Hastanesi'ni tercih etti. Berends, Hollanda'daki Türk arkadaşlarının tavsiyesi üzerine check up için Türkiye'ye geldiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/arkadas-tavsiyesi-ile-saglikta-turkiye-yi-tercih-etti/10267/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hollanda&#39;dan Türkiye&#39;ye ilk kez gelen Mick Berends, sağlık kontrolünden geçmek için Memorial Kayseri Hastanesi&#39;ni tercih etti. Berends, Hollanda&#39;daki Türk arkadaşlarının tavsiyesi üzerine check up için Türkiye&#39;ye geldiğini belirtti.</p><p>Amsterdam&#39;da yaşayan 27 yaşındaki Mick Berends&#39;e, Memorial Kayseri Hastanesi&#39;nde sağlık durumunun belirlenmesi için tam kapsamlı check up yapıldı. Berends, doktor muayenelerinin ardından MR, ultrason, kan ve idrar tahlillerinin yanı sıra efor testinden geçti.  Mick Berends&#39;ın herhangi bir sağlık sorunun olmadığı anlaşıldı.</p><p>Sağlık sistemi dikkat çekici</p><p>Mick Berends, sağlık sorunu olup olmadığını öğrenmek için 2 günlüğüne Türkiye&#39;ye geldiğini belirtti. Türkiye&#39;deki sağlık sisteminin dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, 'Şimdiye kadar önemli bir sağlık sorunu yaşamadım. Yaşadığım en önemli sağlık sorunu el bileğimi kırmamdı' diye konuştu.</p><p>Arkadaş tavsiyesiyle geldi</p><p>Düzenli olarak spor yaptığını ifade eden Mick Berends, 'Hollanda&#39;daki Türk arkadaşlarım ile check up konusunu konuşurken, bana Memorial Hastanesi&#39;ni tavsiye ettiler. Babam genelde check up için Almanya&#39;ya gider. Babama burada yaşadığım deneyimi anlatacağım. Eminim artık bundan sonra Türkiye&#39;yi tercih edecek' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/arkadas-tavsiyesi-ile-saglikta_1770367443_Pzh56j.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Arkadaş tavsiyesi ile sağlıkta Türkiye'yi tercih etti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/arkadas-tavsiyesi-ile-saglikta_1770367443_Pzh56j.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-saglik-hizmetleri-kapasite-degerlendirme-toplantisi-gerceklestirildi/10189/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı Vali Gökmen Çiçek başkanlığında gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/kayseri-saglik-hizmetleri-kapasite-degerlendirme-toplantisi-gerceklestirildi/10189/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı Vali Gökmen Çiçek başkanlığında gerçekleştirildi.</p><p>Valilik Toplantı Salonu&#39;nda gerçekleştirilen toplantıya Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Vali Yardımcısı Şenol Esmer, İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan ve Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Özyalçın katıldı. Toplantıda; il genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin mevcut kapasitesi, sağlık tesislerinin fiziki imknları, personel durumu ve hizmet sunumunda karşılaşılan ihtiyaçlar ele alındı.</p><p>Toplantı; İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan tarafından Kayseri&#39;deki sağlık altyapısının mevcut durumu ve hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında yapılan sunumun ardından sona erdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kayseri-saglik-hizmetleri-kapa_1770030603_uptgnr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kayseri-saglik-hizmetleri-kapa_1770030603_uptgnr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Grip ve geçmeyen öksürüğe akgünlük sakızı tavsiyesi]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/grip-ve-gecmeyen-oksuruge-akgunluk-sakizi-tavsiyesi/10166/</link>
            <description><![CDATA[Kayseri'de soğuk havaların etkili olmasıyla grip vakalarında artış olduğunu kaydeden aktar Hanzala Altun, geçmeyen öksürüğe akgünlük sakızını önerdi.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/grip-ve-gecmeyen-oksuruge-akgunluk-sakizi-tavsiyesi/10166/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kayseri&#39;de soğuk havaların etkili olmasıyla grip vakalarında artış olduğunu kaydeden aktar Hanzala Altun, geçmeyen öksürüğe akgünlük sakızını önerdi.</p><p>Kayseri&#39;de 13 yıldır aktarlık yapan Muhammet Hanzala Altun; gribin ve öksürüğün eskisinden daha sert geçtiğini söyledi. Ihlamurun eksik edilmemesini söyleyen Altun, öksürük ve akciğerleri temizlemek için akgünlük sakızını önerdi. Kış aylarının bastırmasıyla grip salgını ve geçmeyen öksürüğe doğal tavsiyelerde bulunan Altun, 'Şu anda ortada bir salgın var. Hem öksürük hem nezle ve grip. Bu öksürük öncekiler gibi değil vücutta daha fazla kalıyor. Eskiden 1 haftada geçen grip şimdi geçmiyor. Biz bu grip için C vitamini tarzı şeyler öneriyoruz. Zaten ıhlamur hayatımızdan asla eksik etmememiz gerekli. Narçiçeği, zencefil öneriyoruz. Öksürük ve akciğerleri temizlemek içinde akgünlük sakızı, andız pekmezi, keçiboynuzu özü öneriyorum. Karadut özü çocuklarda daha etkili, öneriyorum. Bunların yanı sıra kullana bileceğiz kış çayı tazıdan da olur. Ekinezya çayları kaynatılıp tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Yetişkinlerde pekmezleri sabah akşam 1 er tatlı kaşığı, çocuklarda ise günde 1 tatlı kaşığı kullana bilirsiniz. Bizim tek isteğimiz doğal ve bilindik yerden alınmasını tavsiye ediyoruz' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/grip-ve-gecmeyen-oksuruge-akgu_1769951762_eQz2mo.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Grip ve geçmeyen öksürüğe akgünlük sakızı tavsiyesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/grip-ve-gecmeyen-oksuruge-akgu_1769951762_eQz2mo.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye'nin en büyük diş hastanesi ilk hastalarını aldı]]></title>
            <link>https://www.erciyeshaber.com/turkiye-nin-en-buyuk-dis-hastanesi-ilk-hastalarini-aldi/10109/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye'nin en büyük diş hastanesi olan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi'nin yeni Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç beraberinde ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile yeni hastane binasını inceleyerek, bilgi aldı.]]></description>
            <guid>https://www.erciyeshaber.com/turkiye-nin-en-buyuk-dis-hastanesi-ilk-hastalarini-aldi/10109/</guid>
            <category domain="https://www.erciyeshaber.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 16:11:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türkiye&#39;nin en büyük diş hastanesi olan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi&#39;nin yeni Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç beraberinde ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile yeni hastane binasını inceleyerek, bilgi aldı.</p><p>399 diş ünit sayısı yılda 450 binin üzerinde hastanın tedavi edilmesi planlanan Türkiye&#39;nin en büyük diş hastanesi olan ERÜ Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı. İlk hastalarını alan yeni hastane binasını ziyaret eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile birlikte Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan Topçuoğlu ve Başhekim Prof. Dr. Sezer Demirbuğa&#39;dan hastane hakkında bilgi aldı. Ziyaretinde hastalar ile de sohbet eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek; hastanenin hayırlı olması temennisinde bulunarak, yeni binanın şehre kazandırılmasında emeği geçen Rektör Prof. Dr. Fatih Altun ve ekibine teşekkür etti. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun&#39;un geçtiğimiz günlerde ERÜ&#39;ye yaptırılacak olan 800 yataklı yeni Tıp Fakültesi Hastanesi&#39;nin müjdesi ile çok mutlu olduklarını belirten Vali Gökmen Çiçek, bugünde Türkiye&#39;nin en büyük Diş Hastanesi&#39;nin yeni hizmet binasını gezince gururlandıklarını söyledi. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun&#39;un büyük mücadeleler vererek, bu hastane binasını şehre kazandırdığını belirten Vali Gökmen Çiçek, artık muayene randevusu konusunda hastaların hiç bir sıkıntı yaşamayacağını söyledi.</p><p>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ise yaptığı konuşmada ERÜ Diş Hastanesi&#39;nin sağlık alanında önemli bir bina olduğunu belirtti. Erciyes Üniversitesi&#39;nin sağlık alanında bölgeye hizmet veren bir pilot kurum olduğuna dikkat çeken Başkan Dr. Büyükkılıç; 'ERÜ Hastaneleri Kayserimizin gururu. Sağlık camiasında insanlara olarak böyle güzel tesisleri görünce içimiz açılıyor. İnsanda güven duygusu oluşturuyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz' dedi. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun da yaptığı konuşmada Diş Hastanesi&#39;nin yeni binası ile  214 diş ünit kapasitesinden, 399 ünit kapasitesine çıkarıldığına ve mevcut binada yılda 322 bin hastaya hizmet verirken, yeni bina ile 450 binin üzerinde hastaya hizmet vereceklerini söyledi. 41 bin metrekare kapalı alan ile Türkiye&#39;nin en büyük diş hastanesi olduğunun altını çizen Rektör Prof. Dr. Altun, şunları kaydetti;</p><p>'Yeni diş hastanemiz ile kapalı metrekare alan ve ünit sayısı ile Türkiye&#39;nin bir numarası olmuş durumdayız. Yeni binamız sadece Kayserimize değil, bölgemize hizmet verecek bir bina. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın bu binanın kazandırılmasında destekleri çok önemli. Bu yapının maliyeti 1 milyon 260 milyon TL. Yapım süreçlerinde Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Sayın İbrahim Şenel, Kayseri Valimiz Sayın Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Dr. Memduh Büyükkılıç&#39;ın da bizlere her türlü desteği vermeleri önemli oldu. Peyzaj çalışmasına destek olan Melikgazi Belediye Başkanı Sayın Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu da emeğini hiç esirgemedi bizlere. Ben desteklerinden dolayı herkese teşekkür ediyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-nin-en-buyuk-dis-hasta_1769692444_MVRloa.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye'nin en büyük diş hastanesi ilk hastalarını aldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.erciyeshaber.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/turkiye-nin-en-buyuk-dis-hasta_1769692444_MVRloa.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Erciyes Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Erciyes Haber</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>