Sonbahara hem bedenen hem psikolojik olarak hazırlanın

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, sonbaharda gün ışığının azalmasının ve kapalı alanlara yönelmenin hormonları etkilediğini söyleyerek, Sonbahara dolabımızı ve bedenimizi hazırladığımız gibi psikolojimizi de hazırlamalıyız dedi.

TIKLA TAKİP ET >

Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, sonbaharda gün ışığının azalmasının ve kapalı alanlara yönelmenin hormonları etkilediğini söyleyerek, 'Sonbahara dolabımızı ve bedenimizi hazırladığımız gibi psikolojimizi de hazırlamalıyız' dedi.

'Mevsimle birlikte gelen değişiklikler hormonları etkiliyor'

Sonbahar mevsimi ile birlikte gün ışığındaki azalmanın ve kapalı ortamların hormonlara etkisi olacağını söyleyen Arzu Hamurcu, 'Mevsim değişiklikleriyle birlikte aslında biz dolabımızı hazırlıyoruz. Kıyafetlerimizi değiştiriyoruz. Belki birçok planımızı ve rutinimizi değiştiriyoruz ama psikolojimizin bundan hiç etkilenmeyeceğini düşünüyoruz. Oysaki bedenimizi hazırladığımız gibi psikolojimizi de buna uyumlu hale getirmeliyiz. Çünkü sonbaharın etkisiyle birlikte artık günler kısalıyor. Gün ışığı azalıyor. Bizim dışarıda geçirdiğimiz vakit azalıyor ve kapalı alanlarda daha fazla kalıyoruz. Bunun hormonlarımıza da etkisi illaki olacaktır. Yani gün içerisinde sirkadiyen ritim dediğimiz uyku uyanıklık arasındaki denge bozuluyor bir kere. Melatonin hormonu, serotonin hormonu değişiyor ve uykuda, iştahta, beslenmede, dikkatte, konsantrasyonda ciddi anlamda değişiklikler oluyor ve bizim bunu bir ritim değişikliği olarak, bir mevsim değişikliği olarak kabul etmemiz ve bu süreci de böyle adlandırmamız gerekiyor. Burada tabi ki de her sonbahar hüznü depresyon demek değildir. Bunun altını çizmek istiyorum. Çünkü bizim rutinlerimiz değiştikçe yani yaz tatilinden, yazdan daha doğrusu, sonbahara geçtikçe özgürlük anlayışımız, tatilimiz, belki esnekliğimiz, belki aile içi ilişkilerimiz, belki içinde bulunduğumuz birçok grup değişiyor oluyor ve biz daha sorumluluklarımıza, beklentilerimize, bizden beklenenlere uyum sağlamaya çalıştığımız bir döneme rutinlere; işe, okula ya da ev işlerine vesaire döndüğümüz dönemlerdeyiz. Bu noktada aslında biraz da psikolojik açıdan yazın getirmiş olduğu rehaveti ve yazın getirmiş olduğu rahatlığı da yavaş yavaş kaybediyor olmanın hüznünü yaşarken buluyoruz. İşte bu yüzden bunun bir mevsim normali olduğunu, bir geçiş dönemi olduğunun altını çiziyorum ve tabi ki de çok doğal bir ritim olduğunu da hatırlatmak istiyorum' dedi.

'1 aydan fazla süren belirtiler depresyon olabilir'

Hamurcu, bu dönemde görülen iştahsızlık, uyku bozukluğu ve konsantrasyon düşüşlerinin 1 aydan fazla sürmesi halinde uzman görüşü alınması gerektiğini söyleyerek, 'Fakat burada iştahta, uykuda ya da dikkatte, konsantrasyonda ciddi anlamda hayatı etkileyecek belirgin düşüşler yaşanıyorsa ve bunun süresi 1 aydan daha fazla bir süre halinde beni görüyorsa eğer ve beni takip eden bir noktadaysa o zaman ciddi bir uzman görüşüne başvurmalıyım demektir. O yüzden sonbahar hüznü yaşadığınız şey depresyon olmayabilir ama depresyon belirtileri arasında bizim için uyku bozuklukları, iştah bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları çok çok önemli bir noktada. O yüzden belirtilerin biraz da süresine bakmamız gerekiyor. Eğer 2 haftayla 1 ayı aşan bir süredeyse bu nokta, o zaman gerçekten de bizim için artık bunun bir depresyon noktasında olduğunun işaretleri olabilir ve bir uzman görüşü, bir profesyonel görüş bu noktada etkili olabilir' ifadelerini kullandı.

'Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanın'

Sonbahar döneminde gün ışığından mümkün olduğunca faydalanılması gerektiğini söyleyen Arzu Hamurcu, 'Peki bu süreçte ne yapacağız? Yani bu noktada artık bizim için daha aktif bir hayata dönmek için neler yapabiliriz? Bir kere mümkün mertebede açık havadan ve gün ışığından faydalanmamız gerekiyor. Kendimize yeni bir rutin, bedenimize yeni bir ritim uyandırmamız gerekiyor. Tıpkı dolabımızı değiştirip yeni kombinlerimizden aslında heyecanlandığımız gibi, yeni hayatımızdan da biraz heyecan duymamız gerekiyor. Bu noktada sosyal çevreden bu yüzden tamamen çekilmemek, elimizden geldiğince gün ışığından destek almak, açık havada ve dışarıda yaptığımız aktiviteleri yüzde 100 kısıtlamamak bizi çok besleyici bir yerde kılacaktır ve bu süreçte getirdiği noktada aslında doğadan da biraz ilham almayı tavsiye ediyorum. Doğada nasıl ki 12 ay aynı enerjiyi beklemiyorsak hiçbir canlıdan, kendimizden de 12 ay boyunca aynı enerjiyi beklemeyeceğiz. Doğa kendi içerisinde tamamlanır, dönüşür ve bizim de bazı aylar doğal olarak dönüştüğümüz, düştüğümüz, yükseldiğimiz bir evremiz olabilir ve bundan da çok şey öğrenebilir. Hayata bu şekilde de yol gösterebiliriz' dedi.

Bakmadan Geçme